Danimarka ve Grönlandlı yetkililer, ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle aylardır devam eden müzakerelerin ardından Grönland konusunda varılan anlaşmadan temkinli bir iyimserlik duyduklarını açıkladı. Üç hükümetin temsilcilerinin önümüzdeki hafta New York'ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda anlaşmayı imzalaması bekleniyor. Anlaşma, Grönland'ın statüsü ve ABD ile işbirliği konularını kapsıyor.
Müzakerelerin Arka Planı
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Aylardır süren zorlu müzakerelerin ardından bir anlaşmaya vardık. Bu, Grönland halkının çıkarlarını koruyan ve Danimarka Krallığı'nın egemenliğini teyit eden bir metin" dedi. Frederiksen, anlaşmanın detaylarına ilişkin henüz tam bir açıklama yapmaktan kaçındı, ancak görüşmelerin yapıcı bir havada geçtiğini belirtti.
Grönland Başbakanı Múte Bourup Egede ise yaptığı yazılı açıklamada, "Grönland'ın kendi kaderini tayin hakkı ve kendi kaynakları üzerindeki kontrolü bu anlaşmanın merkezinde yer alıyor. Temkinli bir iyimserlik içindeyiz, ancak nihai metni görmeden kesin bir değerlendirme yapmak için erken" ifadelerini kullandı.
ABD yönetiminden yapılan açıklamada ise anlaşmanın "Kuzey Kutbu'ndaki istikrar ve işbirliğini güçlendireceği" vurgulandı. Beyaz Saray Sözcüsü, "Başkan Trump, Grönland'ın stratejik önemini uzun süredir dile getiriyor. Bu anlaşma, karşılıklı çıkarlara dayalı bir ortaklık tesis ediyor" dedi.
2019 yılında Başkan Trump'ın Grönland'ı satın alma fikrini gündeme getirmesiyle başlayan tartışmalar, Danimarka'da sert tepkilere yol açmıştı. Danimarka Başbakanı o dönemde teklifi "absürt" olarak nitelendirmiş ve Trump'ın planlı Danimarka ziyaretini iptal etmesine neden olmuştu. Ancak son aylarda yürütülen müzakereler, ilişkilerde yeni bir sayfa açılmasını sağladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Grönland, dünyanın en büyük adası olup, Kuzey Kutbu'nda stratejik bir konuma sahip. Ada, zengin doğal kaynaklara (nadir toprak elementleri, uranyum, petrol ve doğalgaz) ev sahipliği yapıyor. Ayrıca iklim değişikliğiyle birlikte eriyen buzullar, yeni deniz ticaret yollarının açılmasını ve bölgedeki jeopolitik rekabetin artmasını beraberinde getiriyor. ABD, Rusya ve Çin'in Kuzey Kutbu'nda artan etkinliği, Grönland'ın önemini daha da artırıyor.
ABD'nin Grönland'daki Thule Hava Üssü (şimdiki adıyla Pituffik Uzay Üssü), Kuzey Amerika hava savunması ve erken uyarı sistemleri açısından kritik bir rol oynuyor. Anlaşmanın, bu üssün statüsü ve genişletilmesi konularını da kapsadığı düşünülüyor. Ayrıca, Grönland'ın nadir toprak elementleri rezervleri, ABD'nin Çin'e olan bağımlılığını azaltma stratejisi açısından önem taşıyor.
Danimarka, Grönland üzerindeki egemenliğini korurken, ABD'ye daha geniş ekonomik ve güvenlik işbirliği imkanı tanımış olacak. Anlaşmanın, Grönland'ın bağımsızlık sürecine ilişkin hükümler içerip içermediği ise belirsizliğini koruyor. Grönland, 2009'dan bu yana genişletilmiş özerkliğe sahip ve bağımsızlık referandumu yapma hakkı bulunuyor.
Avrupa Birliği ve NATO yetkilileri, anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını ancak detayları beklediklerini açıkladı. NATO Genel Sekreteri, "Kuzey Kutbu'ndaki işbirliği, ittifakın güvenliği için hayati önem taşıyor" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO üyesi olarak Kuzey Kutbu'nda doğrudan taraf değil; ancak ABD ile Danimarka arasındaki bu anlaşma, ittifak içi dengeler ve ABD'nin küresel öncelikleri açısından dolaylı etkilere sahip. ABD'nin Grönland'a odaklanması, diğer bölgelerdeki taahhütlerini etkileyebilir. Ayrıca, nadir toprak elementleri konusunda Çin'e bağımlılığı azaltma çabası, Türkiye'nin de benzer stratejiler geliştirmesi için bir örnek teşkil edebilir. Türkiye, kendi nadir toprak elementleri rezervlerini (Eskişehir-Beylikova) geliştirerek küresel tedarik zincirinde yer almayı hedefliyor. Anlaşma, Kuzey Kutbu'ndaki jeopolitik rekabetin ticari ve güvenlik boyutlarını gözler önüne seriyor.