Görev süresi sona ermek üzere olan Cumhuriyetçi Senatör John Cornyn (Texas), Salı günü yapılan bir onay duruşmasında, Trump yönetiminin tartışmalı “anti-silahlanma fonu” hakkında sorular yönelttiği Adalet Bakanlığı (DOJ) başkan adayı ve geçici Başsavcı Todd Blanche’ın adaylığı konusunda hâlâ kararsız olduğunu açıkladı. Cornyn, “Devam ediyorum…” sözleriyle adaylığa net bir destek vermekten kaçınarak, Blanche’ın yanıtlarını daha ayrıntılı değerlendireceğini ima etti.
Gelişmenin Arka Planı
Blanche, DOJ’un başına geçmek üzere Senato Adalet Komitesi’nde ifade verirken, özellikle eski Başkan Donald Trump’ın yargılandığı davalarda savunma avukatı olarak görev yapmış bir isim. Bu geçmişi, adaylığını siyasi kutuplaşmanın odağı haline getiriyor. Duruşmada Cornyn, Blanche’a, Trump yönetiminin federal kurumların “silaha dönüştürülmesini” önlemek için kurduğu ve 50 milyon dolar bütçesi olduğu belirtilen özel fon hakkında sert sorular sordu. Cornyn, fonun amacının belli olmadığını ve DOJ’un bağımsızlığını zedeleyebileceğini öne sürdü. Blanche ise fonun şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle yönetileceğini savunsa da Cornyn’i ikna edemedi.
Bu duruşma, ABD’de yargı bağımsızlığı ve siyasi müdahale tartışmalarının alevlendiği bir döneme denk geliyor. Blanche’ın adaylığı, Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler tarafından bağımsızlık endişeleriyle karşılanırken, Trump’ın destekçileri Blanche’ı “sisteme karşı savaşçı” olarak görüyor. Cornyn’in kararsız tavrı, Cumhuriyetçi Parti içindeki bölünmeyi de gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD’deki bu iç siyasi çekişme, küresel demokrasi algısını da etkiliyor. Avrupa Birliği ve diğer Batılı müttefikler, DOJ’un bağımsızlığının zayıflaması halinde uluslararası hukuk ve ittifak sistemlerine yansımaları olacağı konusunda uyarılarda bulunuyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ve Çin ile rekabet ortamında, ABD’nin hukuk kurumlarına olan güvenin sarsılması, küresel istikrarı tehdit edebilir. Blanche’ın atanması durumunda, DOJ’un siyasi davalara müdahale edip etmeyeceği merak konusu.
Bu karar, aynı zamanda ABD’nin yurt dışındaki yatırımcı güvenini de etkileyebilir. Hukukun üstünlüğüne dair endişeler, uluslararası şirketlerin ABD pazarına olan ilgisini azaltabilir. Öte yandan, Trump taraftarları Blanche’ın atanmasını “derin devlet” ile mücadele olarak görürken, muhalifler bunu otoriterleşme işareti olarak okuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bu yargısal atama süreci, Türkiye’nin dış politikasını doğrudan etkilemese de, küresel hukuk normları açısından önemli bir sınav niteliği taşıyor. Türkiye, ABD’nin yargı bağımsızlığına dair tartışmalarının, kendi yargı sistemine yönelik uluslararası eleştirilerle kesiştiği bir dönemde bu gelişmeyi yakından izlemeli. Blanche’ın atanması, ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırım veya hukuki süreçlerinde (örneğin, Halkbank davası) siyasi müdahale riskini artırabilir. Ayrıca, NATO müttefiki olarak ABD’deki kurumsal zayıflama, Türkiye’nin savunma ve güvenlik iş birliğini olumsuz etkileyebilir.