2026 yılı ABD ara seçimlerinde ön seçim takvimi henüz yarılanmışken, Demokrat Parti'nin aşırı sol kanadı olarak bilinen ve “squad” diye adlandırılan grup, şimdiden dört sandalye kaybetti. Bu sayı, söz konusu oluşumun doğduğu 2018 yılındaki kayıpların iki katı. Colorado eyaletinde 8. Bölge'de yapılacak ön seçim, hareketin kalıcılığını ve etkisini test edecek bir turnusol kağıdı niteliği taşıyor.
Gelişmenin arka planı: “Squad”ın çöküşü
“The Squad” veya Türkçe adıyla “Ekip”, 2018 ara seçimlerinde ilk kez Temsilciler Meclisi'ne seçilen ve aşırı ilerici çizgideki Demokrat milletvekillerinden oluşuyor. Alexandria Ocasio-Cortez, Ilhan Omar, Ayanna Pressley ve Rashida Tlaib gibi isimlerin öncülük ettiği bu grup, Medicare for All, Yeşil Yeni Düzen ve göç reformu gibi radikal politikalarla dikkat çekmişti. Ancak 2026 yılı itibarıyla, bu akımın seçim başarısı sorgulanır hale geldi.
Şu ana kadar ön seçimlerde mağlup olan dört Demokrat vekil arasında, Michigan'dan Rashida Tlaib ve Minnesota'dan Ilhan Omar da bulunuyor. Her iki isim de İsrail-Filistin ve ABD iç politikası konusundaki sert çıkışlarıyla tanınmıştı. Colorado'nun 8. Bölgesi'nde ise mevcut vekil, göçmen hakları ve iklim krizi gibi konularda “squad” çizgisine yakın politikalar izlese de, bölgedeki seçmen kitlesi daha ılımlı adaylara yöneliyor.
Uzmanlara göre bu eğilim, Amerikan solunun aşırı kanadının marjinalleştiğini gösteriyor. Ülke genelinde enflasyon, suç oranları ve sınır güvenliği gibi konuların öne çıkması, radikal sosyal politikaların seçmen nezdinde geri plana itilmesine yol açıyor. Ayrıca Demokrat Parti içinde ılımlı kanadın güç kazanması, Başkan Joe Biden'ın da merkezci bir pozisyon almasıyla birleşince, “squad”ın siyasi etkisi azalıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD solunda dönüşüm
Colorado'daki ön seçimler, sadece bir eyaletin değil, tüm ABD siyasetinin geleceği açısından önemli sinyaller veriyor. Eğer “squad” burada da bir sandalye kaybederse, hareketin oluşturduğu siyasi dalga tamamen sönmüş olacak. Bu durum, Biden yönetiminin iklim politikaları ve sağlık reformu gibi alanlarda daha pazarlıkçı bir çizgi benimsemesine kapı aralayabilir.
Küresel ölçekte ise, ABD'de aşırı solun gerilemesi, Çin ve Rusya gibi rakipler açısından farklı anlamlar taşıyor. “Squad” üyeleri, Çin ve Rusya'ya yönelik sert yaptırımlara karşı çıkmışlardı. Bu seslerin Meclis'te azalması, Biden'ın dış politikada daha transatlantikçi ve Çin karşıtı bir duruş sergilemesini kolaylaştırabilir. Öte yandan, İsrail-Filistin sorununda Filistin yanlısı tutumlarıyla bilinen “squad” üyelerinin kaybı, ABD'nin İsrail politikasında da bir denge değişimine işaret edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de “squad” olarak bilinen aşırı sol kanadın gerilemesi, Türkiye-ABD ilişkileri açısından dolaylı ancak önemli etkiler doğurabilir. Bu grup, özellikle Suriye, Doğu Akdeniz ve Ermeni iddiaları konularında Türkiye karşıtı çıkışlarıyla biliniyordu. Colorado ön seçimleri ve genel eğilim, bu sesin ABD Kongresi'nde zayıfladığını gösteriyor. Biden yönetiminin daha merkezci bir çizgiye kayması, NATO ittifakı ve savunma işbirliği açısından Türkiye'ye olumlu yansıyabilir. Ancak bu durum, ABD iç siyasetindeki dalgalanmaların Türkiye lehine kalıcı bir fırsat sunduğu anlamına gelmiyor; Ankara'nın kendi stratejik pozisyonunu sağlamlaştırması kritik önem taşıyor.