Ocak 2001'de Amerikalıların ezici çoğunluğu ülkeleriyle gurur duyuyordu. Pew Araştırma Merkezi verilerine göre o tarihte Cumhuriyetçilerin yüzde 92'si, Demokratların ise yüzde 87'si kendisini Amerikalı olmaktan gururlu olarak tanımlıyordu. Aradan geçen 23 yılda bu tablo tamamen değişti. Günümüzde iki büyük parti arasındaki vatanseverlik açığı derinleşirken, Demokratların önemli bir kısmı artık ülkenin temel değerlerine ve kurumlarına yabancılaşmış durumda.
Gelişmenin Arka Planı: Vatanseverlikten Yabancılaşmaya
2001'de 11 Eylül saldırılarının hemen öncesinde Amerikan toplumu, ulusal kimlik konusunda olağanüstü bir birliktelik sergiliyordu. Her iki partinin seçmenleri de ülkelerinin dünyadaki lider rolünü sorgulamıyor, Amerikan rüyasına inanıyordu. Ancak Irak Savaşı, 2008 mali krizi, artan gelir eşitsizliği ve son olarak 2020'deki George Floyd protestoları bu tabloyu kökünden sarstı.
Pew'in 2023 tarihli son anketine göre, Cumhuriyetçilerin yüzde 78'i hala Amerikalı olmaktan gurur duyduğunu söylerken, Demokratlarda bu oran yüzde 56'ya geriledi. Bu, 22 yılda 31 puanlık bir düşüş anlamına geliyor. Daha da çarpıcı olanı, Demokratlar arasında Amerikan tarihi ve kurumlarına yönelik eleştirel bakışın giderek radikalleşmesi. Genç Demokrat seçmenlerin yüzde 40'ı ülkenin kuruluş felsefesini 'ırkçı' veya 'baskıcı' olarak nitelendiriyor.
Uzmanlara göre bu kopuş, Demokrat Parti'nin son yıllarda kimlik politikalarına ve ırksal adalet söylemine ağırlık vermesiyle hızlandı. Parti tabanında 'Amerikan istisnacılığı' kavramına duyulan güven sarsılırken, ulusal semboller ve milli marş gibi unsurlar tartışmalı hale geldi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin iki büyük partisi arasındaki bu vatanseverlik uçurumu, ülkenin dış politikasına da yansıyor. Dünyanın en güçlü askeri ve ekonomik gücü olan ABD'nin iç siyasetindeki bu kutuplaşma, uluslararası ittifakları ve küresel liderlik rolünü zayıflatıyor. Avrupa ve Asya'daki müttefikler, Washington'un karar alma mekanizmalarındaki bu çatlağı yakından izliyor.
Özellikle Çin ve Rusya gibi rakipler, ABD'nin iç bölünmüşlüğünü fırsat olarak görüyor. Demokratlar arasında artan 'Amerika'yı eleştirme' eğilimi, otoriter rejimlerin propaganda araçlarına malzeme sunuyor. Öte yandan Cumhuriyetçi kanattaki aşırı milliyetçi söylemler de ülkenin itibarını zedeliyor.
Bu durum, küresel kamuoyunda ABD'nin demokratik bir model olarak çekiciliğini azaltıyor. Gelişmekte olan ülkeler, Amerikan demokrasisinin krizde olduğu algısıyla kendi yönetim modellerini meşrulaştırmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de Demokratların Amerikan değerlerinden kopuşu, Türkiye-ABD ilişkilerinde bir fırsat penceresi açabilir. Demokrat Parti'nin son yıllarda Türkiye'ye yönelik eleştirel tutumu, insan hakları ve demokrasi vurgusu, bu kopuşun bir parçası olarak okunabilir. Ancak Ankara, Washington'daki bu iç çalkantının kendi lehine kullanılmasının sınırlı olduğunu bilmeli. Zira Cumhuriyetçi kanat da Türkiye'ye yönelik S-400 yaptırımları gibi konularda sert duruş sergiliyor. Türkiye için asıl önemli olan, ABD'nin iç siyasetindeki bu kırılmanın NATO ittifakının geleceğine ve bölgesel güvenlik dinamiklerine etkisini doğru analiz etmek.