ABD’nin küresel liderliği sorgulanırken, Çin’in uluslararası alandaki güvenilirliği giderek artıyor. Yapılan araştırmalar ve küresel kamuoyu anketleri, dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin ABD’ye duyduğu güvenin azaldığını, buna karşılık Çin’in imajının güçlendiğini gösteriyor. Bu eğilim yalnızca ABD’nin geleneksel rakipleriyle sınırlı değil; Latin Amerika’dan Afrika’ya, Asya’dan Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyada gözlemleniyor. Peki, dünya neden Çin’i ABD’ye tercih ediyor?
Gelişmenin Arka Planı
Son yıllarda yapılan Pew Araştırma Merkezi anketleri, ABD’nin dünya genelindeki olumlu görülme oranının düştüğünü ortaya koyuyor. 2021’de yüzde 63 olan bu oran, 2023’te yüzde 59’a geriledi. Buna karşın Çin’in olumlu algılanma oranı ise yüzde 41’den yüzde 46’ya yükseldi. Özellikle Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde Çin’in ekonomik kalkınma modeli ve altyapı yatırımları büyük ilgi görüyor. Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında yapılan yatırımlar, Çin’in “kazan-kazan” söylemini somutlaştırırken, ABD’nin yaptırım ve müdahaleci dış politikası güven kaybına yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güven farkı sadece gelişmekte olan ülkelerle sınırlı değil. Avrupa’da bile ABD’nin liderliğine duyulan güven azalırken, Çin’e yönelik ilgi artıyor. Alman Marshall Fonu’nun yaptığı bir araştırmaya göre, Avrupalıların yalnızca yüzde 38’i ABD’nin küresel istikrar için güvenilir bir ortak olduğunu düşünürken, yüzde 45’i Çin’in önemli bir ekonomik ortak olduğunu belirtiyor. Bu eğilim, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi, Irak işgali gibi travmatik deneyimlerin yanı sıra, Çin’in salgın yardımı, iklim değişikliği iş birliği ve teknoloji transferi gibi konularda daha yapıcı bir imaj çizmesinden kaynaklanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, jeopolitik konumu itibarıyla hem ABD hem de Çin ile ilişkilerini dengelemek durumunda. ABD ile NATO ortaklığı sürerken, Çin ile artan ticaret hacmi ve Kuşak ve Yol iş birliği, Ankara’nın çok yönlü dış politikasının bir parçası. Ancak küresel güven dengesindeki bu kayma, Türkiye’nin Batı ile Doğu arasında daha esnek bir manevra alanı bulmasını sağlayabilir. Özellikle enerji, altyapı ve savunma sanayisinde Çin ile artan iş birliği Ankara için alternatif bir seçenek oluştururken, ABD ile ilişkilerdeki gerginliklerin yönü de bu güven algısından etkileniyor. Türkiye, bu yeni dengede kendi çıkarlarını maksimize edecek çok yönlü bir strateji izlemek zorunda.