El Kaide, 1988 yılında Usame bin Ladin tarafından kurulduğundan bu yana küresel terörün sembolü haline geldi. Ancak son yıllarda örgüt, hem ideolojik hem de operasyonel açıdan ciddi bir çöküş yaşadı. 11 Eylül saldırılarının ardından zirveye ulaşan örgüt, ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun askeri müdahaleleri, lider kadrosunun etkisiz hale getirilmesi ve IŞİD gibi rakip örgütlerin yükselişiyle gerileme dönemine girdi. Bugün El Kaide, eskisi kadar etkili olmasa da hâlâ bazı bölgelerde varlığını sürdürüyor; fakat küresel cihatçı hareket içindeki liderlik iddiasını büyük ölçüde yitirmiş durumda.
El Kaide'nin Yükselişi ve Çöküşünün Arka Planı
El Kaide'nin temelleri, Sovyetler Birliği'nin Afganistan işgaline karşı verilen mücadele sırasında atıldı. Usame bin Ladin, 1980'lerin sonunda Arap mücahitleri bir araya getirerek örgütü kurdu. 1990'lı yıllarda ABD'ye karşı cihat çağrısı yapan Bin Ladin, 1998'de Afrika'daki ABD büyükelçiliklerine düzenlenen bombalı saldırılarla adını duyurdu. 2001'deki 11 Eylül saldırıları ise El Kaide'yi dünyanın en çok aranan terör örgütü haline getirdi. ABD, Afganistan'a müdahale ederek Taliban rejimini devirdi ve El Kaide'nin eğitim kamplarını yok etti. Bin Ladin 2011'de Pakistan'ın Abbottabad kentinde ABD özel kuvvetlerince öldürüldü. Bu, örgüt için ağır bir darbe oldu; ancak asıl çöküş, ideolojik ve stratejik hataların birikmesiyle geldi.
El Kaide'nin çöküşünde birkaç faktör etkili oldu. Birincisi, örgütün aşırı katı ideolojisi, Müslüman toplumların büyük çoğunluğu tarafından reddedildi. Sivillere yönelik saldırılar, örgütün meşruiyetini zedeledi. İkincisi, 2011'de Arap Baharı'nın patlak vermesiyle bölgedeki dinamikler değişti; halklar, otoriter rejimlere karşı barışçıl protestolarla özgürlük arayışına girdi. El Kaide bu dalgayı yakalayamadı ve demokrasi taleplerine karşı mesafeli durdu. Üçüncüsü, IŞİD'in 2014'te halifelik ilan etmesiyle cihatçı hareket içinde ciddi bir bölünme yaşandı. IŞİD, daha radikal ve acımasız yöntemlerle El Kaide'nin genç militanlarını kendine çekti. El Kaide lideri Eymen el-Zevahiri, IŞİD'i kınasa da bu rekabette geri planda kaldı. Zevahiri, 2022'de Kabil'de bir ABD insansız hava aracı saldırısında öldürüldü. Bu, örgütün liderlik krizini derinleştirdi.
Örgütün finansman kaynakları da kurudu. Körfez ülkelerinden gelen bağışlar azaldı; ABD'nin terörle mücadele operasyonları bankacılık sistemini sıkı denetim altına aldı. El Kaide, uyuşturucu kaçakçılığı ve fidye gibi yollarla gelir elde etmeye çalışsa da bu, itibarını daha da sarstı. Ayrıca, örgütün yerel kolları arasında koordinasyon bozuldu; Yemen, Somali, Magrip ve Suriye'deki uzantıları merkezden bağımsız hareket etmeye başladı. Bu da El Kaide'yi tek bir çatı altında toplanmış küresel bir tehdit olmaktan çıkardı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
El Kaide'nin gerilemesi, küresel terörle mücadelede önemli bir dönüm noktası oldu. ABD, 2001'den bu yana Afganistan ve Irak'ta yürüttüğü operasyonlarla örgütü büyük ölçüde etkisiz hale getirdi. Ancak bu, terör tehdidinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. El Kaide'nin yerini, daha dağınık ve öngörülemez yapılar aldı. IŞİD'in yükselişi ve ardından yenilgiye uğratılması, cihatçı hareketin daha da parçalanmasına yol açtı. Bugün terör örgütleri, sosyal medya üzerinden radikalleşme ve bireysel saldırılar gibi yöntemlere yöneliyor. El Kaide ise daha çok yerel çatışmalara odaklanmış durumda; Suriye'de HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) gibi gruplar üzerinden etkisini sürdürmeye çalışıyor. Ancak bu gruplar da zamanla El Kaide'den koparak farklı kimlikler edindi.
Uzmanlara göre El Kaide'nin sonu, devlet dışı aktörlerin küresel terör sahnesindeki dönüşümünü gösteriyor. Örgüt, bir zamanlar olduğu gibi Batı'yı hedef alan büyük çaplı saldırılar düzenleme kapasitesini yitirdi. Bununla birlikte, Afrika'nın Sahel bölgesi ve Yemen gibi istikrarsız coğrafyalarda hâlâ aktif. Örneğin, Yemen'deki El Kaide kolu (AQAP), 2010'lu yıllarda ABD'ye yönelik uçak bombalama girişimleriyle gündeme gelmişti. Fakat son yıllarda bu tür operasyonlar görülmüyor. Örgüt, daha çok yerel yönetimleri ve rakip grupları hedef alıyor. Bu da El Kaide'nin küresel cihat vizyonundan uzaklaşıp yerelleştiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
El Kaide'nin çöküşü, Türkiye'nin güvenlik ve dış politikası açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Öncelikle, örgütün zayıflaması, Türkiye'nin sınır güvenliği ve terörle mücadelesine olumlu yansıdı. Suriye iç savaşında El Kaide bağlantılı grupların etkisizleşmesi, Türkiye'nin bölgedeki güvenlik risklerini azalttı. Ancak El Kaide'nin yerini alan IŞİD ve PKK/YPG gibi yapılar, Türkiye için hâlâ tehdit oluşturuyor. Türkiye, terör örgütlerinin dönüşümünü yakından takip ederek sınırlarında istikrarı sağlamaya çalışıyor. Ayrıca, El Kaide'nin gerilemesi, Türkiye'nin uluslararası terörle mücadeledeki iş birliğini güçlendirebilir. Fakat örgütün tamamen yok olmaması, bölgesel istikrarsızlığın sürmesine neden oluyor. Türkiye, bu boşlukta radikal grupların yeniden güç kazanmaması için aktif diplomasi ve güvenlik politikaları yürütmeli.