Türkiye Sağlık Bakanlığı, ülkede OECD ülkeleri arasında en yüksek sezaryen oranını düşürmek amacıyla 100'den fazla kadın doğum uzmanına para cezası verdi, görevlerinden uzaklaştırdı ve eğitime tabi tuttu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın doğal doğumu teşvik eden politikaları kapsamında atılan bu adım, sağlık sisteminde tartışmaları da beraberinde getirdi. Sağlık Bakanlığı'nın son verilerine göre Türkiye'de sezaryen oranı yüzde 50'nin üzerinde seyrederken, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği ideal oran yüzde 10-15 arasında. Bakanlık, gereksiz sezaryenlerin önüne geçmek için doktorlara yönelik denetimleri sıkılaştırdı. Erdoğan'ın doğum politikaları, nüfus artışını teşvik etme hedefiyle de örtüşüyor.
Sezaryen oranları neden bu kadar yüksek?
Türkiye, 2021 OECD verilerine göre 38 üye ülke arasında en yüksek sezaryen doğum oranına sahip. Özel hastanelerde oran yüzde 70'lere kadar çıkarken, kamu hastanelerinde bu oran yüzde 40 civarında. Uzmanlar, yüksek oranların ardında hekimlerin malpraktis korkusu, doğum süresini kısaltma isteği ve ekonomik teşvikler olduğunu belirtiyor. Sağlık Bakanlığı, 2022 yılında sezaryen oranlarını düşürmek için bir eylem planı başlatmış, hastane bazında hedefler koymuştu. Bakanlık müfettişleri, son dönemde özellikle özel hastanelerde sezaryen endikasyonlarını mercek altına aldı. Cezalandırılan doktorların bir kısmı, tıbben gerekli olmayan sezaryenler yaptıkları gerekçesiyle para cezası alırken, bazıları da geçici olarak görevden uzaklaştırıldı. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği, uygulamanın doktorlar üzerinde baskı yarattığını ve anne-çocuk sağlığını riske atabileceğini savunuyor. Dernek, sezaryen kararının tıbbi zorunluluk halinde alınması gerektiğini vurguluyor.
Küresel boyut: OECD ülkelerinde durum
Sezaryen oranları dünya genelinde artış eğiliminde. OECD ortalaması yüzde 28 civarında iken, Türkiye yüzde 53 ile en yüksek orana sahip. Onu yüzde 47 ile Meksika, yüzde 41 ile Şili takip ediyor. En düşük oranlar ise yüzde 17 ile Finlandiya ve İsveç'te görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü, sezaryenin anne veya bebek için tıbbi bir gereklilik olmadığı durumlarda doğal doğuma tercih edilmesinin ek riskler taşıdığını belirtiyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu da doğal doğumu teşvik eden politikaları destekliyor. Türkiye'nin bu alandaki sert önlemleri, diğer ülkeler tarafından da yakından izleniyor. Bazı Avrupa ülkeleri, hekim eğitimi ve farkındalık kampanyalarıyla sorunu çözmeye çalışırken, Türkiye'nin cezai yöntemlere başvurması sağlık otoriteleri arasında tartışma yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin nüfus politikaları ve sağlık sistemi üzerindeki baskıyı yansıtıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her aileden en az üç çocuk çağrısı, doğal doğum oranlarının artırılmasıyla doğrudan ilişkili. Ancak doktorlara yönelik cezai uygulamalar, sağlık çalışanları üzerindeki motivasyonu düşürebilir ve tıbbi karar alma süreçlerini etkileyebilir. Türkiye'nin OECD içinde bu alandaki en kötü performansı göstermesi, uluslararası sağlık göstergelerinde eleştiri konusu. Doğal doğumu teşvik eden politikalar kısa vadede oranları düşürebilir, ancak kalıcı çözüm için hekim eğitimi, annelerin bilinçlendirilmesi ve hastane politikalarında iyileştirme gerekiyor. Bu adım, aynı zamanda devletin sağlık alanındaki müdahaleci tutumunun bir örneği olarak görülebilir.