Endonezya'nın kömür santrallerinde biyokütle (odun ve bitki atıkları) kullanma planı, çevre uzmanları ve iklim aktivistleri tarafından eleştiriliyor. "Yeşil maske takmış kömür" olarak nitelendirilen plan, kömürlü termik santrallere daha uzun süre faaliyet gösterme gerekçesi yaratacak ve ormansızlaşma baskısını artıracak. Endonezya hükümeti, 2025 yılına kadar kömür santrallerinde %10'a kadar biyokütle karışımı zorunluluğu getirmeyi hedefliyor. Ancak uzmanlar, bu adımın sera gazı emisyonlarını azaltmak yerine artırabileceğini ve ülkenin iklim taahhütleriyle çeliştiğini belirtiyor.
Planın arka planı: Kömürü yeşil gösterme çabası
Endonezya, dünyanın en büyük kömür üreticilerinden ve ihracatçılarından biri. Ülkenin elektrik üretiminin yaklaşık %60'ı kömürden sağlanıyor. Hükümet, 2060 yılına kadar net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda kömürden çıkış stratejisi kapsamında "co-firing" (birlikte yakma) yöntemini benimsiyor. Bu yöntemle, kömür santrallerinde %5-10 oranında biyokütle (talaş, pirinç kabuğu, palmiye yağı atıkları gibi) kullanılarak emisyonların azaltılması öngörülüyor. Ancak, biyokütle yakımı da karbondioksit salımına neden oluyor ve sürdürülebilir tedarik zinciri oluşturulmadığı takdirde ormanların tahribine yol açabiliyor. Endonezya'nın biyokütle ihtiyacının büyük bölümünün doğal ormanlardan veya tarım arazilerinden karşılanması, dolaylı arazi kullanım değişikliği (ILUC) riskini beraberinde getiriyor. Ayrıca, biyokütle yakımı, kömüre kıyasla daha düşük emisyon yoğunluğuna sahip olsa da, santrallerin ömrünü uzatarak kömür altyapısına bağımlılığı sürdürüyor. Elektrik üretiminde kullanılan biyokütlenin yetiştirilmesi, işlenmesi ve taşınması sırasında da fosil yakıt tüketimi söz konusu.
Eleştirmenler, planın "yeşil aklama" (greenwashing) olduğunu savunuyor. Kömür santrallerinin biyokütle karışımıyla "temiz" olarak etiketlenmesi, yeni kömür santrallerinin inşasının önünü açabilir ve yenilenebilir enerji yatırımlarının önceliklendirilmesini engelleyebilir. Endonezya, 2022'de kömürden çıkış için 20 milyar dolarlık Just Energy Transition Partnership (JETP) fonu almaya hak kazandı, ancak bu fonun kullanımı ve kömürden çıkış takvimi belirsizliğini koruyor. Hükümet, co-firing planını JETP kapsamında bir geçiş adımı olarak sunuyor. Oysa analistler, gerçek bir geçiş için kömür santrallerinin kapatılması ve güneş, rüzgar gibi yenilenebilir kaynaklara yatırım yapılması gerektiğini vurguluyor.
Küresel boyut: İklim hedefleriyle çelişki
Endonezya'nın co-firing stratejisi, küresel iklim hedefleri açısından da endişe verici. Ülke, Paris Anlaşması kapsamında 2030'a kadar emisyonlarını %31,89 oranında azaltmayı taahhüt etti (uluslararası destekle %43,20). Ancak, biyokütle karışımı, bu hedeflere ulaşmak için yeterli değil; hatta emisyon artışına yol açabilir. Zira biyokütle üretimi için ormansızlaşma, karbon yutaklarını azaltıyor. Ayrıca, biyokütle yakımı, partikül madde ve diğer hava kirleticileri salarak halk sağlığını olumsuz etkiliyor. Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) gibi kuruluşlar, co-firing'in iklim krizine çözüm olmadığını, aksine kömür bağımlılığını artırdığını belirtiyor. Birçok ülke, benzer politikaları terk ederek yenilenebilir enerjiye yöneliyor. Örneğin, Güney Kore ve Japonya, biyokütle teşviklerini gözden geçirirken, Avrupa Birliği'nde biyokütle sürdürülebilirlik kriterleri sıkılaştırılıyor. Endonezya'nın planı, uluslararası kamuoyunda "iklim liderliği" imajına zarar verebilir ve yeşil finansman akışını olumsuz etkileyebilir.
Öte yandan, Endonezya'nın biyokütle potansiyeli yüksek. Ülke, büyük miktarda tarımsal atık ve palmiye yağı endüstrisi kalıntısına sahip. Ancak, bu atıkların sürdürülebilir şekilde toplanması ve işlenmesi için ciddi altyapı yatırımı gerekiyor. Aksi halde, biyokütle talebi, doğal ormanların tahribine ve gıda güvenliğini tehdit eden arazi kullanım değişikliklerine yol açabilir. Hükümet, biyokütle tedarikinin sürdürülebilirliğini sağlamak için sertifikasyon sistemi geliştirmeyi planlıyor, ancak denetim ve uygulama konusunda soru işaretleri var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Endonezya'nın kömürde biyokütle karışımı planı, Türkiye'nin enerji ve iklim politikaları açısından ders niteliğinde. Türkiye de elektrik üretiminde kömüre önemli ölçüde bağımlı ve benzer şekilde biyokütle teşvikleri gündemde. Ancak, Türkiye'nin orman varlığı ve tarımsal atık potansiyeli sınırlı; plansız bir biyokütle politikası, ormansızlaşma ve su kaynakları üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Paris Anlaşması kapsamındaki emisyon azaltım hedefleri, kömürden çıkışı gerektiriyor. Co-firing gibi geçiş yöntemleri, gerçek bir dönüşümün yerini almamalı. Türkiye, yeşil mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi gibi mekanizmalara uyum sağlamak için yenilenebilir enerjiye yatırımı hızlandırmalı ve kömürden çıkış takvimini netleştirmeli. Endonezya örneği, biyokütlenin iklim çözümü olarak sunulmasının risklerini gösteriyor.