Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, Türkiye ile ilişkilerin tamamen normalleşeceğine yönelik güçlü bir inanç taşıdığını ifade etti. Mirzoyan, yaptığı açıklamada 'Yakın gelecekte gerçekten tam normalleşmeye sahip olacağımıza dair güvenimi ifade etmek istiyorum' dedi. Bu açıklama, iki ülke arasında yıllardır süren gerginlik ve kapalı sınırların ardından diplomatik ilişkilerin yeniden canlanması yönünde önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Ermeni bakanın bu sözleri, bölgesel barış ve iş birliği çabaları açısından kritik bir dönemeçte geldi.
Gelişmenin arka planı
Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkiler, 1993 yılında Türkiye'nin Ermenistan'a uyguladığı kara sınırı ambargosuyla ciddi bir krize girmişti. Bu ambargonun temel nedeni, Ermenistan'ın Dağlık Karabağ sorununda işgalci konumda olması ve Türkiye'nin Azerbaycan'a verdiği destekti. Ancak son yıllarda iki ülke arasında normalleşme adımları atılmaya başlandı. 2021 yılı itibarıyla karşılıklı özel temsilciler atanarak müzakereler başlatıldı. Mirzoyan'ın bu son açıklaması, sürecin olumlu yönde ilerlediğine işaret ediyor. Normalizasyon süreci kapsamında diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması, kara sınırının açılması ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi gibi konular masada yer alıyor. Ancak her iki taraf da çözüm bekleyen hassas konulara dikkat çekiyor. Özellikle 1915 olayları ve bunun uluslararası alanda tanınması, Türkiye için önemli bir engel teşkil ediyor. Bununla birlikte, iki ülke arasında doğrudan uçuşların başlaması ve ticaret hacminin artması, normalleşme sürecine hız kazandırabilir.
Bölgesel veya küresel boyut
Türkiye-Ermenistan normalleşmesi, yalnızca ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Kafkasya bölgesinin genel jeopolitik dengelerini de etkileme potansiyeline sahiptir. Bölgede Rusya, İran ve Batılı güçlerin çıkarları çakışmaktadır. Azerbaycan, normalleşme sürecini “üçlü mekanizma” olarak adlandırılan bir yapıyla dengelemeye çalışmaktadır. Bu mekanizma, Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan arasında bir iş birliği platformu oluşturmayı hedefliyor. Ayrıca, Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle bölgeden kısmen çekilmesi, normalleşme için yeni bir fırsat penceresi açmış olabilir. Mirzoyan'ın açıklaması, Batı'nın da desteğiyle ilerleyen bu sürecin ne kadar somutlaştığını göstermektedir. Bunun yanı sıra, Güney Kafkasya'da barış ve istikrar, enerji koridorları ve ticaret yollarının güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. Normalizasyon, Orta Asya ve Avrupa arasında alternatif bir ulaşım koridoru olarak değerlendirilen Zengezur Koridoru'nun hayata geçirilmesini de kolaylaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan ile normalleşme, Türk dış politikasının Kafkasya'da barış ve istikrarı tesis etme hedefiyle uyumludur. Bu süreç, Azerbaycan'ın da onayıyla ilerlediği takdirde, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu artırabilir. Ayrıca, kara sınırının açılması, Doğu Anadolu bölgesinin ekonomik kalkınmasına katkı sağlayabilir. Ancak, Ermenistan'ın Dağlık Karabağ konusunda net bir tavır almaması ve 1915 olaylarının tanınması yönündeki uluslararası baskılar, normalleşmenin önündeki önemli engellerdir. Türkiye, bu süreçte dengeli bir politika izleyerek hem komşularıyla ilişkilerini düzeltmeli hem de ulusal çıkarlarını korumalıdır. Sonuç olarak, Mirzoyan'ın iyimser açıklaması umut verici olsa da, somut adımlar ve karşılıklı güven artırıcı önlemler olmadan tam normalleşmenin sağlanması zor görünmektedir.