İran'da Amerikan doları karaborsada ilk kez 2 milyon riyal seviyesini aştı. Ülke ekonomisi, ABD yaptırımları ve İsrail ile yaşanan savaşın etkisiyle ağır bir krizin içinde. Resmi olmayan döviz kurlarına göre 1 dolar 2 milyon 100 bin riyal civarında işlem görürken, bu durum İran halkının alım gücünü ciddi şekilde eriyor. Uzmanlar, doların değer kazanmasının enflasyonu daha da körükleyeceği ve halkın temel ihtiyaçlara erişimini zorlaştıracağı görüşünde. Tahran'daki döviz bürolarında uzun kuyruklar oluşurken, birçok İranlı tasarrufunu dövize çevirmeye çalışıyor. Bu gelişme, yaklaşık 90 milyonluk ülkede ekonomik istikrarsızlığın ne kadar derinleştiğini gözler önüne seriyor. Peki, 2 milyon riyalin alım gücü ne? Türkiye'de yaklaşık 480 TL'ye, yani yaklaşık 10 dolara denk gelen bu para ile İran'da; bir kilogram tavuk eti (yaklaşık 850 bin riyal) ve bir litre süt (yaklaşık 350 bin riyal) alınabiliyor. Ancak 2 milyon riyal, artan kira ve fatura ödemelerinin yanında cüzi bir miktar olarak kalıyor.
Yaptırımların Gölgesinde Savaş Ekonomisi
İran ekonomisi, 2018 yılında ABD'nin nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve yeniden devreye aldığı yaptırımlarla birlikte ciddi bir daralma yaşamıştı. Bu yaptırımlar, ülkenin petrol ihracatını büyük ölçüde kısıtlarken, bankacılık ve dış ticaret işlemlerini de neredeyse durma noktasına getirdi. İran hükümeti, bütçe açığını kapatmak ve devlet harcamalarını finanse etmek için sürekli olarak para basmak zorunda kaldı. Bu da enflasyonun kontrolden çıkmasına yol açtı. 2024'te İsrail ile yaşanan savaş ise ekonomiyi daha da kırılgan hale getirdi. Ülke, askeri harcamaları artırmak zorunda kalırken, uluslararası ticaret yolları da güvenlik endişeleri nedeniyle sekteye uğradı. İran'da yıllık enflasyon resmi verilere göre yüzde 40'ların üzerinde seyrediyor. Ancak bağımsız ekonomistler, gerçek enflasyonun yüzde 60'ı aştığını belirtiyor. Gıda fiyatları son bir yılda ortalama yüzde 70 artarken, et, süt, yumurta gibi temel gıda ürünleri birçok aile için lüks hale geldi. İran Merkez Bankası'nın döviz kurlarını kontrol altına almak için yaptığı müdahaleler ise sınırlı kalıyor.
Bölgesel İstikrarsızlığa Yansımalar
İran'daki bu ekonomik çöküş, yalnızca iç dinamiklerle sınırlı kalmıyor; bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. İran, Orta Doğu'da Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki müttefik grupları finanse ederken, bu grupların ayakta kalması doğrudan Tahran'ın kaynaklarına bağlı. Zayıflayan ekonominin bölgesel projelerini sürdürme kabiliyetini azaltması bekleniyor. Öte yandan, İran'da yaşanacak olası bir toplumsal patlama, komşu ülkeleri de etkileyebilir. Ekonomik kriz, 2022'de ülke genelinde geniş çaplı protestolara yol açmış; hükümetin sert müdahalesi ile bastırılmıştı. Benzer bir senaryonun yeniden yaşanması halinde bölgesel güvenlik dengeleri değişebilir. Ayrıca İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri devam ederken, bu süreçte uluslararası toplumun Tahran'a yönelik politikaları da şekillenecek. Özellikle ABD ve İsrail'in, İran'ın zayıflamasını fırsata çevirmek istemesi, bölgesel gerilimi daha da artırabilir. İran'ın ekonomik krizi, sadece ülke için değil, tüm Orta Doğu coğrafyası için bir risk unsuru olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki ekonomik kriz, Türkiye'yi yakından ilgilendiren bir gelişme. İki ülke arasındaki ticaret hacmi, yaptırımlara rağmen yıllık 5-6 milyar dolar seviyelerinde. İran'ın artan ithalat maliyetleri, Türk ihracatçısını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, İran'da yaşanacak olası bir toplumsal istikrarsızlık, ülkeden Türkiye'ye yönelik yeni bir göç dalgası yaratabilir. Sınır komşusu olarak güvenlik politikalarında İran'ın kırılganlaşması, Ankara'nın terörle mücadele ve sınır güvenliği stratejilerini de etkileyebilir. Türkiye'nin, bu süreçte diplomatik ve ekonomik kanalları açık tutarak İran'da olası bir istikrarsızlığın bedelini en aza indirmesi önem taşıyor. Bölgesel dengeleri değiştirebilecek bu ekonomik çöküş, Türk dış politikasının önümüzdeki dönemde en kritik gündem maddelerinden biri haline gelebilir.