Eritre Dışişleri Bakanlığı, Etiyopya'yı bölgesel istikrarı bozmakla suçlayarak, Addis Ababa'nın üç yılı aşkın süredir savaş söylemini tırmandırdığını bildirdi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Eritre'nin "katı stratejik sabır" politikasını sürdürdüğü vurgulanırken, Etiyopya'nın "dur durak bilmeyen tırmandırma" çabalarının bölgesel güvenliği tehdit ettiği belirtildi. Açıklama, iki ülke arasında 2018'de imzalanan barış anlaşmasına rağmen ilişkilerin yeniden gerildiğini gösteriyor. Eritre, Etiyopya'nın son dönemdeki askeri hareketliliği ve sert açıklamalarına karşı uluslararası toplumu göreve çağırdı.
Gelişmenin Arka Planı
Eritre ve Etiyopya, 1998-2000 yılları arasında sınır savaşı yaşamış, bu savaşta yaklaşık 80 bin kişi hayatını kaybetmişti. 2018'de Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in barış hamlesiyle ilişkiler normalleşme sürecine girmiş, Abiy bu adımıyla Nobel Barış Ödülü'nü kazanmıştı. Ancak 2020'de Etiyopya'nın Tigray bölgesinde başlayan iç savaş, Eritre'yi de içine çekti. Eritre ordusu, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ne (TPLF) karşı Etiyopya güçlerini desteklemekle suçlandı. Kasım 2022'de Tigray ile imzalanan Pretoria Anlaşması ile çatışmalar sona erdi, fakat Eritre bu sürecin dışında tutuldu.
Son aylarda Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı ve liman anlaşmaları, Eritre'yi endişelendiriyor. Etiyopya, 2024 başında Somaliland ile imzaladığı mutabakat muhtırası ile 20 kilometrelik deniz erişimi sağlamayı planlamış, bu adım Somali ve Eritre tarafından provokasyon olarak değerlendirilmişti. Eritre Dışişleri Bakanlığı, Etiyopya'nın askeri yığınak yaptığına dair istihbarat raporlarını da paylaşarak, Addis Ababa'nın "bölgesel hegemonya" peşinde olduğunu öne sürdü.
Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki, son kabine toplantısında, ülkesinin savunma kapasitesini güçlendirmeye devam edeceğini ve dış tehditlere karşı hazır olduğunu belirtti. Afwerki, "Stratejik sabrımız zayıflık değil, bilinçli bir tercihtir" ifadesini kullandı. Eritre, ayrıca Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler'i, Etiyopya'nın "saldırgan eylemlerine" karşı sessiz kalmakla eleştirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Eritre-Etiyopya gerilimi, Afrika Boynuzu'nda zaten kırılgan olan güvenlik mimarisini daha da karmaşık hale getiriyor. Bölgede Somali'deki El Şebab tehdidi, Sudan'daki iç savaş ve Kızıldeniz'deki Husi saldırıları gibi çoklu krizler yaşanıyor. Etiyopya'nın deniz gücü arayışı, Mısır ve Sudan ile yaşanan Nil Nehri su paylaşımı anlaşmazlığıyla birleşince, bölgesel bir savaş riski artıyor. Eritre'nin limanları, Etiyopya'nın dış ticaretinde kritik öneme sahip; 2018 öncesinde Etiyopya, tüm ithalat ve ihracatını Eritre limanları üzerinden yapıyordu.
Uluslararası toplum, iki ülke arasındaki gerilimi yakından izliyor. ABD ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, Çin ve Rusya'nın bölgedeki etkisi artıyor. Çin, Eritre'de liman yatırımları yapmış, Rusya ise Eritre'ye askeri üs kurma girişimlerinde bulunmuştu. Bu rekabet, bölgesel denklemi daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor. Türkiye'nin de bölgede artan ekonomik ve insani yardım faaliyetleri bulunuyor; TİKA aracılığıyla Eritre ve Etiyopya'da kalkınma projeleri yürütülüyor.
Eritre'nin açıklaması, Afrika Birliği'nin barış ve güvenlik konseyinde henüz yankı bulmadı. Ancak gözlemciler, Etiyopya'nın iç istikrarsızlığının (Amhara ve Oromia'daki çatışmalar) dış politikada daha agresif bir tutuma yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Eritre ise uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek için diplomatik girişimlerini sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika Boynuzu'nda istikrarın korunmasına önem veriyor; bölgedeki ticari ve insani varlığı, olası bir Eritre-Etiyopya çatışmasından olumsuz etkilenebilir. Etiyopya, Türkiye'nin Afrika'daki en büyük ticaret ortaklarından biri; Türk müteahhitlik firmaları ülkede büyük projeler yürütüyor. Eritre ise Kızıldeniz güvenliği açısından stratejik bir konumda. Türkiye, taraflar arasında diplomatik kanalları açık tutarak arabuluculuk yapabilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki deniz ticaret yollarını ve askeri üslerini (Sudan, Somali) dolaylı olarak etkileyebilir. Bu nedenle Ankara'nın gelişmeleri yakından izlemesi ve gerekirse inisiyatif alması bekleniyor.