Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) devam eden Ebola salgınının tam yayılımının, ülkenin sağlık altyapısındaki 'kör noktalar' nedeniyle gizli kalabileceği uyarısında bulundu. KDC Sağlık Bakanlığı, 11 Haziran'da yaptığı açıklamada, hastalığın üç yeni sağlık bölgesine daha yayıldığını doğruladı. Bu gelişme, salgının kontrol altına alınması çabalarını daha da karmaşık hale getiriyor. Yetkililer, özellikle çatışma bölgeleri ve uzak kırsal alanlarda vakaların tam olarak rapor edilemediğinden endişe ediyor.
Salgının yayılımı ve zorluklar
KDC Sağlık Bakanlığı, Ebola salgınının doğu KDC'deki Kayna, Mambasa ve Komanda sağlık bölgelerine sıçradığını duyurdu. Bu bölgeler, daha önce salgının yoğun olduğu Beni ve Butembo şehirlerine yakın konumda bulunuyor. DSÖ verilerine göre, 2018 Ağustos'unda başlayan bu onuncu Ebola salgınında toplam vaka sayısı 2.000'i aşarken, ölü sayısı 1.400'ün üzerine çıktı. Ancak DSÖ, gerçek vaka sayısının resmi rakamların çok üzerinde olabileceğini belirtiyor. Özellikle çatışmaların sürdüğü bölgelerde sağlık ekiplerine erişim kısıtlı olduğu için birçok vakanın kayıtlara geçmediği düşünülüyor.
DSÖ Sözcüsü Christian Lindmeier, Cenevre'de düzenlediği basın toplantısında, "Salgının tam boyutunu görmemizi engelleyen gerçek kör noktalar var. Bu kör noktalar, özellikle güvensizlik nedeniyle sağlık ekiplerinin ulaşamadığı alanlarda ortaya çıkıyor" dedi. Lindmeier, salgının hâlâ uluslararası bir halk sağlığı acil durumu olarak değerlendirildiğini ve küresel bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Ebola salgını, KDC'nin doğusundaki Kuzey Kivu ve Ituri eyaletlerinde yoğunlaşmış durumda. Bu bölgeler, hem silahlı grupların faaliyet gösterdiği hem de Uganda, Ruanda ve Burundi sınırına yakın olması nedeniyle salgının komşu ülkelere sıçrama riski taşıyor. Uganda'da daha önce iki vaka tespit edilmiş ancak kontrol altına alınmıştı. DSÖ, bölge ülkelerinde sınır kontrollerinin artırıldığını ve aşılama kampanyalarının devam ettiğini açıkladı. Bununla birlikte, salgının uluslararası yayılma riskinin düşük olduğu, ancak tamamen göz ardı edilemeyeceği belirtiliyor.
KDC'deki Ebola salgını, 2014-2016 yılları arasında Batı Afrika'da 11.300'den fazla kişinin ölümüne yol açan salgından sonraki en büyük ikinci salgın olarak kayıtlara geçti. DSÖ ve yerel sağlık otoriteleri, aşı ve tedavi yöntemlerindeki ilerlemelere rağmen, güvenlik sorunları, halkın sağlık ekiplerine güvensizliği ve altyapı eksiklikleri nedeniyle salgını kontrol altına almakta zorlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika kıtasında artan ekonomik ve diplomatik ilişkileri bağlamında KDC ve komşu ülkelerdeki sağlık krizlerini yakından takip ediyor. Ebola salgınının kontrol altına alınamaması, bölgedeki ticari faaliyetleri ve Türk şirketlerinin yatırımlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, salgının uluslararası bir halk sağlığı acil durumu olarak devam etmesi, Türkiye'nin Sağlık Bakanlığı aracılığıyla yürüttüğü insani yardım politikalarını da şekillendirebilir. DSÖ'nün uyarıları, küresel salgın hazırlığı ve erken uyarı sistemlerinin önemini bir kez daha ortaya koyarken, Türkiye'nin bu alandaki kapasitesini artırması gerektiğine işaret ediyor.