Dubai Uluslararası Havalimanı (DXB), 2025'in ilk yarısında yolcu trafiğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 31,3'lük keskin bir düşüş kaydetti. Havalimanı işletmecisi Dubai Airports, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran'daki savaşın Körfez bölgesindeki yoğun hava trafiğini ciddi şekilde sekteye uğrattığını ve bu durumun dünyanın en işlek uluslararası seyahat merkezlerinden biri olan DXB'yi doğrudan etkilediğini bildirdi. İlk altı ayda toplam yolcu sayısı 34,1 milyon olarak gerçekleşti. Bu rakam, Ocak-Haziran 2024 dönemindeki 44,9 milyon yolcuya kıyasla belirgin bir azalmaya işaret ediyor.
İran Savaşı'nın Körfez Havacılığına Etkisi
İran'da devam eden çatışmalar, hava sahasının kapatılmasına ve birçok havayolunun Körfez üzerinden geçen uçuşlarını askıya almasına veya rota değiştirmesine neden oldu. Bölgenin ana transit merkezi olan Dubai, özellikle İran hava sahasına yakınlığı nedeniyle büyük zarar gördü. Birçok havayolu, riskli bölgeleri bypass etmek için uzun rotalar kullanmak zorunda kaldı; bu da yakıt maliyetlerini artırırken, bazı destinasyonlara doğrudan uçuşların iptal edilmesine yol açtı.
Dubai Airports'un raporuna göre, Nisan ayında İran ile olası bir askeri çatışma beklentisi, Mayıs ayında ise fiili çatışmalar trafikteki düşüşün ana tetikleyicileri oldu. Özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika hatlarında ciddi iptaller yaşandı. Öte yandan, Ortadoğu içindeki bazı bölgesel rotalar da güvenlik gerekçesiyle azaltıldı veya geçici olarak durduruldu. Havalimanı yetkilileri, bu düşüşün yalnızca savaştan kaynaklanmadığını, küresel ekonomik belirsizliklerin de talebi etkilediğini belirtiyor.
İlk yarıda kargo trafiği de olumsuz etkilendi. Hava kargo hacmi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,8 azalarak 1,1 milyon ton seviyesine geriledi. Bu düşüş, Dubai'nin lojistik merkezi olma hedefini zora sokarken, tedarik zincirlerinde aksamalara yol açtı.
Bölgesel Havacılık Sektörünün Geleceği
Uzmanlar, İran'daki istikrarsızlığın sürmesi halinde Dubai'nin yanı sıra Katar, Suudi Arabistan ve Bahreyn gibi komşu ülkelerdeki havalimanlarının da trafik kayıpları yaşayacağını öngörüyor. Körfez bölgesi, uzun mesafeli uçuşlar için doğal bir köprü konumunda olduğundan, bölgedeki herhangi bir çatışma küresel havacılığı derinden etkiliyor. Havayolu şirketleri, çatışma bölgelerinin etrafından dolaşan alternatif rotalar geliştirmeye çalışsa da, bu durum uçuş sürelerini 1-2 saat uzatmakta ve maliyetleri artırmaktadır.
Dubai Airports'un CEO'su Paul Griffiths, yaptığı yazılı açıklamada, "Bu zorlu dönemde güvenlik önlemlerimizi en üst düzeye çıkardık. Havayolu ortaklarımızla yakın koordinasyon içinde çalışarak operasyonlarımızı sürdürülebilir kılmaya çalışıyoruz. Önümüzdeki aylarda seyahat kısıtlamalarının kaldırılması ve İran'da barışın tesis edilmesiyle birlikte trafiğin yeniden toparlanmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte, jeopolitik risklerin havacılık sektörü üzerindeki etkisi uzun vadeli olabilir. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), bölgedeki çatışmaların küresel havacılık sektörüne yıllık maliyetinin milyarlarca doları bulabileceğini tahmin ediyor. Ayrıca, yolcuların Ortadoğu üzerinden seyahat etmeye yönelik artan endişeleri, talebin düşmesine ve havayollarının bazı hatları tamamen kapatmasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından stratejik bir önem taşımaktadır. İstanbul Havalimanı, Dubai'nin yaşadığı bu trafik kaybından kazançlı çıkabilir; çünkü Ortadoğu'da güvenli bir koridor olarak öne çıkan Türkiye, doğu-batı ve kuzey-güney uçuşlarında doğal bir geçiş noktasıdır. İran'daki çatışmalara uzak olması ve güçlü hava trafik altyapısı, Türk Hava Yolları ve İstanbul Havalimanı'na yeni fırsatlar sunabilir. Ancak, bölgedeki istikrarsızlık Türkiye'yi de dolaylı olarak etkileyebilir; artan güvenlik endişeleri ve yakıt maliyetleri, bayrak taşıyıcının operasyonlarını zorlayabilir. Ankara'nın, bölgede yeniden köprü olma rolünü güçlendirmek için diplomasiyi öne çıkarması ve havacılık anlaşmalarını güncellemesi yerinde olacaktır.