Küresel iklim bilimciler, 2026 yılında etkili olması beklenen özellikle güçlü bir El Niño hava deseninin, halihazırda yükselmekte olan küresel sıcaklıklarla birleşerek dünya genelinde orman yangını riskini, sıcak hava dalgalarını ve selleri önemli ölçüde artırabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Climate Home News'te yayımlanan rapora göre, Pasifik Okyanusu'ndaki deniz yüzeyi sıcaklıklarının ortalamanın üzerinde seyretmesiyle karakterize edilen bu doğal iklim döngüsü, 2026'nın ikinci yarısında zirveye ulaşabilir ve küresel hava sistemlerinde ciddi aksamalara yol açabilir. Uzmanlar, son El Niño olaylarının (2015-2016 ve 2023-2024) ardından bu yeni döngünün, iklim değişikliğinin etkisiyle daha da yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.
El Niño'nun Küresel Etkileri ve Bilimsel Uyarılar
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve çeşitli iklim araştırma merkezlerinin modellerine göre, 2026 El Niño'su, Pasifik ekvatoral bölgesinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının normallerin 2-3 santigrat derece üzerine çıkmasına neden olabilir. Bu durum, Amazon yağmur ormanlarından Güneydoğu Asya'ya kadar geniş bir coğrafyada kuraklık ve orman yangını riskini artırırken, Güney Amerika'nın batı kıyılarında, Doğu Afrika'da ve Amerika Birleşik Devletleri'nin güneyinde aşırı yağış ve sel felaketlerini tetikleyebilir. Özellikle Endonezya, Avustralya ve Hindistan gibi ülkelerde tarımsal üretim ciddi şekilde etkilenebilir; bu da gıda fiyatlarında yükselişe yol açabilir.
Geçmiş El Niño olayları, 1997-1998'de küresel ekonomik kayıpların 5 trilyon doları, 2015-2016'da ise 3 trilyon doları aştığı tahmin edilen hasarlara neden olmuştu. Bilim insanları, 2026 El Niño'sunun, küresel sıcaklıkların sanayi öncesi döneme göre 1.5 santigrat derece eşiğini geçici olarak aşabileceği ve Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşmayı daha da zorlaştırabileceği konusunda uyarıyor. Ayrıca, okyanus asitlenmesi ve deniz seviyesi yükselmesi gibi uzun vadeli etkilerin de hızlanabileceği belirtiliyor.
Küresel Isınma ve El Niño Etkileşimi
İklim değişikliği, El Niño'nun etkilerini iki yönlü olarak şiddetlendiriyor: Birincisi, artan sera gazı emisyonları nedeniyle atmosfer ve okyanus zaten daha sıcak olduğu için El Niño sırasında eklenen ısı, aşırı hava olaylarının sıklığını ve yoğunluğunu artırıyor. İkincisi, El Niño'nun kendisi de atmosfere büyük miktarda ısı salarak küresel sıcaklıkları geçici olarak yükseltiyor ve bu da fosil yakıt kullanımıyla oluşan ısınmanın üzerine ekleniyor. Örneğin, 2015-2016 El Niño'su, o dönemde küresel sıcaklık rekorlarının kırılmasında kritik rol oynamıştı.
WMO, 2026 El Niño'sunun etkilerini azaltmak için erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve ülkelerin afet hazırlık planlarını gözden geçirmesi çağrısında bulunuyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, bu tür iklim şoklarına karşı daha kırılgan olduğu için uluslararası işbirliğinin önemine vurgu yapılıyor. Öte yandan, bazı bilim insanları, El Niño'nun uzun vadeli iklim projeksiyonlarına kıyasla daha kısa vadeli bir etki olduğunu, ancak yine de ciddi ekonomik ve sosyal sonuçları olabileceğini hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
El Niño'nun küresel etkileri, Türkiye'yi doğrudan olmasa da dolaylı yollardan etkileyebilir. Güney Amerika, Güneydoğu Asya ve Afrika'daki tarımsal üretimde yaşanabilecek düşüş, küresel gıda fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin buğday, mısır ve soya gibi temel emtia ithalat maliyetini artırabilir. Ayrıca, orman yangını ve sel riskinin yüksek olduğu bölgelerdeki tedarik zinciri aksamaları, Türk ihracatçılarını da olumsuz etkileyebilir. İklim değişikliğine uyum kapsamında Türkiye'nin erken uyarı sistemlerini geliştirmesi ve tarımda su verimliliğini artırması, olası kuraklık ve aşırı hava olaylarına karşı dayanıklılığı artıracaktır. Ayrıca, küresel ısınmayla mücadelede Türkiye'nin yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırması, hem emisyon azaltımı hem de enerji arz güvenliği açısından kritik önem taşımaktadır.