Ermenistan, 7 Haziran Pazar günü gerçekleştirilecek erken parlamento seçimleriyle ülkenin gelecekteki jeopolitik rotasını belirlemeye hazırlanıyor. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana Rusya'nın en sadık müttefiklerinden biri olan Ermenistan, halkın giderek Avrupa Birliği'ne (AB) yönelmesiyle kritik bir dönemeçte. Seçimler, sadece iç siyasi dengeleri değil, aynı zamanda Güney Kafkasya'daki güç mücadelesini ve Türkiye ile ilişkileri de etkileyecek potansiyele sahip.
Seçimin arka planı: Siyasi kriz ve jeopolitik dönüşüm
Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki hükümet, Kasım 2020'de Dağlık Karabağ savaşının kaybedilmesinin ardından büyük bir siyasi krizle karşı karşıya kaldı. Savaş sonrası imzalanan ateşkes anlaşması, Ermenistan'ın Dağlık Karabağ ve çevresindeki toprakların büyük bir kısmını Azerbaycan'a bırakmasına yol açtı. Bu yenilgi, Paşinyan hükümetine yönelik kitlesel protestoları beraberinde getirdi ve erken seçim kararını zorunlu kıldı. Seçimler, Paşinyan'ın meşruiyetini yenilemek veya muhalefetin yeni bir yol çizmesi açısından belirleyici olacak.
Ancak seçimlerin en önemli boyutu, ülkenin dış politikadaki yönelimini ilgilendiriyor. Ermenistan, eski başbakan Serj Sarkisyan döneminde Rusya yanlısı bir çizgide ilerlerken, Paşinyan iktidara geldikten sonra AB ile daha yakın ilişkiler kurmaya çalıştı. Ancak Rusya'nın bölgedeki nüfuzu, özellikle askeri alanda oldukça güçlü. Ermenistan, Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nün (KGAÖ) bir üyesi ve ülkede Rus askeri üsleri bulunuyor. Paşinyan, Rusya'nın Karabağ savaşında yeterli desteği vermediğini ima ederek Moskova'ya sitem etti; bu da AB ile yakınlaşma çabalarını hızlandırdı.
Seçimlerde Paşinyan'ın partisi Sivil Sözleşme ile eski cumhurbaşkanı Robert Koçaryan liderliğindeki ittifak yarışıyor. Koçaryan, Rusya ile daha güçlü bağlar kurulmasından yana ve Paşinyan'ın AB'ye yönelik politikalarını eleştiriyor. Anketler, seçmenin neredeyse eşit oranda iki blok arasında bölündüğünü gösteriyor. Rusya yanlısı Koçaryan'ın zaferi halinde Ermenistan'ın AB entegrasyonu rafa kalkabilir; Paşinyan'ın zaferi ise AB ile ilişkileri derinleştirebilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Kafkasya'da güç dengesi
Ermenistan'daki seçim, sadece ülkeyi değil, tüm Güney Kafkasya bölgesini etkileyecek. Bölgede Rusya, İran, Türkiye ve AB arasında karmaşık bir güç mücadelesi yaşanıyor. Rusya, Ermenistan üzerindeki etkisini korumak isterken, AB ve ABD, bölgedeki enerji koridorları ve demokratikleşme süreçleri nedeniyle Ermenistan'a ilgi gösteriyor. Seçim sonucu, özellikle Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkilerde de belirleyici olacak.
Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişkiler bulunmuyor ve sınır 1993 yılından bu yana kapalı. Paşinyan döneminde, Türkiye ile normalleşme adımları atılması bekleniyordu ancak Karabağ savaşı bu süreci donma noktasına getirdi. Azerbaycan'ın zaferiyle sonuçlanan savaş, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırdı. Ermenistan'da AB yanlısı bir hükümetin seçilmesi halinde, Türkiye ile ilişkilerde yeni bir sayfa açılabilir; ancak bu, Azerbaycan ile denge politikası gerektiriyor.
Küresel açıdan, NATO'dan bağımsız bir ülke olan Ermenistan'ın AB'ye yakınlaşması, Rusya'nın etki alanında yeni bir çatlak anlamına gelebilir. Rusya, Ukrayna krizi ve Batı ile yaşadığı gerilim nedeniyle Kafkasya'daki alanını daraltmak istemiyor. Seçimler, Rusya'nın bölgedeki stratejik hesaplarına da doğrudan etki edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan seçimleri, Türkiye'nin Kafkasya politikası açısından kritik bir sınav. Azerbaycan'ın Karabağ zaferi sonrası bölgede etkinliğini artıran Türkiye, Ermenistan'la normalleşme sürecini yeniden canlandırmak isteyebilir. Ancak bu, Paşinyan'ın AB yanlısı bir zafer kazanmasına bağlı. Koçaryan'ın Rusya yanlısı bir hükümet kurması halinde Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde ilerleme beklenmez. Ayrıca, Ermenistan'da AB yanlısı bir hükümet, Türkiye'nin AB üyelik sürecine dolaylı katkı sağlayabilir. Ekonomik olarak, normalleşme halinde Kars-Iğdır sınır kapısının açılması ve karşılıklı ticaretin canlanması söz konusu olabilir. Güvenlik açısından, istikrarlı bir Ermenistan, bölgesel istikrara katkıda bulunur. Türkiye'nin bölgede denge politikası izlemesi, hem Azerbaycan'la dayanışmayı sürdürmek hem de Ermenistan'la yeni bir başlangıç yapabilmek için ince bir diplomasi gerektiriyor.