ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile devam eden çatışmanın süresine ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, “Buna savaş demezdim” ifadesini kullandı. Altı aydan uzun süredir devam eden ve sonu görünmeyen çatışmanın doğasını küçümseyen bu açıklama, Washington’ın stratejik belirsizliğini ve olası bir kara savaşına dair endişeleri yeniden gündeme getirdi.
Gelişmenin Arka Planı
Vance’in açıklaması, Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında bir muhabirin “İran ile savaş ne kadar sürecek?” sorusu üzerine geldi. Başkan Yardımcısı, “Buna savaş demezdim. Bu bir operasyon, bir misyon. Elbette karmaşık bir durum ama savaş kelimesi fazla ağır” dedi. Ancak bu sözler, çatışmanın altı ayı aşkın süredir devam ettiği gerçeğiyle çelişiyor. İran’a yönelik hava saldırıları ve bölgedeki vekil güçlerle mücadele, ABD’nin askeri ve ekonomik kaynaklarını önemli ölçüde tüketti. Uzmanlar, Vance’in bu ifadesini “semantik bir manevra” olarak yorumluyor; zira yönetim, kamuoyunda savaş yorgunluğunu ve Kongre’deki bütçe tartışmalarını hafifletmeye çalışıyor.
Çatışmanın başlangıcı, altı ay önce İran’ın nükleer tesislerine yönelik gizli bir operasyonla atılmıştı. O günden bu yana ABD, İsrail ve bazı Körfez ülkeleriyle koordineli olarak İran’ın bölgesel etkisini kırmaya yönelik adımlar attı. Fakat Tahran yönetimi, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’deki vekilleri aracılığıyla misilleme yapmayı sürdürdü. Son altı ayda Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik saldırılar arttı, Irak ve Suriye’deki ABD üslerine roketli saldırılar düzenlendi. Buna rağmen Vance, çatışmanın “kontrollü bir tırmandırma” olduğunu savunarak, “Savaş ilanı olmadan da askeri operasyon yürütülebilir” görüşünü dile getirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Vance’in sözleri, ABD’nin İran politikasında bir çatlak olduğu yönündeki iddiaları güçlendirdi. Beyaz Saray içinde bazı yetkililer, çatışmanın süresiz hale gelmesinden ve ekonomik maliyetin artmasından endişe duyuyor. Öte yandan İran, nükleer programını hızlandırdığını ve uranyum zenginleştirme oranını %84’e çıkardığını açıkladı. Bu durum, İsrail’in İran’a yönelik bir önleyici saldırı ihtimalini artırıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) da denetimlerin kısıtlandığını bildirdi.
Küresel enerji piyasaları da bu belirsizlikten olumsuz etkileniyor. Brent petrol fiyatı, son bir ayda %12 artarak varil başına 95 doları aştı. Kızıldeniz’deki Husi saldırıları nedeniyle Süveyş Kanalı’ndan geçen gemi trafiği %40 azaldı; bu da Avrupa ve Asya arasındaki tedarik zincirlerinde gecikmelere yol açtı. NATO müttefikleri, ABD’nin İran’a yönelik tutumunda daha net bir strateji bekliyor. Avrupa Birliği, çatışmanın genişlemesini önlemek için diplomatik kanalları açık tutmaya çalışıyor ancak Tahran’ın sert tutumu nedeniyle ilerleme kaydedilemiyor.
Vance’in açıklaması, aynı zamanda 2024 seçimlerine giden süreçte ABD iç siyasetinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Parti içindeki müdahaleci kanat, Başkan Yardımcısı’nın sözlerini “zayıflık” olarak nitelendirirken, izolasyonist kanat ise “gereksiz savaşlara hayır” söylemini destekliyor. Kamuoyu yoklamaları, Amerikalıların %58’inin İran’a yönelik askeri operasyonları onaylamadığını gösteriyor. Beyaz Saray, Kongre’den ek askeri bütçe talebinde bulunmaya hazırlanıyor; ancak Vance’in “savaş değil” söylemi, bu talebin gerekçelendirilmesini zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 560 kilometrelik sınırı ve bölgedeki enerji koridorlarına yakınlığı nedeniyle çatışmadan doğrudan etkileniyor. Ankara, hem ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarına mesafeli duruyor hem de İran’la ticari ilişkilerini sürdürüyor. Çatışmanın uzaması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’daki enerji projelerini sekteye uğratabilir. Ayrıca İran’dan gelebilecek olası mülteci akını ve PKK/YPG gibi örgütlerin bölgede yeniden güç kazanması, Türkiye’nin güvenlik endişelerini artırıyor. Vance’in açıklaması, Washington’ın İran stratejisinde bir belirsizlik olduğunu gösterirken, Türkiye’nin diplomatik çözüm arayışlarını daha da önemli kılıyor.