Çin'in hızla büyüyen teknoloji sektörü, Pekin yönetiminin on yılı aşkın süredir uyguladığı agresif devlet destekli finansman modelinin zaaflarını gözler önüne seren bir gelişmeyle sarsıldı. Merkezi Şenzen'de bulunan ve yapay zeka alanında faaliyet gösteren bir start-up, devlet fonlarının yoğun katılımına rağmen likidite krizine girince, Çin'in teknolojiyi küresel rekabette öne çıkarma stratejisinin sürdürülebilirliği sorgulanmaya başlandı. Uzmanlar, ABD'nin vergi teşvikleri ve dolaylı desteklerle teknoloji şirketlerini beslerken, Çin'de yerel yönetimlerden merkezi hükümete kadar her kademenin doğrudan hisse alarak risk üstlenmesinin yapısal sorunlar yarattığını belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Söz konusu start-up, 2020 yılında kurulmuş ve kısa sürede Çin'in önde gelen teknoloji fonlarından yüz milyonlarca dolar yatırım almıştı. Yatırımcılar arasında Şenzen Belediyesi'nin yatırım kolu, Pekin merkezli bir devlet fonu ve birkaç eyalet düzeyindeki kalkınma bankası bulunuyordu. Şirket, otonom sürüş yazılımları geliştiriyor ve kısa sürede 50'den fazla şehirde pilot projeler başlatmıştı.
Ancak şirketin bu yılın başında nakit akışı sorunları yaşadığı, bazı çalışanlarına maaş ödeyemediği ve tedarikçilere olan borçlarını ertelemek zorunda kaldığı ortaya çıktı. Yapılan incelemelerde, devlet fonlarının şirkete sadece sermaye sağlamakla kalmadığı, aynı zamanda yönetim kurulunda yer alarak stratejik kararlara doğrudan müdahil olduğu görüldü. Bu durum, piyasa sinyallerinden bağımsız kararlar alınmasına ve kaynakların verimsiz kullanılmasına yol açtı.
Uzmanlara göre, Çin'in teknoloji finansman modeli, kısa vadede başarılı görünse de, uzun vadede sürdürülemez hale geliyor. ABD'de devlet, Ar-Ge vergi indirimleri ve küçük işletme kredileri gibi dolaylı araçlarla özel sektörü teşvik ederken; Çin'de belediyeler, eyaletler ve merkezi hükümet doğrudan hisse alarak 'başarısız olma ihtimali olmayan' şirketler yaratmaya çalışıyor. Bu durum, kaynakların yanlış dağılımına ve 'zombi şirketlerin' çoğalmasına neden oluyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu olay, yalnızca Çin'in iç pazarını değil, küresel teknoloji tedarik zincirlerini de etkileyebilecek potansiyele sahip. Çin, yapay zeka, yarı iletkenler ve otonom sistemler gibi kritik alanlarda ABD ile rekabet ederken, devlet destekli modelin zaafları Pekin'in 'teknolojik bağımsızlık' hedefini sekteye uğratabilir. Özellikle ABD'nin Çin'e yönelik yarı iletken ambargoları ve teknoloji transferi kısıtlamaları, Çinli şirketleri daha fazla devlet desteğine mahkum ediyor.
Öte yandan, bu tür başarısızlıklar Çin'in uluslararası itibarını da etkiliyor. Yabancı yatırımcılar, şeffaflık ve hesap verebilirlik eksikliği nedeniyle Çin teknoloji piyasasına mesafeli yaklaşıyor. Dünya Bankası ve IMF gibi kuruluşlar, Çin'in devlet odaklı kalkınma modelinin orta gelir tuzağına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Analistler, bu gelişmenin Çin hükümetini teknoloji finansmanında reform yapmaya zorlayabileceğini düşünüyor. Ancak Pekin'in, ideolojik olarak devlet kontrolünü gevşetmeye yanaşmadığı biliniyor. ABD'nin 'Çip Yasası' gibi girişimlerle yarı iletken üretimini kendine çekme çabaları, Çin'in yerli teknoloji ekosistemini daha da kırılgan hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin teknoloji politikaları açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, savunma ve yapay zeka gibi alanlarda devlet destekli fonlarla yerli teknoloji geliştirmeye çalışırken, Çin örneği aşırı devlet müdahalesinin risklerini gösteriyor. Türkiye'nin, ABD benzeri bir modelle özel sektörü teşvik ederken, Çin'in doğrudan hisse alma yöntemini kısmen kullanması, ancak şeffaflık ve piyasa disiplinini koruması gerekiyor. Ayrıca, Türkiye'nin Çin ile teknoloji alanındaki işbirlikleri, bu tür yapısal sorunlardan etkilenebilir. Ankara, teknoloji bağımsızlığını hedeflerken, sürdürülebilir bir finansman modeli oluşturmalıdır.