Ermenistan, 7 Haziran 2025’te gerçekleştirilecek erken parlamento seçimleri için sandık başına gidiyor. Bu seçim, yalnızca iç siyasi dengeleri değil, aynı zamanda ülkenin gelecekteki jeopolitik yönelimini de belirleyecek kritik bir dönemeç olarak görülüyor. Yaklaşık 2,5 milyon seçmenin oy kullanacağı seçimde, Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme partisi ile muhalefet arasında kıyasıya bir yarış bekleniyor. Seçim, Rusya’nın uzun süredir müttefiki olan Ermenistan’ın, son yıllarda Avrupa Birliği’ne doğru kaymaya başlayan dış politikasının bir halk oylamasına dönüşmesi açısından da büyük önem taşıyor.
Seçimin Arka Planı ve Taraflar
Ermenistan, 2020 Karabağ Savaşı’ndaki yenilginin ardından derin bir siyasi ve ekonomik krizle boğuşuyor. Savaşın ardından imzalanan Moskova anlaşmaları ve Rusya’nın arabuluculuğu, Ermenistan kamuoyunda hayal kırıklığı yaratmış, Paşinyan hükümetini zor durumda bırakmıştı. Bu ortamda Paşinyan, erken seçim kararı alarak halktan yeniden bir yetki isteme yoluna gitti. Seçimde ana yarış, Paşinyan’ın Sivil Sözleşme partisi ile eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan liderliğindeki muhafazakar-milliyetçi blok arasında geçiyor. Koçaryan, Moskova yanlısı sert bir çizgiyi temsil ederken, Paşinyan ise Batı’ya açılım ve Avrupa Birliği ile daha yakın ilişkiler kurulmasını savunuyor. Seçim kampanyası boyunca iki taraf arasındaki gerilim yüksek seyretti; Paşinyan, Ermenistan’ın bağımsız bir dış politika izlemesi gerektiğini vurgularken, Koçaryan Rusya ile bağların korunmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.
Anketler, Paşinyan’ın partisinin %30-35 arasında oy alacağını, Koçaryan’ın bloğunun ise %25-30 bandında olduğunu gösteriyor. Ancak seçim barajının %5 olması, küçük partilerin meclise girme şansını artırırken, koalisyon hükümeti olasılığını da gündeme getiriyor. Seçimin en önemli gündem maddeleri arasında ekonomik kriz, işsizlik, yolsuzluk ve Ermenistan’ın güvenlik politikası yer alıyor. Ayrıca, Dağlık Karabağ’da yaşanan gerilim ve Azerbaycan sınırındaki askeri hareketlilik de seçmenlerin tercihlerini etkileyen faktörler arasında.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ermenistan seçimleri, sadece bir ülkenin iç siyaseti değil, aynı zamanda Güney Kafkasya’daki güç dengeleri açısından da önem taşıyor. Rusya, Ermenistan’da bir askeri üs bulunduruyor ve ülke, Kremlin’in Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) üyesi. Ancak Paşinyan hükümeti, son iki yıldır Avrupa Birliği ile ortaklık anlaşması imzalamış ve AB’nin sivil misyonunun ülkeye gelmesine izin vermişti. Bu hamleler, Moskova’yı rahatsız ederken, Paşinyan’ı da Rus yanlısı muhalefetin hedefi haline getirdi. Seçim sonuçları, Ermenistan’ın Rusya ile ilişkilerini ve Batı’ya yönelim hızını belirleyecek. Öte yandan, Azerbaycan ve Türkiye de seçim sonuçlarını yakından izliyor; zira Ermenistan’ın izleyeceği politika, bölgesel enerji koridorları ve barış süreçleri üzerinde doğrudan etkili olabilir. Avrupa Birliği, Ermenistan’daki demokratik süreçleri desteklediğini açıklarken, ABD ise seçimlerin şeffaf ve adil bir şekilde yapılması çağrısında bulundu. Seçimin ardından kurulacak hükümetin, KGAÖ üyeliği ile AB entegrasyonu arasında nasıl bir denge kuracağı, önümüzdeki dönemin en kritik sorularından biri.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan’daki parlamento seçimleri, Türkiye’nin doğu komşusuyla ilişkileri açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, 2020 Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan’a verdiği destekle bölgedeki etkisini artırmış, ancak Ermenistan’la sınırını kapalı tutmaya devam etmektedir. Seçimlerin ardından Paşinyan’ın yeniden iktidara gelmesi, Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecini hızlandırabilir; zira Paşinyan yönetimi, barış görüşmelerine daha istekli bir tutum sergilemektedir. Öte yandan, Rusya yanlısı bir hükümetin işbaşına gelmesi, bölgedeki Türkiye-Rusya rekabetini derinleştirebilir. Türkiye, seçim sonucuna bağlı olarak Kafkasya’daki dengeleri yeniden değerlendirmek ve Azerbaycan’la koordinasyonu güçlendirmek durumunda kalabilir. Bu nedenle, Ankara’nın seçim sürecini dikkatle analiz etmesi ve olası senaryolara hazırlıklı olması stratejik önem taşımaktadır.