Ünlü çevre aktivisti Erin Brockovich, ABD genelinde hızla çoğalan veri merkezlerine karşı yeni bir kampanya başlattı. Brockovich, eyalet ve belediye düzeyinde izinsiz inşa edilen bu dev tesislerin, yerel topluluklar için ciddi çevresel tehditler oluşturduğunu belirtiyor. Aktivisitin oluşturduğu interaktif harita sayesinde ABD vatandaşları artık kendi bölgelerinde planlanan veri merkezlerini görebiliyor. DW'ye konuşan Brockovich, "Halkın bilmediği şey onlara zarar verir. Veri merkezleri devasa enerji tüketiyor, su kaynaklarını kurutuyor ve genellikle çevresel etki değerlendirmesi yapılmadan inşa ediliyor" dedi.
Veri merkezi patlaması ve çevresel maliyet
Bulut bilişim, yapay zeka ve dijital hizmetlerin patlamasıyla ABD'de veri merkezi sayısı son beş yılda yüzde 60 arttı. Teknoloji devleri Google, Amazon, Microsoft ve Meta, yeni nesil yapay zeka modellerini çalıştırmak için her geçen gün daha fazla işlem gücüne ihtiyaç duyuyor. Ancak bu tesislerin enerji ihtiyacı o kadar büyük ki, bazı bölgelerde elektrik şebekeleri çökme noktasına geliyor. Ayrıca veri merkezlerinin soğutma sistemleri muazzam miktarda su tüketiyor; özellikle kurak batı eyaletlerinde bu durum su krizini derinleştiriyor.
Northern Virginia, dünyanın en yoğun veri merkezi kümesine ev sahipliği yapıyor. Bölgedeki 200'den fazla tesis, eyaletin toplam elektrik tüketiminin yüzde 10'unu oluşturuyor. Brockovich, "Bu tesislerin çoğu dizel jeneratörlerle destekleniyor. Kesinti durumunda saatlerce çalışan bu jeneratörler, çevreye partikül madde ve azot oksit salıyor. Astım hastaları ve yaşlılar için bu ölümcül olabilir" diyor. Aktivisit, veri merkezlerinin genellikle yoksul ve azınlık mahallelerine yakın inşa edildiğini, bunun bir çevresel adalet sorunu olduğunu vurguluyor.
Yerel mücadele ve federal politika
Brockovich'in haritası, 45 eyalette toplam 2.700'den fazla veri merkezi planını gösteriyor. Aktivisit, "Her hafta 10-15 yeni başvuru alıyoruz. Yerel halk çoğu zaman bir veri merkezinin arka bahçelerine inşa edildiğini öğrendiğinde iş işten geçmiş oluyor" diye ekliyor. Harita sayesinde birçok topluluk, planlanan tesislere karşı dava açmayı başardı. Ohio, Indiana ve Oregon'da veri merkezi inşaatları durduruldu.
Federal düzeyde ise Çevre Koruma Ajansı (EPA) henüz veri merkezlerine özel bir düzenleme getirmiş değil. Ancak Senato'da iki partili bir yasa tasarısı görüşülüyor. Tasarı, veri merkezlerinin çevresel etki değerlendirmesi yapmasını ve yenilenebilir enerji kullanımını zorunlu kılmayı öngörüyor. Brockovich, "Bu iyi bir başlangıç ama yeterli değil. Şirketler kendi kendilerini denetliyor. Bağımsız bir denetim mekanizması şart" diyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de veri merkezi yatırımları hızla artıyor. İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere birçok şehirde yeni tesisler planlanıyor. ABD'deki çevresel tartışmalar, Türkiye'de de benzer endişeleri gündeme getirebilir. Özellikle su kıtlığı yaşanan bölgelerde veri merkezlerinin soğutma suyu ihtiyacı, enerji maliyetleri ve karbon ayak izi konuları kamuoyunda daha fazla sorgulanmaya başlanabilir. Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda, veri merkezlerinin enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kullanımına yönelik düzenlemeler yapması kritik önem taşıyor.