Sudan'ın başkenti Hartum'da, askeri yetkililerin kenti ele geçirmesinden 18 ay sonra, iki yıldır uygulanan sokağa çıkma yasağı resmen kaldırıldı. Ülkedeki iç savaşın başladığı Nisan 2023'ten bu yana başkentte hayatı felç eden yasak, halkın normal yaşama dönüşü açısından sembolik bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak çatışmalar, ülkenin batı ve güney bölgelerinde, özellikle Darfur ve Kordofan'da şiddetini sürdürüyor. Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki güç mücadelesi, ülkeyi insani krizin eşiğine getirmiş durumda.
Gelişmenin arka planı: Hartum'un geri alınması ve yasağın kaldırılması
Sudan ordusu, Ocak 2024'te Hartum'un büyük bölümünü RSF'den geri almıştı. Bu askeri başarının ardından, sivil halkın güvenliğini gerekçe göstererek şehirde sıkı bir sokağa çıkma yasağı uygulamaya başlamıştı. Yasağın kaldırılması, ordu sözcüsü tarafından yapılan yazılı açıklamayla duyuruldu. Açıklamada, "Başkentte güvenlik durumunun iyileşmesi ve terör unsurlarının etkisiz hale getirilmesi nedeniyle, Hartum Eyaleti genelinde sokağa çıkma yasağının kaldırılmasına karar verilmiştir" ifadelerine yer verildi. Ancak bu karar, halkın büyük bir kısmının hâlâ evlerine dönememesi ve altyapının büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle temkinli bir iyimserlikle karşılanıyor.
Hartum, savaşın başlangıcından bu yana birçok kez el değiştirmişti. İlk aylarda RSF, başkentin büyük bir kısmını kontrol altına alarak orduyu kuşatmıştı. Ancak ordunun hava üstünlüğü ve ağır silah desteğiyle başlattığı karşı saldırılar, zamanla dengeyi değiştirdi. Şehir, savaşın en yoğun yaşandığı dönemlerde sokak çatışmalarına sahne olmuş, yüz binlerce sivil yerinden edilmişti. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar nedeniyle ülke genelinde 10 milyondan fazla insan yerinden edildi ve 25 milyon kişi insani yardıma muhtaç durumda.
Yasağın kaldırılması, Hartum'da yaşayanlar için günlük hayatın yeniden kurulması adına atılan umut verici bir adım olsa da, şehirdeki temel hizmetlerin çoğu hâlâ çalışmıyor. Elektrik ve su şebekeleri büyük ölçüde hasar görmüş, hastaneler ya yıkılmış ya da personel ve malzeme eksikliği nedeniyle kapanmış durumda. Okullar yeni yeni açılmaya başlarken, pazarlarda gıda fiyatları savaş öncesine göre birkaç kat artmış durumda. Birçok aile, evlerine dönmek yerine ülkenin daha güvenli bölgelerinde veya komşu ülkelerde kalmayı tercih ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Sudan'ın geleceği ve uluslararası aktörlerin rolü
Sudan'daki iç savaş, yalnızca ülke içinde değil, bölgesel ve küresel düzeyde de yankı buluyor. Çatışmanın tarafları arasında yer alan SAF ve RSF, farklı ülkelerden destek alıyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) RSF'ye lojistik ve mali destek sağladığı iddialarıyla karşı karşıya kalırken, Mısır ve Türkiye gibi ülkelerin orduya yakınlaştığı belirtiliyor. Ayrıca Rusya'nın, özellikle Kızıldeniz'deki jeopolitik çıkarları doğrultusunda iki tarafla da ilişkilerini sürdürdüğü biliniyor. Bu dış müdahaleler, savaşın sona erdirilmesi çabalarını zorlaştırıyor.
Uluslararası toplum, Sudan'daki krize çözüm bulmak için birçok girişimde bulundu. Cidde görüşmeleri, Bahreyn ve Cibuti'deki müzakereler, taraflar arasında kalıcı bir ateşkes sağlanamadan sonuçsuz kaldı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ateşkes çağrıları yapmasına rağmen etkili bir yaptırım kararı alamadı. ABD'nin ve Avrupa Birliği'nin arabuluculuk girişimleri de tarafların uzlaşmaz tutumları nedeniyle başarısız oldu.
Bu tablo, Sudan'ın geleceğine dair karamsarlığa yol açıyor. Uzmanlar, Hartum'daki sokağa çıkma yasağının kaldırılmasının, ordu için psikolojik bir zafer olduğunu ancak ülkenin bir bütün olarak barışa kavuşması için yeterli olmadığını belirtiyor. RSF hâlâ Darfur'un büyük bölümünü kontrol ediyor ve Batı Kordofan'da da etkinliğini sürdürüyor. Aynı zamanda, savaşın yol açtığı yıkım nedeniyle Sudan'ın yeniden inşası için milyarlarca dolarlık dış yardıma ihtiyaç duyulacağı tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan ile tarihsel ve dini bağları bulunan bir ülke olarak, harpten en çok etkilenen ülkelerden biri. Sudan'daki istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki Türk varlığı ve bölgedeki ticari çıkarları açısından doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Özellikle Suakin Adası'ndaki Osmanlı mirasını canlandırma projesi ve Kızıldeniz'deki liman yatırımları, Sudan'ın huzura kavuşmasına bağlı. Ayrıca, kaos ortamı terör örgütlerinin ve kitlesel göçün zeminini hazırlıyor. Dolayısıyla Türkiye'nin, Sudan'daki çatışmanın sona erdirilmesi için uluslararası girişimlerde daha aktif rol alması ve taraflar arasında diyaloğu teşvik etmesi, hem bölgesel barış hem kendi güvenliği açısından kritik önem taşıyor.