Ermenistan'da demokratik kurumlar, dış güçlerin desteklediği yırtıcı bir muhalefet tarafından içeriden kuşatılmış durumda. Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki hükümet, reform sürecini sürdürmeye çalışırken, devlet aygıtına sızan bu gruplar, yargı bağımsızlığı, medya özgürlüğü ve sivil toplum alanlarında baskıyı artırıyor. Uzmanlara göre, bu durum ülkenin kırılgan demokrasisini kalıcı olarak zayıflatabilir ve bölgesel güvenlik dengelerini etkileyebilir.
Gelişmenin Arka Planı: Kim, Ne, Nerede, Ne Zaman, Neden?
Ermenistan'da 2018'deki Kadife Devrim'in ardından iktidara gelen Paşinyan yönetimi, yolsuzlukla mücadele ve hukukun üstünlüğü gibi reformları hayata geçirmek için çabalıyor. Ancak son dönemde, özellikle Dağlık Karabağ sorununun çözümsüz kalması ve Rusya ile ilişkilerin gerilmesiyle birlikte, muhalefet saflarında radikal bir kanat güç kazandı. Bu kanat, bazı dış aktörlerden (Rusya yanlısı lobiler, diaspora grupları ve küresel çıkar odakları) maddi ve siyasi destek alarak, devlet kurumlarına sızmaya başladı. Özellikle yargı ve güvenlik bürokrasisinde etkili olan bu gruplar, hükümetin reformlarını baltalamak için yasa dışı yöntemlere başvuruyor, medyaya sansür uyguluyor ve muhalif sesleri susturuyor.
Başbakan Paşinyan, geçtiğimiz hafta yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, "Devletimizin içine sızmış bir ‘derin yapı’ ile karşı karşıyayız. Bu yapı, dışarıdan aldığı talimatlarla demokratik süreçleri sabote ediyor," ifadelerini kullandı. Ermeni güvenlik kaynaklarına göre, bu grupların bazı üyeleri eski Sovyet dönemi istihbarat ağlarına bağlı ve doğrudan Moskova'dan yönlendiriliyor. Diğerleri ise Ermeni diasporasının aşırı milliyetçi kanadı tarafından finanse ediliyor. Bu iç tehdit, Paşinyan'ın Azerbaycan ile barış anlaşması müzakerelerini de zora sokuyor; muhalefet, herhangi bir tavizi "vatana ihanet" olarak nitelendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kafkasya'da Güç Dengesi Sarsılıyor
Ermenistan'daki bu iç siyasi kriz, sadece ülke sınırlarıyla sınırlı kalmıyor. Kafkasya'da Rusya, İran, Türkiye ve Batı arasında süregelen güç mücadelesinde yeni bir cephe açıyor. Rusya, Paşinyan'ın Batı'ya yönelme girişimlerinden rahatsız; bu nedenle muhalefet içindeki Rus yanlısı unsurları dolaylı olarak destekleyerek Ermenistan'ı kendi yörüngesinde tutmaya çalışıyor. İran ise Azerbaycan-Türkiye ittifakına karşı denge unsuru olarak gördüğü Ermenistan'ın zayıflamasını istemiyor. ABD ve AB, Ermenistan'daki demokratik reformları desteklese de, iç karışıklık nedeniyle etkileri sınırlı kalıyor.
Bölge uzmanları, eğer bu kriz derinleşirse, Ermenistan'ın bir ‘başarısız devlet’ haline gelebileceği uyarısında bulunuyor. Bu senaryo, Güney Kafkasya'da yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir; özellikle Dağlık Karabağ'ın statüsü konusundaki anlaşmazlık henüz çözülmüş değil. Ayrıca, ülkenin enerji ve ulaştırma koridorları (örneğin, Zengezur Koridoru) üzerindeki kontrolü, bölgesel ticaret ve güvenlik için kritik önem taşıyor. İstikrarsız bir Ermenistan, bu koridorların güvenliğini tehlikeye atarak hem Türkiye hem de Azerbaycan için ekonomik ve stratejik kayıplara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan'daki bu iç tehdit, Türkiye için doğrudan bir güvenlik sorunu oluşturmasa da, bölgesel istikrar açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, Azerbaycan ile 44 günlük savaşın ardından imzalanan anlaşmalarla Güney Kafkasya'da etkisini artırmış, Ermenistan ile normalleşme sürecini başlatmıştı. Ancak Ermenistan'da demokratik kurumların zayıflaması ve devlet içinde yabancı odakların güç kazanması, bu normalleşme çabalarını sekteye uğratabilir. Ayrıca, Zengezur Koridoru'nun hayata geçirilmesi projesi, istikrarlı bir Erivan yönetimine bağlı; aksi halde koridor güvenliği riske girer. Türkiye'nin bu süreçte, Ermenistan'ın toprak bütünlüğünü ve demokratik reformlarını destekleyen bir tutum izlemesi, hem kendi çıkarları hem de bölgesel barış için önem taşımaktadır.