Endonezya, geçtiğimiz yıl orman kaybında sekiz yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Ülkenin tropikal yağmur ormanlarının büyük ölçekli tarım projelerine dönüştürülmesi, bu çarpıcı artışın temel itici gücü oldu. Özellikle devasa pirinç ve şeker kamışı plantasyonları, Endonezya'nın biyolojik çeşitlilik açısından zengin ormanlık alanlarının hızla yok olmasına yol açtı. Uydu görüntüleri ve saha çalışmaları, ormansızlaşmanın özellikle Kalimantan ve Sumatra adalarında yoğunlaştığını gösteriyor.
Büyük ölçekli tarım projelerinin bedeli
Endonezya hükümeti, artan gıda talebini karşılamak ve ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla bir dizi mega tarım projesini hayata geçirdi. Bunların başında, pirinç üretimini artırmayı hedefleyen "Merauke Entegre Gıda ve Enerji Alanı" gibi girişimler geliyor. Ancak bu projeler, binlerce hektarlık ormanın kesilmesine ve ekosistemlerin geri dönülemez şekilde zarar görmesine neden oldu. Çevre örgütleri, bu durumun sadece karbon emisyonlarını artırmakla kalmayıp, Orangutan ve Sumatra kaplanı gibi nesli tehlike altındaki türlerin yaşam alanlarını da yok ettiğini vurguluyor.
2023 yılında Endonezya'da kaybedilen orman alanının, önceki yıla göre yüzde 25'ten fazla arttığı belirtiliyor. Bu artış, ülkenin 2020'de ilan ettiği ormansızlaşmayı durdurma taahhüdüyle tam bir tezat oluşturuyor. Orman yangınları ve yasadışı ağaç kesimi de sorunu derinleştiren diğer faktörler arasında sayılıyor. Uzmanlar, mevcut gidişatın devam etmesi halinde Endonezya'nın iklim hedeflerine ulaşmasının neredeyse imkânsız olacağı uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Endonezya'daki ormansızlaşma, küresel iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını da olumsuz etkiliyor. Dünyanın en büyük tropikal orman alanlarına sahip ülkelerden biri olan Endonezya, aynı zamanda ormansızlaşma kaynaklı sera gazı emisyonlarının da başlıca sorumluları arasında yer alıyor. Ülkenin emisyonlarının yaklaşık yüzde 60'ı orman ve arazi kullanımı değişikliklerinden kaynaklanıyor. Bu durum, uluslararası toplumun Endonezya'ya yönelik baskısını artırıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği'nin ormansızlaşma ile bağlantılı ürünlere yönelik ithalat düzenlemeleri, Endonezya'nın palm yağı ve kağıt hamuru gibi ihracatını tehdit ediyor. Bu gelişme, Güneydoğu Asya ülkelerini sürdürülebilir tarım uygulamalarına geçiş konusunda harekete geçmeye zorluyor.
Bölgesel düzeyde, ormansızlaşmanın yarattığı çevresel sorunlar sınır aşan bir boyut kazanıyor. Sumatra ve Borneo adalarındaki orman yangınlarından kaynaklanan duman bulutları, Malezya, Singapur ve Güney Tayland gibi komşu ülkelerde hava kirliliğine yol açıyor. Bu durum, ASEAN ülkeleri arasında zaman zaman diplomatik gerilimlere neden oluyor. Ayrıca, ormansızlaşma nedeniyle bozulan ekosistemler, sel ve toprak kayması gibi doğal afetlerin sıklığını ve şiddetini artırarak bölgedeki milyonlarca insanın yaşamını tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Endonezya'daki bu gelişme, Türkiye'nin iklim politikaları ve uluslararası taahhütleri açısından iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, Türkiye'nin de içinde bulunduğu G20 ülkelerinin ormansızlaşmayla mücadele konusunda ortak bir zemin bulması gerekiyor. Özellikle tropikal ürünler ticaretinde sürdürülebilirlik kriterlerinin belirlenmesi, Türkiye gibi ithalatçı ülkelerin tedarik zincirlerini etkileyebilir. İkincisi, Türkiye'nin benzer büyüme odaklı kalkınma modelleri izlemesi durumunda, çevresel maliyetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini hatırlatıyor. Orman varlığını koruma konusunda Türkiye'nin kendi karnesi de tartışmalıyken, Endonezya'daki bu tablo, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesinin küresel bir zorunluluk olduğunu bir kez daha gösteriyor.