ABD'de yükselen enflasyon, Kasım 2022 ara seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'nin Senato'daki çoğunluğunu kaybetme riskini ciddi biçimde artırıyor. Ülke genelinde fiyatların hızla yükselmesi ve çalışanların reel ücretlerinin erimesi, seçmenlerin ekonomi yönetimine duyduğu güveni sarsmış durumda. Son anketler, ekonomiyi en önemli sorun olarak gören seçmenlerin önemli bir kısmının Cumhuriyetçilere yöneldiğini, ancak bu partinin de çözüm üretemediği algısının yaygınlaştığını ortaya koyuyor. Bu durum, Senato'daki kritik koltuklar için yapılacak yarışları doğrudan etkiliyor.
Enflasyonun Arka Planı ve Ücretler Üzerindeki Baskı
ABD'de enflasyon, 2021'in başından itibaren hızla tırmanarak 2022 yazında yüzde 9'un üzerine çıktı. Bu artışta, pandemi sonrası toparlanma sürecinde uygulanan genişletici para ve maliye politikaları, tedarik zinciri sorunları, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve Rusya-Ukrayna savaşının yol açtığı emtia şokları etkili oldu. Özellikle gıda, akaryakıt ve barınma maliyetlerindeki artış, hane halkı bütçelerini zorladı. Ücretler nominal olarak artsa da enflasyonun altında kaldı; bu da çalışanların satın alma gücünü düşürdü. Federal Reserve (Fed), faiz oranlarını agresif biçimde artırarak enflasyonu kontrol altına almaya çalışsa da bu adımlar ekonomik yavaşlama ve resesyon endişelerini beraberinde getirdi.
Cumhuriyetçiler, enflasyonun sorumlusu olarak Başkan Joe Biden yönetimini ve Demokratları gösteriyor. Demokratlar ise küresel faktörlere ve Cumhuriyetçilerin engellemelerine işaret ediyor. Ancak seçmen nezdinde fiyat artışları doğrudan iktidarla ilişkilendiriliyor. Bu algı, özellikle emekli maaşı, sosyal yardım ve sabit gelirle geçinen kesimlerde Demokrat Parti'ye yönelik tepkiyi büyütüyor.
Senato Yarışlarında Enflasyonun Etkisi
Senato'da Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasındaki denge son derece hassas. 50-50 dağılımda Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in oy kırıcılığı Demokratlara çoğunluk sağlıyor. 2022 ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin savunacağı 20, Demokratların ise 14 koltuk var. Emeklilik kararları ve emekli olan senatörlerin yerine yapılacak yarışlar, Pennsylvania, Georgia, Arizona, Nevada, Wisconsin gibi kilit eyaletlerde yoğunlaşıyor. Bu eyaletlerde enflasyonun seçmen davranışı üzerindeki etkisi belirleyici olacak.
Örneğin Pennsylvania'da, emekli olan Cumhuriyetçi Senatör Pat Toomey'nin koltuğu için yarışan Demokrat John Fetterman ve Cumhuriyetçi Mehmet Oz arasındaki mücadelede, ekonomik kaygılar ön planda. Georgia'da ise Demokrat Raphael Warnock ile Cumhuriyetçi Herschel Walker arasındaki yarışta, enflasyon ve işsizlik seçmenin bir numaralı gündemi. Benzer şekilde Arizona'da Mark Kelly (Demokrat) ile Blake Masters (Cumhuriyetçi) arasındaki rekabette, sınır güvenliği ve ekonomi iç içe geçmiş durumda.
Uzmanlar, enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde iktidar partilerinin seçim kaybetme eğiliminde olduğunu hatırlatıyor. 1980'de Jimmy Carter'ın Ronald Reagan'a karşı kaybetmesi, 2008'de ekonomik krizin Cumhuriyetçilere zarar vermesi bu duruma örnek gösteriliyor. Ancak bu kez Cumhuriyetçiler de kendi içinde bölünmüş durumda; aşırı sağın yükselişi ve seçim sonuçlarını reddetme eğilimleri, partiye zarar verebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki enflasyon ve seçim sonuçları, küresel ekonomiyi de yakından ilgilendiriyor. Fed'in faiz artırımları, doların değer kazanmasına ve gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına neden oluyor. Bu durum, Türkiye gibi yüksek dış borcu ve kronik enflasyonu olan ülkelerde ek baskı yaratıyor. Ayrıca ABD'nin Ukrayna'ya desteği, NATO'nun genişlemesi ve Çin ile ticaret savaşları gibi konularda Senato'nun kontrolü, Washington'un dış politikasını etkileyecek. Cumhuriyetçilerin Senato'yu kazanması halinde, Biden yönetiminin dış politika hamleleri kongrede daha fazla engelle karşılaşabilir. Özellikle Ukrayna'ya yardım paketleri ve iklim değişikliğiyle mücadele yasaları tehlikeye girebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de enflasyonun seçim sonuçlarını etkilemesi, Türkiye'yi iki açıdan yakından ilgilendiriyor. Birincisi, Fed'in faiz artırımları doları güçlendirerek TL üzerinde baskı oluşturuyor ve Türkiye'nin dış borç maliyetini yükseltiyor. İkincisi, Senato'daki güç dengesi değişirse, ABD'nin Türkiye'ye yönelik tutumunda da farklılıklar yaşanabilir. Cumhuriyetçilerin çoğunluğu ele geçirmesi, özellikle F-16 satışı ve İsveç-Finlandiya'nın NATO üyeliği gibi konularda Türkiye'ye yönelik baskıları artırabilir veya yumuşatabilir. Bu nedenle, Türk karar alıcılarının ABD iç siyasetindeki bu dalgalanmayı dikkatle izlemesi gerekiyor.