ABD'de enflasyonla mücadelede yeni bir evreye geçilirken, New Century Advisors Başekonomisti Claudia Sahm, Federal Rezerv'in (Fed) mevcut politikasının yetersiz kaldığını savunarak faiz artırımına başlanmasının 'en uygun' adım olacağını belirtti. Bloomberg Surveillance programına konuşan Sahm, 'ABD'de enflasyon görünümünde şu anda bir şeyler değişiyor' diyerek piyasalarda Fed'in para politikasını sıkılaştırmasına yönelik beklentilerin arttığına işaret etti.
Enflasyondaki Değişim ve Fed'in Pozisyonu
Sahm'in bu açıklamaları, ABD'de açıklanan son verilerin enflasyonda beklenenden daha kalıcı bir yavaşlamaya işaret etmesinin ardından geldi. Özellikle çekirdek enflasyonun hâlâ hedefin oldukça üzerinde seyretmesi, Fed yetkililerinin 'şahin' tonunu korumasına neden oluyor. Ancak Sahm, mevcut koşullarda Fed'in daha fazla adım atması gerektiğini vurgulayarak, 'Enflasyonu kontrol altına almak için daha yüksek faiz oranları kaçınılmaz görünüyor' dedi.
Ekonomist, Fed Başkanı Jerome Powell ve meslektaşlarının son toplantılarda faiz oranlarını sabit tutma kararı almasına rağmen, artık bu duruşun sorgulanması gerektiğini ifade etti. Sahm, 'Piyasalar Fed'in ne yapacağını tahmin etmeye çalışırken, veriler net bir sinyal veriyor: Enflasyon hedefe dönmek için daha fazla sıkılaşmaya ihtiyaç duyuyor' şeklinde konuştu.
Öte yandan, bazı analistler Fed'in bu yıl içinde faiz indirimine gideceğini öngörürken, Sahm gibi ekonomistler ise tersi yönde uyarılarda bulunuyor. Sahm, ‘Enflasyonla mücadelede erken zafer ilan etmek, 1970'lerde yapılan hataları tekrarlamak olur’ değerlendirmesinde bulundu.
ABD ekonomisinin gücüne de değinen Sahm, iş gücü piyasasındaki dayanıklılığın Fed'e daha fazla hareket alanı tanıdığını belirtti. 'İşsizlik oranı düşük kaldığı sürece, resesyon korkusu olmadan faiz artırımına devam edebilirler' ifadelerini kullandı.
Küresel Piyasalara Yansımalar
Fed'in faiz politikasındaki olası bir değişiklik, yalnızca ABD ekonomisini değil, gelişmekte olan piyasalar başta olmak üzere tüm dünyayı etkileyecek nitelikte. Fed'in faiz artırması durumunda, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışları hızlanabilir, yerel para birimleri değer kaybedebilir. Bu durum, Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler için ek riskler oluşturabilir.
Öte yandan, küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, jeopolitik gerilimler ve arz zinciri sorunları da enflasyon üzerindeki yukarı yönlü baskıyı sürdürüyor. Uzmanlar, merkez bankalarının koordineli bir şekilde hareket etmesinin önemine dikkat çekiyor. Sahm'in yorumları, önümüzdeki dönemde merkez bankalarının daha temkinli bir yaklaşım benimseyeceğinin sinyalini veriyor.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalarda ise Başkan Joe Biden'ın enflasyonla mücadeleye bağlılığı vurgulanırken, Fed'in bağımsızlığına saygı duyulduğu belirtiliyor. Ancak seçim yılında ekonomik göstergelerin siyasi bir önem kazandığı da göz ardı edilmemeli.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), son dönemde faiz oranlarını yükseltmiş ve sıkılaştırıcı politikalar izlemiştir. Fed'in de faiz artırımına gitmesi halinde, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışları hızlanabilir. Bu durum Türkiye gibi cari açık veren ve dış finansmana ihtiyaç duyan ülkelerde finansal istikrarı zorlaştırabilir. Ancak TCMB'nin şu anki sıkı duruşu, bu tür bir dış şoka karşı bir miktar direnç sağlayabilir. Türkiye'nin enflasyonla mücadelesinde ise iç talepteki dengelenme ve döviz kurundaki istikrar belirleyici olmaya devam ediyor. Sahm'in görüşleri, küresel para politikalarının Türkiye üzerindeki etkisini yeniden düşünmemiz gerektiğini hatırlatıyor.