Ermenistan'da bugün düzenlenen erken parlamento seçimleri, ülkenin Rusya ile ilişkilerinde bir dönüm noktası olarak görülüyor. Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi, seçimlerden güçlü bir yetki alarak Moskova ile bağları gevşetmeyi ve Batı ile iş birliğini derinleştirmeyi hedefliyor. Ancak Rusya'nın artan baskısı ve AB'nin Ermenistan'a yönelik ilgisi, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendiriyor.
Seçimlerin arka planı ve Rusya'nın tepkisi
Paşinyan, 2018'deki kadife devrimden bu yana Ermenistan'ı yönetiyor ve ülkeyi Rusya'nın etki alanından çıkarma çabalarıyla biliniyor. Son olarak Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya'ya yaptırım uygulamaktan kaçınan ancak AB ile yakınlaşan Paşinyan, Moskova'nın tepkisini çekti. Kremlin, Ermenistan'ın Batı'ya yönelmesini "kabul edilemez" olarak nitelendirirken, seçim sürecinde muhalefete yakın Rus yanlısı medya aracılığıyla Paşinyan yönetimini hedef alan yayınlar yapılıyor. Seçim anketleri, Sivil Sözleşme Partisi'nin yüzde 25-30 oy almasının beklendiğini ancak tek başına iktidar için yeterli olmadığını gösteriyor. Paşinyan, seçim öncesi yaptığı konuşmada, "Ermenistan'ın geleceği demokratik bir Avrupa ülkesi olarak inşa edilmelidir" dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise son günlerde yaptığı açıklamada, "Ermenistan'ın Rusya ile olan stratejik ortaklığını sorgulamasının bölgesel istikrara zarar vereceğini" söyledi.
Seçimler, Karabağ sorununun çözümsüz kalması ve 2020'de Azerbaycan'a karşı kaybedilen savaşın yaralarının sarılmaya çalışılması gölgesinde gerçekleşiyor. Paşinyan, savaşın ardından imzalanan ateşkes anlaşmasını eleştiren milliyetçi muhalefete karşı mücadele ediyor. Muhalefet, Paşinyan'ı Rusya ile ilişkileri zayıflatmakla suçluyor ve seçimlerde, Rusya ile bağları güçlendirme sözü veriyor. Ancak Paşinyan, mevcut ekonomik kriz ve pandemi sonrası toparlanma çabalarıyla da boğuşuyor. Ermenistan'ın Rusya'ya olan enerji bağımlılığı ve Rus sermayesinin ülke ekonomisindeki ağırlığı, Paşinyan'ın Batı'ya yönelme politikasını zorlaştırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ermenistan seçimleri, yalnızca ikili ilişkilerde değil, aynı zamanda Güney Kafkasya'daki jeopolitik dengelerde de önemli bir sınav niteliği taşıyor. AB, son yıllarda Doğu Ortaklığı programı kapsamında Ermenistan ile ilişkilerini geliştirmeye çalışırken, Rusya da Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) ve Avrasya Ekonomik Birliği üzerinden nüfuzunu korumaya çalışıyor. AB'nin Ermenistan'a yönelik ilgisi, özellikle enerji çeşitlendirmesi ve ulaştırma koridorları açısından stratejik önem taşıyor. ABD de Ermenistan'da demokratik reformları teşvik eden açıklamalar yaparak Paşinyan'a destek sinyali veriyor. Bu durum, Rusya'yı rahatsız ediyor ve Kremlin, Ermenistan'ın Batı'ya kaymasını kendi "yakın çevresine" bir tehdit olarak görüyor. Seçimlerin sonucu, Güney Kafkasya'da Rusya'nın etkisinin sürüp sürmeyeceğini belirleyecek. Eğer Paşinyan zafer kazanırsa, AB ile entegrasyon süreci hızlanabilir; ancak Rusya'nın ekonomik ve askeri yaptırım tehditleri de artabilir. Muhalefetin başarılı olması halinde ise Ermenistan'ın Rusya'ya daha fazla yanaşması ve hatta KGAÖ'nün askeri mekanizmalarının güçlendirilmesi beklenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan seçimleri, Türkiye'nin Kafkasya politikasını doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, Paşinyan'ın Batı yanlısı duruşunu, Türkiye ile normalleşme sürecinde bir fırsat olarak görüyor. 2020 Karabağ Savaşı sonrası başlayan diyalog, sınır kapılarının açılması ve diplomatik ilişkilerin kurulmasına yönelik adımlar, Paşinyan'ın iktidarda kalmasına bağlı. Ancak Rusya'nın bölgedeki etkisi ve Azerbaycan'ın hassasiyetleri, Türkiye'nin manevra alanını sınırlıyor. Seçim sonuçları, Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinin hızını belirleyecek. Ayrıca, Rusya'nın Ermenistan'daki nüfuzunu artırması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Suriye politikalarında karşısına çıkabilecek yeni krizlere zemin hazırlayabilir. Bu nedenle Ankara, seçimleri yakından takip etmekte ve hem AB hem de Rusya ile dengeleri gözetmektedir.