Yemen'de Husilerin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki King Khalid Uluslararası Havalimanı'na düzenlediği füze saldırısında en az 12 kişi hayatını kaybetti, 300'den fazla kişi yaralandı. Suudi yetkililer, saldırının hafta içinde başkente yapılan üçüncü saldırı olduğunu açıkladı. Husiler, saldırıyı üstlendi ve Suudi Arabistan'a yönelik operasyonların devam edeceğini duyurdu.
Arka plan: Yemen krizi ve Husilerin yükselişi
Yemen'de 2014 yılından bu yana süren iç savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Mart 2015'te başlattığı askeri müdahaleyle bölgesel bir boyut kazandı. Husiler, 2014'te başkent Sana'a'yı ele geçirdi ve ardından ülkenin büyük bölümünü kontrol altına aldı. Suudi Arabistan, Husileri kendi topraklarına yönelik bir tehdit olarak görüyor ve İran'ın bölgedeki etkisini dengelemeye çalışıyor. Koalisyon güçleri, Havalimanı'nı ve çevresini askeri amaçlarla kullandığı iddiasıyla sık sık hedef alıyor. Ancak bu saldırı, sivil kayıpların yüksek olması nedeniyle uluslararası alanda endişe yarattı.
Riyad Havalimanı'na yönelik saldırı, Yemen savaşında yeni bir tırmanma aşamasına işaret ediyor. Daha önce Husiler, Suudi Arabistan'ın güneyindeki askeri üslere ve petrol tesislerine saldırılar düzenlemişti. Eylül 2019'da Abqaiq ve Khurais petrol tesislerine yapılan saldırılar, Suudi petrol üretiminin yarısını geçici olarak durdurmuş ve küresel petrol fiyatlarında ani bir artışa neden olmuştu. Bu son saldırı, Husilerin uzun menzilli füze kapasitesini koruduğunu ve Suudi hava savunma sistemlerini aşabildiğini gösteriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Riyad Havalimanı'na düzenlenen saldırı, Körfez'de güvenlik endişelerini artırdı. Suudi Arabistan, saldırının ardından hava sahasını geçici olarak kapatma ve bazı uçuşları askıya alma kararı aldı. Uluslararası toplum, sivil kayıplardan duyduğu endişeyi dile getirirken, Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, taraflara itidal çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı kınadığını açıkladı ve İran'ı Husileri desteklemekle suçladı. İran ise suçlamaları reddediyor.
Uzmanlar, saldırının Suudi Arabistan'ın Yemen politikasını gözden geçirmesine yol açabileceğini belirtiyor. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz yıl Yemen'de ateşkes sağlanması için çaba sarf etmiş ancak Husilerle yapılan müzakereler sonuçsuz kalmıştı. Bu saldırı, Husilerin askeri gücünü ve müzakere masasındaki pazarlık payını artırma amacı taşıyor olabilir. Diğer yandan, saldırıların sivil hedeflere yönelmesi, Husilerin uluslararası meşruiyetini zayıflatabilir.
Küresel petrol piyasaları, saldırının ardından dalgalandı. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2'nin üzerinde artış gösterdi. Analistler, Suudi Arabistan'ın petrol altyapısına yönelik olası saldırıların arz endişelerini artırabileceğini ve fiyatları yukarı çekebileceğini söylüyor. Ayrıca, Kızıldeniz'deki güvenlik durumu, küresel ticaret yolları için risk oluşturuyor. Husiler, daha önce Kızıldeniz'de ticari gemilere saldırılar düzenlemişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Riyad Havalimanı'na yapılan saldırı, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve enerji arz güvenliği açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Suudi Arabistan ve İran ile dengeli ilişkiler yürütüyor; ancak Yemen savaşındaki tırmanma, Körfez'de istikrarsızlığı artırarak Türk ekonomisini olumsuz etkileyebilecek petrol fiyatı dalgalanmalarına yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Yemen'deki insani krize yönelik diplomatik çabaları ve bölgesel istikrar arayışı, bu tür saldırıların önlenmesi için daha aktif bir rol üstlenmesini gerektirebilir. Türk dış politikası, Suudi Arabistan ile savunma sanayi işbirliğini ve İran ile diyaloğu sürdürerek dengeyi korumaya çalışacaktır.