Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yayımladığı son küresel gıda güvenliği raporunda, güvensiz gıdaların dünya genelinde yılda yaklaşık 1,5 milyon kişinin ölümüne ve 866 milyon kişinin hastalanmasına neden olduğunu açıkladı. Rapor özellikle 5 yaş altı çocukların durumuna dikkat çekiyor: Dünya nüfusunun yalnızca yüzde 10'unu oluşturan bu yaş grubu, gıda kaynaklı hastalıkların neredeyse üçte birini oluşturuyor. DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, gıda güvenliğinin ihmal edildiği takdirde özellikle gelişmekte olan ülkelerde sağlık sistemleri üzerinde yıkıcı bir yük oluşturduğunu vurguladı.
Küresel gıda güvenliği krizi derinleşiyor
DSÖ'nün raporu, 31 bölgeden 15 temel gıda kaynaklı patojen ve 39 farklı hastalığın analiz edilmesiyle hazırlandı. Verilere göre en yaygın ölüm nedenleri arasında salmonella, E. coli ve norovirüs gibi bakteriyel ve viral patojenler yer alıyor. 2023 yılı itibarıyla, her yıl 10 kişiden 1'i güvensiz gıda tüketimi nedeniyle hastalanıyor. En yüksek risk altındaki bölgeler, yetersiz altyapı ve düzenleyici denetim eksikliği nedeniyle Afrika ve Güneydoğu Asya olarak belirlendi. DSÖ, raporunda tedarik zinciri yönetiminden çiftlikten sofraya kadar uzanan süreçte hijyen standartlarının iyileştirilmesi çağrısı yaptı. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, gıda güvenliği eğitimi ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğinin altı çizildi. Raporda, iklim değişikliğinin gıda güvenliği üzerindeki etkilerine de dikkat çekiliyor; artan sıcaklıklar ve aşırı hava olayları, gıda kaynaklı hastalıkların yayılmasını hızlandırıyor.
DSÖ yetkilileri, güvensiz gıdanın yalnızca sağlık değil, aynı zamanda ekonomik sonuçları olduğunu da belirtiyor. Hastalıklar nedeniyle kaybedilen iş gücü ve sağlık harcamalarının küresel ekonomiye yıllık maliyetinin 110 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. Özellikle düşük gelirli ülkelerde bu yük, kalkınma çabalarını baltalıyor.
Orta Doğu'da gıda güvenliği riskleri artıyor
Raporda Orta Doğu bölgesine ayrı bir parantez açılıyor. Bölgedeki çatışmalar, mülteci akınları ve iklim değişikliği, gıda güvenliğini ciddi tehdit altına alıyor. Suriye, Yemen, Irak ve Filistin gibi ülkelerde bozulan altyapı, gıda denetim mekanizmalarının çökmesine yol açıyor. Özellikle kamplarda yaşayan mülteciler, hijyenik olmayan koşullarda hazırlanan gıdalar nedeniyle sık sık salgın hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. DSÖ, Orta Doğu'da gıda kaynaklı hastalık vakalarının yüzde 40'ının kontamine su ve yetersiz pişirme koşullarından kaynaklandığını belirtiyor. Bölgede 5 yaş altı çocuk ölümlerinin önemli bir kısmı ishal kaynaklı olup, bunların büyük çoğunluğu güvenli gıda ve suya erişimle önlenebilir durumda. DSÖ, Orta Doğu ülkelerini ulusal gıda güvenliği stratejilerini güçlendirmeye ve sınır ötesi işbirliğini artırmaya çağırıyor.
Küresel bağlamda ise DSÖ, tüm üye devletlere gıda güvenliğini ulusal sağlık öncelikleri arasına almaları çağrısı yapıyor. Düzenleyici çerçevelerin iyileştirilmesi, halkın bilinçlendirilmesi ve acil durum müdahale sistemlerinin kurulması öneriler arasında. ABD ve AB gibi gelişmiş ülkelerde bile yılda 100 milyondan fazla kişi gıda zehirlenmesi yaşarken, sorunun küresel boyutu gözler önüne seriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
DSÖ'nün raporu, Türkiye'nin tarım ve gıda sektöründe denetim mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğine işaret ediyor. Türkiye, gıda ticaretinde önemli bir aktör; özellikle Orta Doğu ve Avrupa pazarlarına yapılan ihracatta gıda güvenliği standartlarının karşılanması, hem ticari itibar hem de halk sağlığı açısından kritik. Raporda vurgulanan iklim değişikliği kaynaklı riskler, Türkiye'nin su kaynakları ve tarımsal üretimini doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, Suriye'den gelen mülteci nüfusun yoğun olduğu bölgelerde gıda güvenliğine yönelik ek önlemler alınması, salgın hastalık riskini azaltmak için önem taşıyor. Türkiye'nin mevcut denetim sistemini modernize etmesi ve halkı bilinçlendirme kampanyalarına ağırlık vermesi, hem iç piyasa hem de bölgesel istikrar açısından kritik bir adım olacaktır.