11 Eylül 2001 saldırılarının üzerinden çeyrek asır geçti. El Kaide, o gün ABD topraklarında 2 bin 977 kişinin ölümüne yol açan eylemleriyle küresel güvenlik mimarisini kökten değiştirmişti. Ancak 25 yıl sonra örgütün yarattığı tehdit, bir zamanlar olduğu gibi merkezî ve büyük çaplı değil. Bugün El Kaide, dağınık bir yapıya bürünmüş durumda. Örgüt, eylemlerini büyük ölçüde evde radikalleşmiş, yalnız hareket eden bireylere havale ediyor. Bu kişiler, bıçaklı saldırılar ve araçla ezme gibi düşük maliyetli, düşük teknolojili eylemlerle ses getirmeye çalışıyor. Uzmanlara göre bu dönüşüm, El Kaide'nin merkezî komuta kapasitesini yitirdiğini ancak ideolojik etkisini koruduğunu gösteriyor.
El Kaide'nin Dönüşen Stratejisi ve Bireysel Terörizm
11 Eylül sonrası dönemde ABD öncülüğündeki uluslararası askerî müdahaleler, El Kaide'nin Afganistan'daki üslerini dağıttı. 2011'de Usame bin Ladin'in Pakistan'ın Abbottabad kentinde düzenlenen operasyonla öldürülmesi, örgütün merkezî liderliğine ağır darbe vurdu. Ardından gelen yıllarda Irak ve Suriye'de IŞİD'in yükselişi, cihatçı sahnede rekabeti artırdı. El Kaide, bu süreçte daha çok yerel bağlantılar kurmaya ve franchise yapılar oluşturmaya yöneldi. Arap Yarımadası El Kaidesi (AQAP), Mağrip El Kaidesi (AQIM) ve Somali'deki Eş-Şebab gibi uzantılar, bölgesel düzeyde faaliyet gösteriyor. Batılı istihbarat kaynaklarına göre, örgütün merkezî yönlendirmesi zayıflasa da internet üzerinden yayılan propagandası, yalnız kurt denilen bireyleri harekete geçirebiliyor. Son yıllarda Avrupa'da ve Kuzey Amerika'da yaşanan bıçaklı saldırılar, araçla kalabalığa dalma girişimleri, bu eğilimin somut yansımaları olarak değerlendiriliyor.
Örgütün mevcut kapasitesi, 2001'deki gibi karmaşık, çok aşamalı ve yüksek zayiatlı saldırıları gerçekleştirmeye elverişli değil. Bunun yerine, güvenlik güçlerinin tespit etmekte zorlandığı, düşük teknoloji gerektiren ve çoğu zaman tek kişi tarafından icra edilen eylemlere yöneliyor. Bu tür saldırılar, örgüte büyük finansman ve lojistik gerektirmiyor. Saldırganın sadece bir bıçak veya bir araç temin etmesi yeterli oluyor. Bu yöntem, El Kaide'nin ideolojik varlığını sürdürmesini ve destekçileri üzerinde etkili olmasını sağlıyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
El Kaide'nin dönüşen tehdit yapısı, uluslararası güvenlik politikalarını da etkiliyor. ABD, 2021'de Afganistan'dan çekilmesinin ardından bölgedeki istihbarat kapasitesini uzaktan yürütmeye çalışıyor. Taliban yönetiminin El Kaide ile bağlantısını sürdürdüğüne dair raporlar, Batı başkentlerinde endişeyle karşılanıyor. Öte yandan, örgütün Afrika'nın Sahel bölgesinde ve Somali'de genişleme çabaları, bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Avrupa ülkeleri, kendi topraklarında radikalleşen bireylerin oluşturduğu riski yakından izliyor. Güvenlik birimleri, her ne kadar merkezî bir El Kaide saldırısı olasılığını düşük görse de, bireysel eylemlerin önlenmesinin istihbarat açısından daha zor olduğunu vurguluyor.
Uzmanlar, El Kaide'nin 25 yıl sonra hâlâ ayakta olmasını, örgütün ideolojik dayanıklılığına bağlıyor. Örgüt, lider kadrosunun büyük bölümünü kaybetmesine rağmen, küresel cihatçı hareket içindeki referans konumunu koruyor. Bu durum, sadece askerî yöntemlerle terörizmin tamamen ortadan kaldırılamayacağını gösteriyor. Radikalleşmeyle mücadele, sosyal entegrasyon ve istihbarat iş birliği, önümüzdeki dönemde de güvenlik politikalarının merkezinde yer alacak gibi görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, El Kaide tehdidini uzun yıllardır yakından takip ediyor. Örgütün Suriye'deki uzantıları ve bölgedeki diğer cihatçı gruplarla bağlantıları, Ankara'nın güvenlik gündeminde önemli bir yer tutuyor. Türkiye, 11 Eylül sonrası dönemde El Kaide'ye yönelik uluslararası operasyonlara destek verdi; kendi topraklarında da çok sayıda El Kaide hücresine yönelik operasyonlar düzenledi. Özellikle 2003'te İstanbul'da gerçekleşen ve 60'tan fazla kişinin ölümüne yol açan saldırılar, örgütün Türkiye'ye yönelik tehdidini gözler önüne sermişti. Bugün ise El Kaide'nin dönüşen yapısı, Türkiye için hem bir istihbarat hem de sınır güvenliği meselesi olarak öne çıkıyor. Suriye ve Irak'taki istikrarsızlık, örgütün bölgede yeniden palazlanma riskini artırıyor. Türkiye'nin NATO içindeki iş birlikleri ve bölgesel istihbarat paylaşımı, bu tehditle mücadelede kritik önem taşıyor.