ABD Temsilciler Meclisi'nde Çarşamba günü yaşanan dikkat çekici bir gelişmede, dört Cumhuriyetçi vekil, Başkan Donald Trump'ın İran'a karşı savaş açma yetkisini Kongre onayı olmadan kullanmasını sınırlamayı hedefleyen bir karar lehine oy kullandı. Bu adım, Trump'ın kendi partisi içinde giderek artan bir hoşnutsuzluğu ve başkanın yürütme yetkilerine yönelik endişeleri gözler önüne seriyor. Karar, başkanın İran'la olası bir askeri çatışmaya girmeden önce Kongre'den açık yetki almasını şart koşuyor. Bu hamle, özellikle 2020'de Kasım Süleymani'nin öldürülmesi sonrası başlayan gerginliklerin ardından, Trump'ın İran politikasına karşı Kongre'nin denetim rolünü güçlendirme çabası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Parti İçi Muhalefet Büyüyor
Dört Cumhuriyetçi vekil - Tom Reed (New York), John Katko (New York), Brian Fitzpatrick (Pensilvanya) ve Jaime Herrera Beutler (Washington) - partilerinin çizgisine karşı çıkarak bu kararı destekledi. Bu vekiller, daha önce de Trump'ın İran politikasını eleştiren isimler arasında yer alıyordu. Karar, Temsilciler Meclisi'nde 227-191 oyla kabul edildi; 223 Demokrat ve 4 Cumhuriyetçi lehte, 186 Cumhuriyetçi ve 5 Demokrat ise aleyhte oy kullandı. Bu oylama, Trump'ın 2017'de göreve gelmesinden bu yana Kongre'nin savaş yetkisi konusunda en somut adımı olarak kayıtlara geçti.
Kararın mimarı, Demokrat Vekil Ro Khanna, bu oylamayla başkanın savaş yetkisinin “anayasal denetim” altına alınması gerektiğini vurguladı. Khanna, “Hiçbir başkan, Kongre'den izinsiz olarak İran'la savaşa girmemelidir” dedi. Cumhuriyetçi vekillerden Reed ise, “Partimizin bir başkanı var, ama başkanın partimizi yönettiği anlamına gelmez. İran'la savaş, Amerikan halkının ve Kongre'nin onayını gerektirir” diyerek kararı savundu.
Bu gelişme, Trump'ın özellikle 2020 seçimleri sonrası parti içindeki etkisinin azaldığına dair sinyaller veriyor. Cumhuriyetçi Parti'nin geleneksel olarak güçlü yürütme yetkisini savunan kanadı, son dönemde Trump'ın tek taraflı kararlarına karşı daha eleştirel bir tutum takınmaya başladı. Özellikle İran'la nükleer anlaşmadan çekilme ve Süleymani suikastı gibi adımlar, parti içinde “savaş yorgunluğu” olarak tanımlanabilecek bir havaya yol açtı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran Geriliminin Yansımaları
Karar, sembolik olsa da, ABD'nin Ortadoğu politikasında önemli bir dönüm noktası olabilir. İran'la nükleer müzakerelerin yeniden başlaması beklenirken, Kongre'nin savaş yetkisini sınırlaması, Tahran yönetimine “Washington'da askeri seçeneğin masadan kalktığı” mesajı verebilir. Ancak bu kararın bağlayıcı olmadığı, Trump'ın veto yetkisiyle karşı karşıya kalacağı unutulmamalı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, kararın “başkanın anayasal yetkisini ihlal ettiği” belirtilerek vetoyla karşılık verileceği ifade edildi.
Bölgesel düzeyde ise, Suudi Arabistan ve İsrail gibi ABD müttefikleri, Washington'ın İran konusunda kararlılığının zayıflamasından endişe duyuyor. Öte yandan, Irak ve Suriye'de İran destekli milislerin varlığı, ABD askerlerine yönelik tehditleri artırırken, Kongre'nin bu adımı, bölgedeki ABD varlığının geleceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Kongresi'nin İran'a savaş yetkisini sınırlama girişimi, Türkiye açısından bölgesel istikrar açısından olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir. Türkiye, İran'la komşu olması ve Suriye ile Irak'ta çakışan çıkarları nedeniyle ABD-İran gerginliğinden doğrudan etkileniyor. Olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin güney sınırlarında yeni bir krize ve mülteci akınına neden olabilir. Bu nedenle, Kongre'nin savaş yetkisini sınırlaması, Ankara'nın “diplomatik çözüm” çağrılarıyla uyumlu. Ancak, kararın bağlayıcı olmaması ve Trump'ın vetosu riski, Türkiye'nin temkinli bir iyimserlikle hareket etmesine neden oluyor. Ayrıca, ABD'nin İran konusunda zayıflayan kararlılığı, bölgedeki güç dengesini Rusya ve İran lehine değiştirebilir, bu da Türkiye'nin Suriye ve Libya'da karşı karşıya olduğu aktörlerin elini güçlendirebilir.