Küresel siyaset, giderek dini referanslarla beslenen kıyametçi bir söylemin etkisi altına giriyor. Özellikle ABD'li teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, Savunma Bakanı adayı Pete Hegseth ve Rus filozof Aleksandr Dugin gibi isimler, siyasi anlaşmazlıkları iyi ile kötü arasındaki ezeli bir mücadele olarak çerçeveleyerek uluslararası diplomasinin temel araçlarını işlevsiz hale getiriyor. Bu anlayış, rakipleri ölümcül düşmanlara dönüştürürken, müzakere masasını da ortadan kaldırıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Apokaliptik Düşüncenin Siyasete Sızması
Son yıllarda, özellikle Batı siyasetinde dini ve mistik referansların kullanımı belirgin bir artış gösterdi. Peter Thiel, liberal demokrasiyi eleştirirken sıklıkla Hristiyan eskatolojisine atıfta bulunuyor ve siyasi tercihleri “yaşam” ile “ölüm” arasında bir tercih olarak sunuyor. Benzer şekilde, eski Fox News yorumcusu ve Savunma Bakanı olarak atanan Pete Hegseth, Amerikan ordusunu “kültür savaşının” bir aracı olarak görürken, karşıt görüşleri “kötülükle” eşitliyor. Rusya cephesinde ise Aleksandr Dugin, Rus medeniyetini Batı'nın çöküşüne karşı kutsal bir savaşın öncüsü olarak tanımlıyor. Bu söylem, Ukrayna savaşı gibi somut çatışmaları medeniyetler savaşına dönüştürerek diplomasinin alanını daraltıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Diplomasinin Krizi
Bu tür bir kıyametçi söylem, uluslararası ilişkilerde rasyonel karar alma süreçlerini zedeliyor. Rakipler “şeytan” veya “Deccal” olarak kodlandığında, onlarla yapılacak herhangi bir anlaşma ahlaki bir ihanet olarak algılanıyor. Bu durum, özellikle Ortadoğu ve Doğu Avrupa'da çatışma çözümünü imkansız hale getiriyor. ABD'de Biden yönetiminin Rusya ile diplomatik kanalları açık tutma çabaları, Kongre'deki bazı gruplar tarafından “kötülükle iş birliği” olarak eleştiriliyor. Benzer şekilde, İran'la nükleer müzakereler, Tahran yönetimini “şeytan” olarak gören çevrelerin etkisiyle sekteye uğruyor. Küresel ölçekte, apokaliptik düşünce iklim değişikliği gibi varoluşsal tehditlerin siyasi tartışmalarda “kıyamet” söylemiyle ele alınmasına da yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bu apokaliptik söylem dalgasından doğrudan etkilenebilecek bir konumda. Hem Rusya hem de Batı ile ilişkilerini dengeleyen Ankara, tarafların birbirini “kötü” olarak tanımladığı bir ortamda manevra alanını kaybedebilir. Özellikle Suriye ve Ukrayna'da yürüttüğü dengeli diplomasi, karşıt kutuplaşmaların derinleşmesiyle başarısız olma riski taşıyor. Türkiye, bu tür kıyametçi söylemlerin tehlikesine karşı, rasyonel ve çok taraflı diplomasiyi savunarak bölgesel istikrarı koruyabilir. Ayrıca, İslam dünyasında benzer söylemlerin yayılmasının önüne geçmek için ılımlı bir dilin teşvik edilmesi stratejik bir öneme sahip.