Kolombiya Üniversitesi'nde görev yapan Yahudi asıllı öğretim üyeleri, Gazze'deki İsrail-Hamas savaşı sırasında Filistin yanlısı protestolara verdikleri destek nedeniyle maruz kaldıklarını iddia ettikleri antisemitist tutum ve davranışlar hakkında üniversite yönetimine resmi başvuruda bulundu. Salı günü ABD Eşit İstihdam Fırsatı Komisyonu'na (EEOC) sunulan şikayette, profesörlerin kampüs içinde dışlandıkları, tehdit edildikleri ve mesleki itibarlarının zedelendiği öne sürülüyor.
Gelişmenin arka planı
New York merkezli Kolombiya Üniversitesi, 7 Ekim 2023'te başlayan İsrail-Hamas çatışmalarının ardından öğrenci ve akademisyenler arasında derin bir kutuplaşmaya sahne oldu. Filistin yanlısı protestolar, üniversite yönetiminin sert müdahaleleriyle karşılaşırken, çok sayıda öğrenci gözaltına alındı ve bazı akademisyenler disiplin soruşturmasına tabi tutuldu. Ancak bu kez şikayetçi olanlar, Yahudi kökenli olmalarına rağmen Filistin davasına destek verdikleri için hedef alındıklarını iddia ediyor. Profesörler, kampüste yürütülen Filistin yanlısı eylemlere katıldıkları için diğer Yahudi meslektaşları tarafından 'hain' olarak nitelendirildiklerini, sosyal medyada linç kampanyalarına maruz kaldıklarını ve bazı derslerinin boykot edildiğini belirtiyor. EEOC'ye yapılan başvuruda, üniversite yönetiminin bu duruma kayıtsız kaldığı ve şikayetleri ciddiye almadığı ifade ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kolombiya Üniversitesi'ndeki bu olay, ABD genelinde İsrail-Filistin çatışmasının üniversite kampüslerinde yarattığı gerilimin sadece bir örneği. Harvard, Stanford ve Yale gibi prestijli üniversitelerde de benzer şekilde, Filistin yanlısı protestocu öğrenci ve akademisyenlerin antisemitizmle suçlandığı, aynı zamanda Yahudi kökenli olup Filistin davasına destek verenlerin de çifte ayrımcılığa uğradığı görülüyor. ABD Eğitim Bakanlığı, savaşın başlamasından bu yana ülke genelinde antisemitizm ve İslamofobi şikayetlerinde ciddi artış olduğunu rapor etti. Bu durum, ifade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki ince çizginin kampüslerde nasıl yönetileceği konusunda tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bazı akademisyenler, Filistin yanlısı protestoların antisemitizmle eşleştirilmesinin meşru siyasi eleştiriyi baskılamak için kullanıldığını savunurken, diğerleri Yahudi öğrenci ve öğretim üyelerinin güvenliğinin tehlikeye atılmaması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, küresel ölçekte İsrail-Filistin çatışmasının sadece Ortadoğu'yu değil, ABD gibi uzak ülkelerdeki eğitim kurumlarını da derinden etkilediğini gösteriyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği tarihsel destek ve Gazze'deki insani krize yönelik aktif diplomatik girişimleriyle biliniyor. ABD kampüslerinde Filistin yanlısı seslerin bastırılmaya çalışılması, Türkiye'nin uluslararası kamuoyunda hakikat mücadelesini daha da önemli kılıyor. Ankara'nın, ifade özgürlüğü ve akademik özgürlüklerin korunması için benzer durumları yakından takip etmesi ve gerektiğinde diplomatik kanallardan destek vermesi beklenebilir. Ayrıca bu tür olaylar, Türk üniversitelerinde de Filistin meselesine duyarlılığın artmasına ve akademik dayanışma ağlarının güçlenmesine katkı sağlayabilir.