Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, Salı günü Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı Mazlum Abdi ile bir araya gelerek, Abdi'nin örgütün feshini ve devlet kurumlarına "tam" entegrasyonunu açıklamasının ardından bu sürecin atılacak adımlarını ele aldı. Görüşme, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt liderliğindeki güçlerin Şam yönetimiyle bütünleşme sürecinde kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Abdi'nin Pazar günü yaptığı açıklamada, örgütün resmi olarak feshedildiğini ve Suriye devletinin kurumlarına dahil olacağını duyurması, iç savaşın başlangıcından bu yana Suriye'nin toprak bütünlüğü konusunda yaşanan en önemli gelişmelerden biri olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin Arka Planı
SDG, Suriye iç savaşı sırasında ABD liderliğindeki koalisyonun desteğiyle IŞİD'e karşı mücadelede önemli bir rol oynamış ve Suriye'nin kuzeydoğusunda geniş bir bölgeyi kontrol altına almıştı. Ancak Suriye'nin yeni yönetimi, ülkenin toprak bütünlüğünü ve merkezi otoriteyi yeniden tesis etme hedefi doğrultusunda SDG'nin silah bırakması ve devlete entegre olması için kapsamlı bir süreç başlatmıştı. Abdi'nin Şam'da gerçekleştirdiği ziyaret ve görüşmeler, bu entegrasyonun somut çerçevesini oluşturmak için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Görüşmede, güvenlik dosyalarının yanı sıra, eski savaşçıların devlet ordusuna ve kurumlarına nasıl dahil edileceği, bölgedeki sivil yönetimlerin durumu ve enerji kaynaklarının paylaşımı gibi teknik konuların ele alındığı bildiriliyor. Türkiye, uzun süredir SDG'yi PKK'nın Suriye kolu olarak görüp, örgütün Suriye'nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturmasına karşı çıkıyor. Bu nedenle, SDG'nin feshedilmesi ve Suriye ordusuna entegre edilmesi Türkiye'nin de yakından izlediği ve desteklediği bir gelişme olarak öne çıkıyor. Ancak sürecin nasıl ilerleyeceği ve örgütün gerçekten dağıtılıp dağıtılmayacağı, bölgedeki dengeler açısından belirleyici olacak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu entegrasyon süreci, yalnızca Suriye'nin iç işleriyle sınırlı kalmayıp, bölgesel ve küresel güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor. ABD, uzun süredir SDG'yi IŞİD'le mücadelede önemli bir müttefik olarak desteklerken, Türkiye ise örgütü ulusal güvenliğine tehdit olarak görüyor. SDG'nin feshedilmesi ve Şam'a entegrasyonu, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının geleceği ve Türkiye'nin sınır güvenliği konularında yeni bir denklem oluşturuyor. Suriye'nin kuzeydoğusundaki petrol sahalarının kontrolü, enerji kaynaklarının merkezi yönetime devredilmesi ve bölgedeki etnik dengeler gibi konular, sürecin başarısı için kritik önem taşıyor. Ayrıca, İran ve Rusya'nın da dahil olduğu bölgesel aktörler, Suriye'deki gelişmeleri yakından takip ediyor. Bu entegrasyon süreci, Suriye'nin siyasi geleceği ve istikrarı için bir fırsat olabileceği gibi, bazı çevrelerde endişeyle de karşılanıyor. Özellikle SDG'nin omurgasını oluşturan Kürt grupların hakları ve özerklik statüsünün geleceği, sürecin en hassas noktalarından birini oluşturuyor. Abdi'nin yaptığı açıklamalarda, Kürtlerin anayasal haklarının güvence altına alınması ve yerel yönetimlerin korunması taleplerinin müzakerelerde ele alındığı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu ortadan kaldırması açısından kritik bir fırsat sunuyor. Türkiye, PKK'nın Suriye uzantısı olarak gördüğü SDG'nin varlığına karşı askeri operasyonlar düzenlemiş ve Şam yönetimiyle ilişkilerin normalleşmesi sürecinde bu konuyu ön koşul olarak öne sürmüş olabilir. SDG'nin feshedilmesi, Türkiye'nin sınır güvenliği endişelerini azaltabilir ve Şam ile Ankara arasındaki yakınlaşmayı hızlandırabilir. Ancak entegrasyon sürecinin ne kadar samimi ve kalıcı olduğu, örgütün gerçekten dağıtılıp dağıtılmayacağı ve bu süreçte Kürt grupların PKK ile bağlarının kesilip kesilmediği büyük önem taşıyor. Türkiye'nin bu süreci yakından izleyerek, bölgedeki diğer aktörlerle koordineli bir şekilde hareket etmesi bekleniyor.