İsrail'in aşırı sağcı milletvekillerinden Zvi Sukkot, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan bir Filistin anıtına balyozla saldırarak büyük bir skandala imza attı. Olay, Filistinliler ile İsrailliler arasındaki gerginliği daha da artırırken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da dahil olmak üzere pek çok kesimden kınama yağdı. Sukkot'un bu eylemi, bölgedeki tansiyonu yükseltirken, uluslararası toplumun da dikkatini bir kez daha işgal altındaki topraklardaki hak ihlallerine çekti.
Olayın ayrıntıları ve Sukkot'un geçmişi
Zvi Sukkot, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Burqa köyü yakınlarında bulunan ve Filistinlilerin 'Nabi Şuayb' olarak adlandırdığı, Müslümanlar ve Dürziler için kutsal kabul edilen bir anıtı hedef aldı. Görüntülerde, Sukkot'un bir balyozla anıtın mermerlerine vurarak parçaladığı, ardından da olayı sosyal medya hesabından paylaştığı görülüyor. Sukkot, daha önce de Beni Gantz liderliğindeki Ulusal Birlik Partisi'nden ayrılarak, daha radikal bir çizgiye sahip olan Dini Siyonizm Partisi'ne katılmıştı. Batı Şeria'daki yasa dışı Yahudi yerleşimlerinin sözcülüğünü yapan Sukkot, daha önce de benzer provokatif eylemleriyle biliniyor.
Sukkot'un bu eylemi, İsrail'deki koalisyon hükümetinin içindeki aşırı sağcı unsurların, Filistinlilere yönelik baskıyı artırdığı bir dönemde geldi. Başbakan Netanyahu, olayın ardından yaptığı açıklamada, 'Bu tür eylemler, İsrail'in değerlerine ve hukukun üstünlüğüne aykırıdır. Kimsenin kendi başına yasa dışı yollara başvurmasına izin verilmeyecektir' dedi. Ancak Netanyahu'nun bu sözleri, Sukkot'un partisi olan ve koalisyon ortağı bulunan Dini Siyonizm'in lideri Bezalel Smotrich tarafından hemen yalanlandı. Smotrich, Sukkot'un eylemlerini 'vatanseverlik' olarak nitelendirdi ve 'Filistinlilere ait hiçbir şeyin kutsal olmadığını' savundu.
Filistinlilerin tepkisi ve uluslararası boyut
Filistin makamları ise saldırıyı kesin bir dille kınadı. Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, 'Bu saldırı, İsrail hükümetinin Filistin halkına karşı yürüttüğü sistematik baskının bir parçasıdır. Uluslararası toplumu, bu suçlara karşı harekete geçmeye çağırıyoruz' ifadelerini kullandı. Olay, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği tarafından da kınandı. BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, 'Kutsal mekanlara saygı gösterilmesi gerektiğini' belirterek, tarafları sakin olmaya davet etti.
Bu tür provokasyonlar, bölgedeki barış sürecinin önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor. İsrail'in aşırı sağcı hükümet politikaları ve yerleşimci şiddeti, iki devletli çözümü her geçen gün daha da imkansız hale getiriyor. Uluslararası toplum, İsrail'in bu tür eylemleri engellememesini eleştirirken, İsrail üzerindeki baskı da artıyor. Öte yandan, Sukkot'un eylemleri, İsrail toplumunun içinde de derin bir yarılma yaratmış durumda. Birçok İsrailli, bu tür eylemlerin ülkenin itibarını zedelediğini ve güvenliğini tehdit ettiğini düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği bir kez daha gündeme getiriyor. Türkiye, İsrail'in Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerini ve aşırı sağcı politikalarını sürekli olarak eleştiriyor. Bu olay, Türkiye'nin bölgedeki istikrarı tehdit eden bu tür provokasyonlara karşı tepkisini artırmasına neden olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistinlilere yönelik diplomatik girişimleri ve insani yardımları hız kazanabilir. Bölgesel güvenlik açısından, bu tür olayların Orta Doğu'da yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebileceği endişesi, Türkiye'nin bölgedeki istikrar çabalarını da olumsuz etkileyebilir. Türkiye, uluslararası platformlarda Filistin hakkının savunulması konusundaki kararlılığını sürdürecektir.