Ermenistan, 20 Haziran Pazar günü kritik bir parlamento seçimine gidiyor. Seçim, Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi ile çoğunluğu Rusya yanlısı olan muhalefet partileri arasında geçecek. Paşinyan'ın Batı ile daha yakın ilişkiler kurma çabası, geleneksel olarak Moskova'ya yakın duran Ermenistan siyasetinde önemli bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. Seçim, geçen yıl Dağlık Karabağ'da Azerbaycan'la yaşanan savaşın ardından ülkenin iç ve dış politikasında belirleyici bir rol oynayacak.
Seçimin arka planı: Karabağ yenilgisi ve siyasi kriz
Ermenistan'da erken seçime gidilmesinin en önemli nedeni, 2020 sonbaharında Dağlık Karabağ'da Azerbaycan karşısında alınan askeri yenilgi. 44 gün süren savaşın ardından imzalanan ateşkes anlaşması, Ermenistan'ın Karabağ'daki fiili kontrolünü büyük ölçüde kaybetmesine yol açtı. Bu durum, Başbakan Paşinyan'a karşı büyük protestolara ve siyasi istikrarsızlığa neden oldu. Muhalefet, Paşinyan'ı teslimiyetçilikle suçlarken, iktidar ise yenilginin sorumluluğunu önceki yönetimlere yüklüyor.
Seçim kampanyası sürecinde Paşinyan, Batı ile entegrasyonun Ermenistan'ı daha müreffeh ve güvenli kılacağını savunurken, muhalefet partileri Rusya ile stratejik ortaklığın korunmasının hayati önemde olduğunu dile getiriyor. Anketler, Sivil Sözleşme Partisi'nin yüzde 23-25 civarında oy almasının beklendiğini, ancak muhalefetin birleşmesi durumunda bu oranın düşebileceğini gösteriyor. Seçim barajı yüzde 5 olarak belirlenmiş durumda.
Bölgesel ve küresel boyut: Rusya ile Batı arasında denge arayışı
Ermenistan seçimi, sadece ülke içi siyaset için değil, aynı zamanda bölgesel güç dengeleri açısından da belirleyici. Rusya, Ermenistan'ın en önemli askeri ve ekonomik müttefiki konumunda. Ülkede Rus askeri üsleri bulunuyor ve Ermenistan, Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nün (KGAÖ) bir üyesi. Ancak Paşinyan yönetimi, son dönemde Avrupa Birliği ile ilişkileri geliştirmeye, ABD'den askeri yardım almaya ve Rusya'ya alternatif enerji kaynakları aramaya yöneldi. Bu durum, Moskova'da endişeyle karşılanıyor.
Analistler, seçim sonuçlarının Ermenistan'ın dış politikasında bir dönüm noktası olabileceğini belirtiyor. Eğer Paşinyan yeniden seçilirse, Batı yanlısı reformlara hız vermesi beklenirken, muhalefet kazanırsa Rusya ile ilişkilerin yeniden güçlendirilmesi ve Avrasya Ekonomik Birliği'ne entegrasyonun derinleştirilmesi öngörülüyor. Ayrıca seçim, Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi sürecini de doğrudan etkileyecek. Türkiye, Ermenistan'la sınır kapılarını açma konusunda şartlı olarak istekli olduğunu belirtirken, Paşinyan yönetimi ise bu normalleşmeye sıcak bakıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan seçimi, Türkiye'nin Güney Kafkasya politikası açısından kritik önem taşıyor. Seçimden çıkacak sonuç, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşme sürecinin hızını ve yönünü belirleyebilir. Paşinyan'ın Batı yanlısı tutumu, Ankara ile ilişkilerde daha esnek bir pozisyon almasını sağlarken, Rusya yanlısı bir hükümet statükoyu koruma eğiliminde olabilir. Ayrıca, Azerbaycan'la imzalanan anlaşmaların uygulanması ve bölgesel işbirliği projeleri (Zengezur Koridoru gibi) için Ermenistan'daki siyasi istikrar belirleyici olacak. Türkiye, seçim sonuçlarına bağlı olarak Kafkasya'da yeni bir denklemle karşı karşıya kalabilir.