Eritre'de 25 yıl önce iz bırakmadan tutuklanan önde gelen siyasetçilerin çocukları, ebeveynlerinin akıbetini hâlâ öğrenemedi. 2001 yılında Eritre hükümeti tarafından tutuklanan 11 reform yanlısı politikacı ve gazeteci, o tarihten bu yana kayıp. Çocukları, uluslararası topluma seslenerek babalarının ve annelerinin ne olduğunu sormaya devam ediyor. "Annem babam yaşıyor mu bilmiyorum" diyen çocuklar, 25 yıldır süren belirsizliğin sona ermesini istiyor.
Eritre'de Kaybolan Muhalifler: 2001 Tutuklamaları
Eritre'de 2001 yılında, dönemin Devlet Başkanı Isaias Afwerki'ye karşı açık mektup yayınlayarak siyasi reform ve çok partili sisteme geçiş çağrısı yapan 15 üst düzey yetkili ve gazeteci tutuklandı. Bu kişilerin bir kısmı daha sonra serbest bırakıldı ancak 11'i hâlâ kayıp. Tutuklananlar arasında eski Dışişleri Bakanı Haile Woldense, eski Savunma Bakanı Mesfin Hagos ve eski büyükelçi Andebrhan Giorgis gibi isimler bulunuyor. O dönemde hükümet, bu kişileri "ulusal güvenliği tehdit etmek"le suçladı ancak hiçbir zaman resmi suçlama yöneltilmedi veya yargı önüne çıkarılmadı. Tutuklananların birçoğu Asmara'daki çeşitli cezaevlerinde veya bilinmeyen yerlerde tutuluyor. Aileleri, yıllardır nerede olduklarını, sağ olup olmadıklarını öğrenmek için çabalıyor; ancak Eritre hükümeti konuyla ilgili hiçbir açıklama yapmıyor.
Eritre, Afrika'nın en kapalı rejimlerinden biri olarak biliniyor. Ülkede bağımsız medya, sivil toplum kuruluşları ve muhalefet neredeyse tamamen yasak. 2001 tutuklamaları, ülkedeki muhalif sesleri susturma kampanyasının en sembolik olaylarından biri olarak görülüyor. O tarihten bu yana Eritre'de hiçbir ulusal seçim yapılmadı ve Devlet Başkanı Afwerki, 1993'teki bağımsızlıktan bu yana iktidarda. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, Eritre'yi dünyanın en baskıcı rejimlerinden biri olarak nitelendiriyor ve kaybolanların akıbetinin araştırılması için çağrıda bulunuyor.
Çocukların 25 Yıllık Mücadelesi ve Uluslararası Tepkiler
Tutuklanan siyasetçilerin çocukları, yıllardır çeşitli uluslararası platformlarda seslerini duyurmaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'ne başvuran aileler, babalarının ve annelerinin akıbetinin araştırılması için uluslararası bir komisyon kurulmasını talep ediyor. Çocuklardan biri, "Babamın sesini son kez 2001'de duydum. O günden beri ne olduğunu bilmiyorum. 25 yıl boyunca her sabah 'acaba bugün bir haber gelir mi?' diye bekledim" diyerek yaşadığı acıyı dile getiriyor. Bir başka çocuk ise "Eğer öldülerse, en azından mezarlarını bilmek istiyorum. Bu belirsizlik en kötüsü" ifadelerini kullanıyor.
Uluslararası toplum, Eritre'ye yönelik çağrılarını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler Eritre İnsan Hakları Özel Raportörü, ülkedeki kayıplarla ilgili raporlarında sürekli olarak bu konuya dikkat çekiyor. Avrupa Birliği ve ABD, Eritre'ye yönelik yaptırımlar uygulasa da, kaybolanların akıbeti konusunda somut bir adım atılmış değil. Eritre hükümeti ise uluslararası baskılara rağmen konuyla ilgili açıklama yapmaktan kaçınıyor. 2018'de Eritre ve Etiyopya arasında imzalanan barış anlaşması sonrası bir miktar iyimserlik oluşmuştu ancak bu durum kayıpların aileleri için somut bir sonuç doğurmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Eritre'deki insan hakları ihlalleri, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki diplomatik ve ekonomik çıkarlarını dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, son yıllarda Afrika'da etkinliğini artırırken, bölgesel istikrar ve insan hakları konularında dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Eritre gibi kapalı rejimlerle ilişkiler, Türkiye'nin uluslararası alandaki imajı açısından hassasiyet taşıyor. Ayrıca, Eritre'den Türkiye'ye yönelik göç ve mülteci hareketleri, Türkiye'nin göç politikalarını etkileyebilecek bir faktör. Türkiye'nin, bölgede istikrar ve insan haklarına saygı temelinde bir diplomasi yürütmesi, uzun vadeli çıkarları açısından önem arz ediyor.