Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, 7 Ekim 2023'te başlayan İsrail-Hamas savaşında hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının 73 bini aştığını duyurdu. Bakanlık verilerine göre, ölenlerin büyük çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girdiği Ekim ayından bu yana çatışmalar tam olarak durmazken, İsrail ordusu özellikle kuzey Gazze'deki operasyonlarını sürdürüyor. Hamas ve diğer militan grupların tehdit oluşturduğunu savunan İsrail yetkilileri, hedefli saldırılar düzenlediklerini belirtiyor.
Ateşkesin kırılganlığı ve insani kriz derinleşiyor
Ekim 2023'te varılan ateşkes, taraflar arasında kalıcı bir barış sağlamaktan uzak olsa da, çatışmaların kısmen durmasını sağlamıştı. Ancak İsrail'in zaman zaman düzenlediği hava saldırıları ve Hamas'ın roket atışları, ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, Gazze'deki insani durumun kritik boyutlara ulaştığı uyarısında bulunuyor. Sivil altyapının büyük ölçüde tahrip olduğu bölgede, temiz su, gıda ve tıbbi malzeme sıkıntısı had safhada. Yaklaşık iki milyon kişi yerinden edilmiş durumda ve birçok aile enkaz altında kalan yakınlarının cesetlerini çıkarmak için ekipman yetersizliğiyle karşı karşıya.
Öte yandan, uluslararası toplumun ateşkesi kalıcı hale getirme ve insani yardım akışını artırma çabaları sürüyor. ABD, Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde, taraflar arasında güven tesis etmenin zor olduğu görülüyor. İsrail, Hamas'ın tamamen etkisiz hale getirilmeden ateşkesin anlamsız olduğunu savunurken, Hamas İsrail'in işgalci güç olarak bölgeden çekilmesini talep ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: 73 bin ölü bir bilanço
Gazze'deki savaş sadece bölgesel değil, küresel anlamda da büyük yankı uyandırıyor. Birleşmiş Milletler, savaşın ilk yılında 7.000'den fazla çocuğun öldüğünü rapor etmişti; bu ölümlerin büyük kısmı İsrail hava saldırılarında gerçekleşmişti. Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı 73 bin ölü sayısı, savaşın insani maliyetini gözler önüne seriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) ve Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), İsrail ve Hamas liderleri hakkında savaş suçu soruşturmaları başlatmış durumda. Ancak bu süreçlerin çatışmaları durdurmadaki etkisi sınırlı kalıyor.
Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı, İsrail'in saldırılarını kınarken, ABD ve Batılı müttefikleri İsrail'in kendini savunma hakkını desteklemeye devam ediyor. Çin ve Rusya ise BM Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrısı yapan karar tasarılarına destek veriyor. Gazze'deki savaş, Orta Doğu'da İran'ın desteklediği Hizbullah ve Yemen'deki Husiler gibi grupların da dahil olduğu daha geniş bir bölgesel gerilimin parçası haline gelmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'de can kaybının 73 bini aşması, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasına olan desteğini bir kez daha gündeme getiriyor. Türkiye, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sert eleştirileri olmak üzere, İsrail'in saldırılarını kınayan ve Filistin'e insani yardım gönderen ülkelerin başında geliyor. Ancak bu durum, Türkiye-İsrail arasındaki ilişkileri daha da karmaşık hale getiriyor; zira iki ülke arasında 2022'de başlayan normalleşme süreci sekteye uğramış durumda. Bölgesel açıdan bakıldığında, Gazze'deki kriz Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını ve Katar, Mısır gibi ülkelerle olan ilişkilerini de etkiliyor. Türkiye, Müslüman Kardeşler bağlantılı Hamas'la olan ilişkileri nedeniyle Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerle zaman zaman karşı karşıya geliyor. Küresel ölçekte ise Türkiye, BM platformlarında Filistin'e destek vererek İslam dünyasının liderliğini üstlenmeye çalışıyor. Ancak, savaşın uzaması Türkiye'nin insani yardım bütçesini zorlarken, bölgede kalıcı barışın sağlanamaması Türk dış politikasının manevra alanını daraltıyor. Türkiye'nin bu süreçte arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenebilir, ancak taraflar arasındaki derin güvensizlik bu çabaların başarısını sınırlayabilir.