The Intercept'te yayımlanan bir analize göre, ABD'deki Demokrat Parti içinde İsrail-Filistin meselesinde yaşanan bölünme aslında parti liderliği ile taban seçmenleri arasında derin bir uçurumu yansıtıyor. Analiz, Demokrat seçmenler arasında İsrail'e verilen desteğin giderek marjinal bir görüş haline geldiğini, ancak ana akım medyanın bu konuyu hâlâ eşit ağırlıklı bir tartışma gibi sunduğunu öne sürüyor. Bu durum, Amerikan siyasetinde İsrail'e yönelik geleneksel iki partili desteğin aşındığına işaret ediyor.
Parti liderliği seçmenle uyumsuz
Analize göre, Demokrat Parti'nin üst düzey isimleri - Başkan Joe Biden, Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer ve Meclis Başkanı Nancy Pelosi dahil - İsrail'e güçlü destek vermeye devam ediyor. Ancak Gallup ve Pew araştırma merkezlerinin anketleri, Demokrat seçmenler arasında İsrail'e sempati duyanların oranının son yıllarda hızla düştüğünü gösteriyor. Gallup'un 2021 verilerine göre, Demokratların yalnızca %38'i İsrail'e, %46'sı ise Filistinlilere daha fazla sempati duyuyor. Pew'in 2022 anketinde ise Demokratların %41'i İsrail'in, %31'i Filistinlilerin müzakerelerde daha ciddi olduğunu düşünüyor.
Bu eğilim, özellikle genç ve ilerici seçmenler arasında daha belirgin. 18-29 yaş grubundaki Demokratların neredeyse yarısı İsrail yerine Filistin'e sempati duyarken, bu oran 65 yaş üstünde %16'ya düşüyor. The Intercept, medyanın bu değişimi yansıtmakta başarısız olduğunu, konuyu parti içinde hâlâ 50/50 bir bölünme gibi çerçevelediğini belirtiyor. Oysa gerçek bölünme, parti liderliği ile taban arasında.
Medya çerçevesi ve siyasi etkileri
Makalede, ana akım medyanın Demokrat parti liderlerinin İsrail yanlısı tutumunu "merkez" olarak sunarken, Filistin yanlısı görüşleri "aşırı sol" olarak etiketlediği eleştirisi yapılıyor. Bu çerçeve, aslında parti tabanının görüşlerini marjinalleştiriyor. The Intercept yazarları, medyanın bu yaklaşımının, seçmenlerin tercihlerini doğru yansıtmadığı gibi, ABD'nin İsrail politikasında bir değişimi engellediğini savunuyor.
Bu durumun pratik sonuçları da var. Örneğin, Mayıs 2021'de Gazze'de yaşanan çatışmalar sırasında, birçok Demokrat milletvekili İsrail'in hava saldırılarını eleştiren açıklamalar yaparken, parti liderliği İsrail'i desteklemeye devam etti. Aynı şekilde, Demokratic sosyalist ilerici kanat, İsrail'e askeri yardımı koşullandırmayı önerirken, bu fikir liderlik tarafından reddedildi. The Intercept'e göre, eğer medya gerçek bölünmeyi yansıtsaydı, parti politikasının değişmesi için daha fazla baskı oluşabilirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Demokrat Parti'deki bu değişim, ABD'nin Orta Doğu politikasının geleceğine dair ipuçları veriyor. Türkiye, ABD-İsrail ilişkilerinin seyrini yakından takip etmek durumunda; çünkü Washington'un bölgedeki angajmanları doğrudan Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını etkiliyor. Eğer İsrail'e yönelik Amerikan desteği azalırsa, ABD'nin Filistin politikasında değişiklik olabilir; bu da Türkiye'nin öteden beri savunduğu iki devletli çözüm vizyonuna katkı sağlayabilir. Ayrıca, Demokrat tabanın Filistin yanlısı eğilimi, ABD'deki İsrail lobisinin etkisini sorgulayan yeni bir siyasi alan yaratıyor. Türkiye, bu dinamikleri dikkate alarak ABD ile ilişkilerinde daha proaktif bir bölgesel politika izleyebilir. Öte yandan, medyanın bu gerçeği yansıtmaması, kamuoyunun yanlış algılanmasına yol açabilir; bu da Türkiye'nin ABD'deki imaj çalışmalarında alternatif kanallara yönelmesini gerektirebilir.