Peru, pazar günü yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimiyle on yılda onuncu kez sandık başına gidiyor. Anketler, aşırı sağcı aday Keiko Fujimori ile solcu Roberto Sánchez arasındaki yarışın oldukça kutuplaşmış ve başa baş geçtiğini gösteriyor. Ülke, siyasi istikrarsızlık ve yolsuzluk skandallarının gölgesinde yeni bir lider seçmeye hazırlanıyor.
Seçimin Arka Planı ve Adaylar
Keiko Fujimori, eski devlet başkanı Alberto Fujimori'nin kızı olarak sert bir milliyetçi ve güvenlik odaklı politika vaat ediyor. Kendisi daha önce 2011 ve 2016 seçimlerinde de aday olmuş ancak kaybetmişti. Bu kez yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya olmasına rağmen seçimi kazanması halinde yargılanmaktan kurtulabileceği yorumları yapılıyor. Rakibi Sánchez ise sendikalardan ve yoksul kesimden destek alan deneyimli bir parlamenter. Ekonomide daha devletçi bir model öneriyor ve sağlık ile eğitimde kamu yatırımını artırmayı vaat ediyor.
Seçim, ülkede derin bir siyasi kriz ortamında gerçekleşiyor. Son beş yılda dört farklı cumhurbaşkanı görev yaptı; bunlardan biri görevden alındı, biri istifa etti, biri de yargılandı. Mevcut Cumhurbaşkanı Francisco Sagasti, geçici olarak görevde bulunuyor ve seçim sonrası görevi devredecek. Yolsuzluk, organize suç ve pandemi yönetimindeki başarısızlıklar halkın siyasete olan güvenini ciddi şekilde sarsmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Peru, Latin Amerika'da siyasi yelpazenin iki ucu arasında gidip gelen bir ülke olarak dikkat çekiyor. Fujimori'nin kazanması halinde Brezilya ve Şili'deki sağ eğilimli hükümetlerle uyum sağlanabilir; Sánchez'in galibiyeti ise bölgede sol dalgayı güçlendirebilir. Özellikle Bolivya ve Arjantin'deki sol hükümetlerle yakınlaşma beklenebilir. Küresel olarak Peru, bakır ve altın gibi madenlerde önemli bir üretici; seçim sonucu madencilik politikalarını ve yabancı yatırımcıların güvenini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru ile Türkiye arasında doğrudan bir siyasi veya ekonomik bağ sınırlı olsa da, Latin Amerika genelinde Türkiye'nin artan diplomatik ve ticari faaliyetleri göz önüne alındığında seçim sonucu dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, bölgede Brezilya ve Arjantin başta olmak üzere birçok ülkeyle ticaretini geliştiriyor. Peru'nun istikrarsız bir dönemden geçmesi, Türk firmalarının bu pazara girişini zorlaştırabilir. Ayrıca, Fujimori'nin milliyetçi politikaları korumacılığı artırabilirken, Sánchez'in sol söylemi daha devletçi bir ekonomi anlayışını getirebilir. Her iki durumda da Türkiye'nin bölgeye yönelik dış politikasını gözden geçirmesi gerekebilir.