ABD’nin Maine eyaletinden Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins, 2018 yılında Yüksek Mahkeme’ye atanmasına destek verdiği Yargıç Brett Kavanaugh’un, 2022’de anayasal kürtaj hakkını ortadan kaldıran kararında belirleyici rol oynamasından duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. Collins, New York Times’a verdiği mülakatta, “Kavanaugh’un bu şekilde oy kullanacağını bilseydim yine de onay verir miydim? Bilmiyorum” ifadelerini kullandı. Ancak senatör, o dönemde Kavanaugh’un yeminli ifadelerine ve geçmişine güvendiğini, bu nedenle oyundan pişmanlık duymadığını vurguladı. Kararın, ABD’de siyasi kutuplaşmayı daha da derinleştirdiğine dikkat çeken Collins, Kongre’nin kürtaj haklarını federal yasa ile güvence altına alması gerektiğini söyledi.
Gelişmenin arka planı
Susan Collins, 2018’de Yargıç Brett Kavanaugh’un Yüksek Mahkeme’ye atanması sürecinde, kendisinin kürtaj karşıtı olmadığına dair verdiği güvencelere dayanarak lehte oy kullanan birkaç Cumhuriyetçi senatörden biriydi. Kavanaugh, 2022’deki Dobbs v. Jackson Women’s Health Organization davasında, 1973’teki Roe v. Wade kararıyla tanınan anayasal kürtaj hakkını sona erdiren çoğunluk görüşüne katıldı. Karar, kadınların kürtaja erişimini eyaletlerin insiyatifine bırakırken, birçok muhafazakar eyalette neredeyse tamamen yasaklanmasına yol açtı. Collins, Kavanaugh’un daha önceki ifadelerinin aksine, yerleşik içtihadı koruyacağı yönündeki sözlerini tutmadığını savundu. Senatör, “Kendisine güvendim ve hayal kırıklığına uğradım” dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Kürtaj kararı, ABD’de sadece iç siyaseti değil, aynı zamanda küresel kadın hakları hareketini de etkiledi. Birçok ülke, ABD’nin bu geri adımını kendi yasalarını gözden geçirmek için bir uyarı olarak değerlendirirken, Latin Amerika ve Avrupa’da kürtaj haklarını genişleten yeni düzenlemeler yapıldı. Kolombiya ve Meksika’da anayasa mahkemeleri kürtajı kısmen serbest bırakırken, İrlanda ve Arjantin gibi ülkeler daha önce benzer adımlar atmıştı. ABD’de ise Dobbs kararı, 2022 ara seçimlerinde Demokratlar’ın beklenenden iyi performans göstermesine neden oldu ve kürtaj hakkının korunmasını kampanyalarının merkezine koymalarına yol açtı. Collins’in açıklamaları, Cumhuriyetçi Parti içinde kürtaj konusundaki bölünmeyi de gün yüzüne çıkardı; parti tabanının çoğunluğu kararı desteklerken, ılımlı kanat endişeli.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de kürtaj, 1983 tarihli Nüfus Planlaması Kanunu ile 10 haftaya kadar serbest bırakılmıştır ve son yıllarda bu hakkın kısıtlanmasına yönelik siyasi tartışmalar yaşanmıştır. ABD’deki Dobbs kararı, Türkiye’deki muhafazakar çevrelerde kürtajın tamamen yasaklanması yönünde bir model olarak gösterilirken, laik kesim ve kadın örgütleri bu gelişmeyi bir uyarı olarak değerlendirmektedir. Türkiye’nin AB ile ilişkileri ve kadın hakları alanındaki uluslararası taahhütleri göz önüne alındığında, ABD’deki bu kararın Türkiye’deki yasal düzenlemelere doğrudan bir etkisi olmasa da, siyasi söylem ve toplumsal tartışmalarda referans noktası olarak kullanılmaya devam edeceği değerlendirilmektedir. Ayrıca, Collins gibi ılımlı Cumhuriyetçilerin muhalefeti, kürtaj hakkının savunulmasında uluslararası dayanışmanın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.