Londra Üniversitesi SOAS'ın Çin Enstitüsü Direktörü Steve Tsang'ın analizine göre, Xi Jinping döneminde Çin, küresel sahnede daha iddialı ve çok boyutlu bir strateji izliyor. Tsang, Xi'nin "Çin Rüyası" vizyonunun ekonomik kalkınma, askeri modernizasyon ve diplomatik genişleme yoluyla Çin'i dünya lideri konumuna taşımayı hedeflediğini vurguluyor. Bu strateji, Kuşak ve Yol Girişimi, Asya Altyapı Yatırım Bankası gibi kurumlar ve Güney Çin Denizi'ndeki askeri varlık artışıyla somutlaşıyor.
Xi Jinping'in Stratejik Vizyonu ve Uygulamaları
Xi Jinping, 2012'de göreve gelmesinden bu yana, Çin'in iç ve dış politikasını yeniden şekillendirdi. Tsang'a göre, Xi'nin liderliği altında Çin Komünist Partisi (ÇKP), ekonomik reformları derinleştirirken aynı zamanda ordunun modernizasyonuna ve siyasi merkezileşmeye öncelik verdi. Xi, "Çin Rüyası" ve "İkinci Yüzyıl Hedefleri" gibi kavramlarla ulusal gururu ve birlik duygusunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Dış politikada ise "kazan-kazan işbirliği" söylemiyle gelişmekte olan ülkelerle ilişkileri derinleştirirken, ABD ile rekabeti yönetmeye çalışıyor.
Kuşak ve Yol Girişimi (BRI), Xi'nin en önemli projelerinden biri olarak öne çıkıyor. 2013'te duyurulan bu girişim, Asya, Avrupa ve Afrika'yı kapsayan altyapı yatırımlarıyla Çin'in ekonomik ve siyasi etkisini genişletmeyi hedefliyor. Tsang, BRI'nin sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir araç olduğunu, borç diplomasisi yoluyla birçok ülkede nüfuz sağladığını belirtiyor. Öte yandan, Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) gibi kurumlar, Batı liderliğindeki finansal mimariye alternatif oluşturuyor.
Askeri alanda ise Çin, deniz aşırı güç projeksiyonu yeteneğini artırıyor. Güney Çin Denizi'ndeki yapay adalar ve askeri üsler, bölgesel hakimiyet iddiasını güçlendirirken, Tayvan konusunda artan gerilim dikkat çekiyor. Tsang, Xi'nin "tek Çin" ilkesine sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve Tayvan'ın bağımsızlığına yönelik herhangi bir adımı kırmızı çizgi olarak gördüğünü ifade ediyor. Ayrıca, Çin'in uzay ve siber uzaydaki yetenekleri de hızla gelişiyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Çin'in yükselişi, ABD ile stratejik rekabeti derinleştiriyor. Ticaret savaşları, teknoloji yarışı ve ideolojik karşıtlık, iki ülke arasındaki ilişkileri şekillendiriyor. Tsang, Xi'nin çok kutuplu bir dünya düzeni arzuladığını ve Batı'nın normatif üstünlüğüne meydan okuduğunu belirtiyor. Çin, BRICS, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve bölgesel forumlar aracılığıyla alternatif ittifaklar kuruyor.
Avrupa için Çin, hem bir ekonomik fırsat hem de sistemik bir rakip. AB, Çin'i "işbirliği ortağı, ekonomik rakip ve sistemik rakip" olarak tanımlıyor. Tsang, Avrupa'nın Çin'e yönelik politikasında bölünmüş olduğunu, bazı ülkelerin ekonomik bağımlılığı sürdürmek isterken, diğerlerinin insan hakları ve güvenlik kaygılarıyla mesafe aldığını söylüyor. Orta Doğu'da ise Çin, enerji güvenliği ve altyapı yatırımlarıyla etkisini artırıyor; İran ve Suudi Arabistan ile ilişkilerini dengeliyor.
Afrika ve Latin Amerika'da Çin, kalkınma yardımları ve yatırımlarla nüfuzunu genişletiyor. Tsang, bu bölgelerde Çin'in "borç tuzağı" eleştirilerine maruz kaldığını, ancak birçok ülkenin altyapı ihtiyacını karşıladığı için Çin'i tercih ettiğini aktarıyor. Asya-Pasifik'te ise Çin'in askeri faaliyetleri, Japonya, Hindistan ve Avustralya gibi ülkelerde güvenlik endişelerini artırıyor; bu ülkeler ABD ile savunma işbirliğini güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in Xi Jinping dönemindeki küresel stratejisi, Türkiye için hem fırsatlar hem de zorluklar sunuyor. Türkiye, Kuşak ve Yol Girişimi'nin orta koridorunda yer alarak ekonomik işbirliğini derinleştirebilir; ancak Çin'in Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki artan etkisi, Ankara'nın bölgesel dengelerini yeniden ayarlamasını gerektirebilir. Ayrıca, Çin'in teknoloji ve savunma alanındaki yükselişi, Türkiye'nin çok kutuplu dış politikasında yeni bir denge unsuru olabilir. ABD-Çin rekabetinde tarafsız kalmak isteyen Türkiye, ekonomik çıkarlarını korurken stratejik özerkliğini sürdürmeye çalışacaktır.