11 üyeli BRICS grubunun üyeleri, Cumartesi günü Yeni Delhi'de düzenlenen zirvede Orta Doğu'da savaşın daha fazla tırmanmasını önlemek için 'azami itidal' çağrısı yaptı. Çin, Rusya, İran ve Hindistan'ın da aralarında bulunduğu grup, daha önceki anlaşmazlıkları aşarak ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, bölgedeki çatışmaların diplomatik yollarla çözülmesi ve tüm tarafların provokasyondan kaçınması istendi.
BRICS'in genişleyen yapısı ve Orta Doğu gündemi
BRICS, başlangıçta Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'dan oluşan bir ekonomik işbirliği platformuydu. Ancak 2024'teki genişleme ile Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de gruba katıldı. Böylece üye sayısı 10'a çıktı; ancak Suudi Arabistan henüz resmi olarak katılımını tamamlamadı. Zirvede İran'ın da bulunması, grubun Orta Doğu'daki krizlerde daha aktif bir rol oynama isteğini gösteriyor.
Zirvenin ana gündem maddesi, Gazze'deki savaş ve Lübnan sınırındaki gerilimdi. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ve Hizbullah ile yaşanan çatışmalar, bölgede daha geniş bir savaş riskini artırdı. BRICS ülkeleri, özellikle İran ve Rusya, İsrail'i ateşkesi ihlal etmekle suçlarken; Çin ve Hindistan daha dengeli bir dil kullanarak tüm taraflara itidal çağrısı yaptı. Hindistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Bölgede barış ve istikrarın korunması için diyalog tek yol" denildi.
Ortak bildiride ayrıca, insani yardımların engelsiz ulaştırılması, sivillerin korunması ve uluslararası hukuka saygı vurgusu yapıldı. BRICS ülkeleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde daha etkin bir rol oynamak istediklerini de yineledi. Zirve sonrası yayınlanan sonuç bildirgesinde, "Orta Doğu'da kalıcı barış ancak iki devletli çözümle mümkündür" ifadesi yer aldı.
Bölgesel ve küresel boyut: Batı'dan farklı bir denge arayışı
BRICS'in bu ortak açıklaması, Batı'nın Orta Doğu politikalarından farklı bir yaklaşımın sinyali olarak yorumlanıyor. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'in güvenlik endişelerini öne çıkarırken; BRICS ülkeleri daha çok Filistin yanlısı bir söylem benimsiyor. Ancak grup içinde de görüş ayrılıkları var: Hindistan, İsrail ile yakın ilişkilerini sürdürürken; İran ve Rusya açıkça İsrail karşıtı bir tutum alıyor. Çin ise hem İran hem de Suudi Arabistan ile iyi ilişkiler kurarak arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışıyor.
Uzmanlar, BRICS'in ortak bildirisinin bağlayıcılığı olmadığını, ancak sembolik önem taşıdığını belirtiyor. Yeni Delhi zirvesi, grubun genişleme sonrası ilk büyük diplomatik sınavıydı. Üyeler arasında yaşanan önceki anlaşmazlıklar (özellikle Çin-Hindistan sınır gerginliği ve İran-Suudi rekabeti) aşılmış görünüyor. Bu durum, BRICS'in küresel yönetişimde daha etkili bir aktör olma hedefini güçlendiriyor.
Öte yandan, BRICS ülkelerinin ekonomik gücü de dikkat çekici. Satın alma gücü paritesine göre, BRICS ülkeleri dünya GSYİH'sının yaklaşık %35'ini oluşturuyor. Grup, ABD dolarına alternatif bir ödeme sistemi kurma çalışmalarını da sürdürüyor. Orta Doğu'da istikrar, bu ülkelerin enerji güvenliği ve ticaret yolları için kritik önemde. Bu nedenle BRICS'in barış çağrısı, yalnızca insani değil, aynı zamanda ekonomik bir gereklilik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BRICS'in Orta Doğu'da artan diplomatik ağırlığı, Türkiye için hem fırsat hem de zorluk yaratıyor. Türkiye, BRICS'e resmi olarak üye değil; ancak diyalog ortağı olarak zirvelere katılıyor. Ankara, Batı ile ilişkilerini korurken BRICS ülkeleriyle de ekonomik ve siyasi işbirliğini derinleştirme arayışında. Özellikle enerji tedarikinde Rusya ve İran'a bağımlılığı, Türkiye'nin BRICS içindeki gelişmeleri yakından izlemesini gerektiriyor. Ayrıca, Orta Doğu'da olası bir ateşkes sürecinde Türkiye'nin arabuluculuk rolü, BRICS üyeleriyle koordinasyonu artırabilir. Ancak grubun İsrail karşıtı söylemi, Türkiye'nin Batı ile dengeli politikasını zorlaştırabilir.