Geçtiğimiz hafta ABD Başsavcı Vekili Todd Blanche ile bir araya gelen eski Jeffrey Epstein mağdurlarından Jess Michaels, toplantıda 'gazlandıklarını' (gaslit) söyledi. Michaels, MS NOW programında Alex Witt'e yaptığı açıklamada, Blanche’ın sürekli olarak savunmaya geçtiğini ve mağdurların endişelerini ciddiye almadığını belirtti. Toplantının amacı, Epstein skandalının hala devam eden soruşturmaları ve adalet arayışı hakkında bilgi alışverişiydi.
Gelişmenin arka planı
Jeffrey Epstein, 2019 yılında cinsel suçlardan tutuklandıktan sonra hapishanede ölü bulunmuştu. Ancak davası, yıllardır devam eden ve birçok üst düzey ismi içeren cinsel istismar ağının sadece bir parçası olarak görülüyor. Epstein’in eski kız arkadaşı Ghislaine Maxwell de 2021’de suçlu bulunmuş ve 20 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Mağdurlar, özellikle Epstein’in ölümünden sonra adalet arayışlarında hala birçok engelle karşılaştıklarını söylüyor.
Jess Michaels, Blanche ile yapılan toplantının sadece bir formalite olduğunu ve mağdurların sorularına net yanıtlar alamadıklarını ifade etti. Michaels, 'Todd Blanche bize sürekli olarak soruşturmanın devam ettiğini söyledi, ancak somut adımlar atılmadı' dedi. Mağdurlar, özellikle Epstein’in yakın çevresindeki diğer isimler hakkında adalet bekliyor.
Ulusal ve küresel boyut
Epstein davası, sadece ABD’de değil, uluslararası alanda da büyük yankı uyandırmıştı. Davanın içinde eski ABD Başkanları, İngiliz kraliyet ailesi üyeleri ve dünyaca ünlü iş insanları gibi isimlerin olduğu iddiaları, olayı küresel bir skandala dönüştürmüştü. Özellikle Epstein’in ölümü, adaletin yerine gelip gelmediği konusunda soru işaretleri yarattı. ABD Adalet Bakanlığı, halen Epstein’in suç ağının diğer üyelerini tespit etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Ancak mağdurlar, bu sürecin çok yavaş ilerlediğini ve sistemin onları görmezden geldiğini düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Epstein davası, Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmese de, uluslararası hukuk ve adalet mekanizmalarının işleyişi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye’nin de benzer uluslararası skandallarda (örneğin FETÖ, uyuşturucu kaçakçılığı gibi) adaletin sağlanması için iş birliği yapması gerektiği düşünülebilir. Ayrıca, mağdur hakları ve adalet arayışı konusundaki bu tür gelişmeler, Türkiye’nin insan hakları karnesi açısından da bir referans noktası olabilir.