Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (CBD) kapsamındaki 17. Taraflar Konferansı (COP17), Ekim 2024'te Kolombiya'nın Cali kentinde toplandı. Zirvenin en tartışmalı başlıklarından biri, geçen yıl oluşturulan Cali Fonu'nun yönetimi ve kaynaklarının nasıl dağıtılacağı oldu. Fon, biyolojik çeşitlilikten elde edilen dijital bilgi dizilerinden (DSI) doğan gelirlerin bir kısmını yerli halklara ve yerel topluluklara aktarmayı amaçlıyor. Ancak asıl soru, bu kaynağın kimin kararıyla, hangi mekanizmalarla ve ne ölçüde yerel toplulukların kontrolünde kullanılacağı.
Fonun arka planı ve tartışmalı maddeler
Cali Fonu, 2023'te Nairobi'de düzenlenen COP15'te alınan kararlar doğrultusunda kuruldu. Fonun temel amacı, ilaç, tarım ve kozmetik gibi sektörlerde kullanılan genetik kaynaklardan elde edilen kârın adil paylaşımını sağlamak. Ancak fonun işleyişine dair detaylar COP17'ye kaldı. Özellikle gelirlerin toplanması, dağıtımı ve denetimi konusunda yerli halkların ne kadar söz sahibi olacağı belirsizliğini koruyor. Topluluk temsilcileri, fonun sadece miktar olarak değil, yerel halkların finansmana erişim, yönetişim ve kullanım kararlarını belirleme kapasitesi açısından da önemli olduğunu vurguluyor. Cali'de bir araya gelen yerli gruplar, "karar alma süreçlerinde eşit ortaklık" talebiyle görüşmeleri izliyor.
Fonun büyüklüğü henüz netleşmiş değil. DSI'lardan elde edilecek gelirlerin yıllık 10 milyon ila 100 milyon dolar arasında olabileceği tahmin ediliyor; bu da ihtiyaç duyulan kaynağın çok altında. Zaten var olan finansman açığı, yerli toplulukların doğa koruma çabalarına yeterli desteği sağlamıyor. Cali Fonu'nun bu boşluğu kısmen doldurması bekleniyor ancak yönetişim modeli netleşmeden etkin bir dağıtım mümkün görünmüyor.
COP17'de öne çıkan bir diğer konu, fonun sekretaryası ve karar organlarında yerli halkların temsil oranı. Bazı ülkeler, fonun küresel bir mekanizma olarak hükümetler arası bir yapıda yönetilmesini savunurken, yerli gruplar doğrudan temsil ve veto hakkı talep ediyor. Bu gerilim, zirvenin sonuç bildirgesine yansıyacak maddelerin şekillenmesinde belirleyici olacak.
Küresel boyut: İklim adaleti ve biyolojik çeşitlilik
Cali Fonu tartışması, daha geniş bir iklim adaleti ve biyolojik çeşitlilik finansmanı meselesinin parçası. Dünya genelinde biyolojik çeşitliliğin korunması için yıllık 700 milyar doları aşkın bir finansman ihtiyacı olduğu tahmin ediliyor. Mevcut taahhütler ise bunun çok altında. Yerli halklar, dünya kara yüzeyinin yaklaşık dörtte birini geleneksel olarak yönetiyor ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında kritik rol oynuyor. Ancak bu topluluklar, finansman mekanizmalarına erişimde sistematik engellerle karşılaşıyor. Cali Fonu'nun, bu engelleri aşacak şekilde tasarlanması, hem iklim hem de biyolojik çeşitlilik hedefleri açısından hayati.
COP17'de ayrıca, fonun diğer küresel finansman araçlarıyla (örneğin Küresel Çevre Fonu) nasıl koordinasyon sağlayacağı da masada. Yerli temsilciler, fonun bürokratik yükleri azaltması ve doğrudan topluluklara ulaşması gerektiğini savunuyor. Zirve sonunda alınacak kararlar, önümüzdeki yıllarda biyolojik çeşitlilik finansmanının yönünü belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülke olmasına rağmen Cali Fonu'na doğrudan taraf değil. Ancak dolaylı etkileri göz ardı edilemez. Türkiye'nin de taraf olduğu Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında, genetik kaynaklara erişim ve fayda paylaşımı düzenlemeleri gelecekte Türk ilaç ve tarım sektörlerini etkileyebilir. Ayrıca, yerli halkların haklarının güçlendirilmesi, küresel iklim adaleti hareketini besleyerek Türkiye'nin iklim diplomasisinde pozisyon almasını gerektirebilir. Fonun etkin işleyişi, küresel biyolojik çeşitlilik hedeflerine katkı sağlayarak Türkiye gibi ekosistem çeşitliliği yüksek ülkelerin de çevresel güvenliğine olumlu yansıyabilir.