Ermenistan, bu Pazar günü düzenlenecek erken parlamento seçimleriyle yeni bir siyasi dönemece hazırlanıyor. Seçimler, ülkenin jeopolitik geleceği üzerine bir referandum niteliği taşırken, görevdeki Başbakan Nikol Paşinyan'ın Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri ile yakınlaşma çabaları, muhalefetin Rusya ile köklü bağları savunmasıyla karşı karşıya geliyor. FRANCE 24 muhabiri Olivia Bizot'un aktardığına göre, seçimler sadece iç siyasi dengeleri değil, aynı zamanda Kafkasya'daki güç mücadelesini de yeniden şekillendirebilir.
Seçimlerin arka planı: Paşinyan'ın Batı açılımı
Nikol Paşinyan, 2018'deki "Kadife Devrim" ile iktidara geldikten sonra ülkesini Rusya'nın etki alanından çıkarmak için adımlar attı. Özellikle 2020 Dağlık Karabağ Savaşı'nda yaşanan yenilgi, Paşinyan'ı Batı ile daha yakın ilişkiler kurmaya itti. Başbakan, AB ve ABD ile ekonomik işbirliğini artırırken, Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'ne (KGAÖ) olan bağlılığını sorguladı. Ancak bu politika, ülke içinde ve dışında tepki çekiyor. Muhalefet, Paşinyan'ı geleneksel müttefik Rusya'yı terk etmekle ve ulusal güvenliği tehlikeye atmakla suçluyor.
Ermenistan'ın Rusya ile ilişkileri tarihsel olarak derin. Ülke, Rusya'nın Güney Kafkasya'daki en önemli askeri üslerinden birine ev sahipliği yapıyor ve ekonomik olarak Moskova'ya bağımlı. Ancak Paşinyan, son dönemde Rusya'nın Karabağ savaşı sırasında yeterli destek sağlamadığını iddia ederek hayal kırıklığını dile getirdi. Bu durum, Paşinyan'ı Batı'ya yönelmeye iten temel faktörlerden biri oldu.
Bölgesel ve küresel boyut: Kafkasya'da yeni denklem
Seçimlerin sonucu sadece Ermenistan'ı değil, tüm Kafkasya dengelerini etkileyecek potansiyele sahip. Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle bölgedeki etkisini korumak için daha agresif bir tutum sergilerken, Batı da enerji ve güvenlik alanında Kafkasya'da nüfuz alanını genişletmeye çalışıyor. Paşinyan'ın zafer kazanması halinde, Ermenistan'ın AB ile ortaklık anlaşmasını derinleştirmesi ve NATO ile işbirliğini artırması bekleniyor. Bu, Rusya'nın bölgedeki askeri varlığını tehdit edebilir. Öte yandan muhalefetin iktidara gelmesi, Ermenistan'ın Rusya'ya daha sıkı bağlanmasına ve Batı ile mesafeli bir ilişki sürdürmesine yol açabilir.
Seçimler ayrıca, Azerbaycan ve Türkiye ile süren gerginlikler bağlamında da kritik. Paşinyan, Karabağ sorununun çözümü için Batı arabuluculuğuna bel bağlarken, muhalefet Moskova liderliğindeki müzakere sürecini tercih ediyor. Bu nedenle seçim sonuçları, bölgesel barış sürecinin yönünü de belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ermenistan seçimlerini yakından takip ediyor. Paşinyan'ın Batı yanlısı politikaları, Ankara'nın bölgedeki çıkarlarıyla doğrudan ilgili. Eğer Paşinyan seçimi kazanırsa, Ermenistan'ın Batı'ya yönelmesi Türkiye'nin Azerbaycan ile olan stratejik ortaklığını ve enerji koridorlarını (TANAP, Güney Gaz Koridoru) etkileyebilir. Ancak Paşinyan'ın Türkiye ile normalleşme adımlarına açık olduğu sinyalleri, Ankara'nın bu seçeneği değerlendirmesine neden oluyor. Öte yandan muhalefetin Rusya yanlısı bir zaferi, Türkiye'yi bölgede daha fazla Rus etkisiyle karşı karşıya bırakabilir. Sonuç olarak, Ermenistan seçimleri Türk dış politikası için hem fırsatlar hem de riskler barındıran bir dönemeç.