ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ı 'taş devrine döndürmekle' tehdit ettiği konuşmasından saatler sonra, Çin'in yuan cinsinden sınır ötesi ödeme sistemi CIPS (Cross-Border Interbank Payment System) tek bir günde işlem hacminde rekor kırdı. Olay, doların küresel ticaretteki hakimiyetinin azaldığı bir dönemde, yuanın uluslararası arenadaki yükselişinin en somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Peki, doların yerini almaya aday para birimleri arasında yuan, avroyu geçebilir mi?
Rekor kıran CIPS ve yuanın yükselişi
Nisan ayı başında, Trump'ın İran'a yönelik sert söylemleriyle tırmanan gerilim ortamında, Çin'in merkez bankası destekli ödeme sistemi CIPS, bir günde işlenen işlem sayısında tarihi bir zirveye ulaştı. CIPS'in günlük işlem hacmi, daha önce görülmemiş seviyelere çıkarak, uluslararası ticarette yuan kullanımının ne kadar hızlandığını gösterdi. Çin, özellikle Rusya- Ukrayna savaşı sonrası Batı yaptırımlarından kaçınmak isteyen ülkeler için bir alternatif haline gelirken, yuanın dünya ticaretindeki payı da giderek artıyor. Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) verilerine göre, yuanın küresel ödeme işlemlerindeki payı geçen yıl %2,5'i aşarken, dolar hâlâ %40'ın üzerinde bir orana sahip.
CIPS, 2015 yılında faaliyete geçti ve bugün dünya genelinde 100'den fazla ülkede kullanılıyor. Sistem, SWIFT'e alternatif olarak tasarlanmış olsa da, henüz onunla rekabet edebilecek seviyede değil. Ancak Çin, özellikle Rusya, İran ve diğer ABD yaptırımı altındaki ülkelerle ticarette yuanı teşvik ediyor. Bu durum, doların 'silah olarak kullanılmasına' karşı bir duruş olarak yorumlanıyor. Economist Dergisi'nin 'Reserve Currency' başlıklı analizinde belirttiği gibi, doların hegemonyası sorgulanırken, yuan yükselişte.
Küresel rezerv para statüsü için yarış
Avrupa Merkez Bankası'nın son verilerine göre, avronun küresel döviz rezervlerindeki payı %20 civarında seyrediyor. Yuan ise %2,7 ile üçüncü sırada yer alıyor. Ancak yuanın büyüme hızı, avronunkini geride bırakmış durumda. Çin'in Merkez Bankası, son yıllarda swap anlaşmaları yoluyla birçok ülkeyle doğrudan döviz ticareti yapıyor ve yuan cinsinden tahvil piyasasını genişletiyor. Ayrıca, BRICS ülkelerinin ortak bir para birimi oluşturma çabaları da doların alternatifini arayan ülkeleri birleştiriyor.
Ancak uzmanlar, yuanın avronun yerini almasının kolay olmadığını vurguluyor. Avro, ABD dolarından sonra en çok kullanılan rezerv para birimi olmaya devam ediyor ve Avrupa Birliği'nin derin sermaye piyasaları, hukuki altyapısı ve siyasi istikrarı yuan karşısında avantaj sağlıyor. Çin'in hâlâ sıkı sermaye kontrolleri uygulaması ve hukuki şeffaflık sorunları, yuanın uluslararasılaşmasını yavaşlatan faktörler arasında. Bununla birlikte, Çin'in 'Dijital Yuan' projesi gibi teknolojik hamleleri, ödeme sistemlerinde devrim yaratma potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in yuan temelli ödeme sistemindeki bu ivme, Türkiye için de önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor. Türkiye, son yıllarda Çin ile ticaretini artırırken, yerel para birimleriyle ticaret anlaşmalarına yöneliyor. Özellikle doların rezerv para statüsünün sorgulandığı bir dönemde, yuan cinsinden ticaret, Türkiye'nin döviz rezervlerini çeşitlendirmesi ve dolar bağımlılığını azaltması açısından avantajlı olabilir. Ancak, Çin'in artan nüfuzu ve Türkiye'nin Batılı müttefikleriyle ilişkilerinde yaratabileceği gerilimler, bu sürecin dikkatli yönetilmesini gerektiriyor. Ayrıca, yuanın likidite ve konvertibilite sorunları, Türk şirketleri için operasyonel zorluklar çıkarabilir. Bölgesel olarak, Rusya ve İran gibi ülkelerle benzer arayışlar, Türkiye'nin finansal bağımsızlık hedefleriyle örtüşüyor ancak jeopolitik dengeleri de etkiliyor.