Gazze Şeridi'nde Ramazan Bayramı'nın ilk gününde, bir apartmanın çatısında bir araya gelen ailelerin bayramlaşması, İsrail savaş uçaklarının attığı bombalarla bir 'korku filmine' dönüştü. En az 20'si çocuk 45 Filistinli sivilin hayatını kaybettiği saldırı, İsrail'in 7 Ekim 2023'ten bu yana sürdürdüğü ve Uluslararası Adalet Divanı'nın 'soykırım' olarak nitelendirdiği operasyonların vahşetini bir kez daha gözler önüne serdi. Saldırı, Refah kentindeki El-Cenin mahallesinde meydana gelirken, kurtarma ekipleri enkaz altından halen ceset çıkarmaya devam ediyor. Görgü tanıkları, saldırı öncesinde herhangi bir uyarı yapılmadığını ve bayram namazı sonrası bir araya gelen kalabalığın doğrudan hedef alındığını ifade etti.
Bayram Sabahı Cehennemi
Bayramın ilk gününde, Gazze'deki birçok aile gibi El-Hindi ailesi de bir apartmanın çatısında kahvaltı yaparak bayramlaşıyordu. Ancak bu mutluluk kısa sürdü. İsrail savaş uçakları, hiçbir uyarı yapmadan binaya iki ağır bomba attı. Patlamanın şiddetiyle bina adeta kül oldu. Enkaz altında kalan onlarca kişi arasında kadınlar ve çocuklar da bulunuyordu. Gazze Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısı 45'e yükselirken, yaralı sayısı 80'i aştı. Kurtarma ekipleri, enkaz altından hâlâ ceset çıkarıyor. Saldırıya ilişkin uluslararası toplumdan gelen tepkiler sınırlı kalırken, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, sivillerin hedef alınmasının savaş suçu teşkil edebileceğini belirtti.
Olay, İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze'de gerçekleştirdiği saldırılarda sivil altyapıyı hedef almasının tipik bir örneği. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, İsrail ordusunun "ayırım gözetmeme" ve "orantılılık" ilkelerini ihlal ettiğini defalarca raporladı. Bu saldırı, Ramazan ayı boyunca süren çatışmaların arefesinde, Mısır ve Katar arabuluculuğunda ateşkes görüşmelerinin kilitlendiği bir dönemde geldi. Hamas'ın siyasi büro başkanı İsmail Haniye, saldırının ardından yaptığı açıklamada, "İsrail'in bu tür eylemleriyle müzakere masasında avantaj elde etmeye çalıştığını, ancak bu vahşetin direnişi kırmayacağını" söyledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Soykırımın Gölgesinde Bir Bayram
Bu saldırı, yalnızca Gazze'de değil, tüm Ortadoğu'da infial yarattı. Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri saldırıyı kınarken, Batılı ülkelerin sessizliği dikkat çekti. ABD Dışişleri Bakanlığı, "sivillerin korunması çağrısı yaptıklarını" ancak herhangi bir yaptırım veya somut adım atmadıklarını duyurdu. Bu durum, İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayarak işlediği suçlara karşı uluslararası toplumun çaresizliğini bir kez daha ortaya koydu. Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'na açtığı soykırım davası sürerken, İsrail'in saldırılarına devam etmesi, uluslararası hukukun caydırıcılığını sorgulatıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, saldırıyı 'dehşet verici' olarak nitelendirirken, ateşkes çağrısını yineledi. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 'Hamas'ın yok edilmesi' hedefinden sapmayacaklarını beyan etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 7 Ekim'den bu yana Gazze'deki insanlık dramına karşı en güçlü tepkiyi veren ülkelerden biri. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i 'soykırım' yapmakla suçlarken, Türkiye, Uluslararası Adalet Divanı'ndaki soykırım davasına müdahil olma kararı aldı. Bu saldırı, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve Filistin davasına verdiği desteğin haklılığını bir kez daha teyit ediyor. Siyasi ve diplomatik yansımaların yanı sıra, Türkiye'nin insani yardım çabaları da bu tür trajedilerle daha da önem kazanıyor. Ekonomik boyutta ise, bölgedeki çatışmaların Doğu Akdeniz'de enerji ve ticaret yollarını etkileme riski, Türkiye'nin güvenlik çıkarları açısından dikkatle izlenmelidir. Ayrıca, İsrail ile normalleşme sürecinin sorgulanmasına yol açacak bu tür olaylar, Türk dış politikasında Filistin ekseninin ağırlığını artırmaktadır.