Birleşik Krallık'ta yaklaşan genel seçimler öncesinde İşçi Partisi'nin öne çıkmasıyla birlikte, parti lideri Keir Starmer’ın Başbakan olması halinde eski parti lideri Ed Miliband’ın Hazine Bakanı (Chancellor of the Exchequer) koltuğuna oturması bekleniyor. Ancak Miliband’ın bu görevi üstlenmesi durumunda karşılaşacağı zorluklar, ülkenin ekonomik görünümü ve parti içi dengeler açısından önemli tartışma konusu. İşçi Partisi’nin vaat ettiği kamu yatırımları ile mali disiplin arasında denge kurmak zorunda kalacak olan Miliband’ın, aynı zamanda Muhafazakar Parti’nin yarattığı düşük büyüme ve yüksek vergi ortamını düzeltmesi bekleniyor.
Miliband’ın Ekonomik Görünümü
Ed Miliband, 2010-2015 yılları arasında İşçi Partisi liderliği yapmış, sol kanadın etkili isimlerinden biri olarak biliniyor. O dönemde partisinin seçim yenilgisi sonrası liderlikten ayrılsa da, gölge kabinede görev almaya devam etti. Şimdi ise “Reasons to Be Cheerful” podcast’inin eski konuklarına göre, Hazine Bakanı olması halinde karşısına çıkacak en büyük sorun, partisinin mali kurallara bağlı kalma sözü ile büyük kamu harcamaları vaatleri arasında sıkışıp kalmak olacak. Miliband’ın, Brexit sonrası ticaret anlaşmalarının getirdiği darboğaz ve pandemi sonrası toparlanma sürecindeki yavaşlık ile de mücadele etmesi gerekecek.
İşçi Partisi, seçim kampanyasında özellikle yeşil enerji yatırımlarına ağırlık veriyor. Miliband’ın iklim değişikliğiyle mücadele konusunda net bir duruşu var. Ancak bu yatırımların finansmanı için mevcut vergi sisteminde reform yapılması veya kamu borçlanmasına gidilmesi gündeme gelebilir. Bu da piyasaların tepkisine ve İngiltere Merkez Bankası’nın faiz politikalarına etki edebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Miliband’ın politikaları sadece Birleşik Krallık’ı değil, küresel ekonomiyi de etkileyebilir. Özellikle AB ile ilişkilerde daha ılımlı bir tutum beklenirken, ABD ile ticaret anlaşmaları konusunda yeni bir sayfa açılması mümkün. Miliband’ın kamu harcamalarını artırma eğilimi, sterlin üzerinde baskı oluşturabilir ve uluslararası yatırımcıların İngiltere’ye olan güvenini sarsabilir. Diğer yandan, yeşil dönüşüm yatırımları küresel iklim hedefleriyle uyumlu olacağından uluslararası toplumdan destek görebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık’ta olası bir İşçi Partisi hükümetinin ekonomi yönetimi, Türkiye’yi doğrudan etkilemese de, küresel piyasalarda güven ortamını şekillendirebilir. Miliband’ın kamu harcamaları odaklı politikaları, İngiltere’nin faiz oranlarını yukarı çekebilir ve bu durum gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını hızlandırabilir. Türkiye gibi cari açık veren ekonomiler bu süreçten olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, Brexit sonrası İngiltere’nin ticaret ortakları arasında Türkiye’nin de bulunduğu göz önüne alındığında, yeni hükümetin serbest ticaret anlaşmalarına yaklaşımı ve gümrük tarifeleri konusundaki tutumu, iki ülke arasındaki ticaret hacmini belirleyebilir. Kısacası, Miliband liderliğindeki bir Hazine, küresel ekonomik istikrar üzerinden dolaylı yoldan Türkiye’yi etkileyebilir.