Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Kuzey Kore ile dostluğa bağlılığının ve ülkenin lideri Kim Jong Un'un liderliğine olan desteğinin 'değişmeyeceğini' açıkladı. Şinhua ajansının cumartesi günü bildirdiğine göre, Şi, iki ülke arasındaki ortak çıkarları koruma kararlılığının da aynı şekilde süreceğini vurguladı. Bu açıklama, Kuzey Kore'nin nükleer programı ve uluslararası yaptırımlar nedeniyle baskı altında olduğu bir dönemde geldi.
Arka plan ve gelişmeler
Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 75. yıldönümü vesilesiyle yapılan konuşmada Şi, Kuzey Kore'ye verilen desteğin 'tarihsel geleneğe' dayandığını ve 'jeopolitik koşullar ne olursa olsun' devam edeceğini belirtti. Analistlere göre bu mesaj, ABD'nin bölgedeki artan askeri varlığına karşı Caydırıcılık taşıyor. Şinhua'nın aktardığına göre, Şi, 'Pekin ve Pyongyang arasındaki dostluk, sınamalar karşısında zayıflamadı, aksine daha da güçlendi' ifadelerini kullandı. Kuzey Kore'nin resmi Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA) da bu açıklamayı doğrularken, iki ülke arasındaki askeri ve ticari bağların arttığına dikkat çekti.
Uzmanlar, Çin'in Kuzey Kore'ye verdiği desteğin üç temel ayağı olduğunu belirtiyor: ekonomik yardım, enerji tedariki ve diplomatik koruma. BM Güvenlik Konseyi'nde veto hakkına sahip olan Çin, Kuzey Kore'ye yönelik sert yaptırımları defalarca engellemişti. Buna karşın, Çin'in Rusya ile birlikte Kuzey Kore'yi Ukrayna savaşında dolaylı olarak desteklediği iddiaları da bulunuyor. Pyongyang'ın Moskova'ya askeri malzeme sağladığı yönündeki istihbarat raporları, bölgesel denklemleri daha da karmaşık hale getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Şi'nin bu açıklaması, Güney Kore ve Japonya'nın ABD ile ittifakını güçlendirdiği bir döneme denk geldi. Washington, son aylarda Seul ve Tokyo ile ortak askeri tatbikatları artırırken, Çin ve Kuzey Kore de bu hamlelere füze denemeleriyle karşılık veriyor. Kore Yarımadası'ndaki gerginlik, 2023'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Kuzey Kore, yıl boyunca birçok balistik füze denemesi gerçekleştirirken, nükleer silah kullanma tehdidini de yeniledi. Çin'in net desteği, Pyongyang'ın uluslararası toplumdan gelen diplomatik ve ekonomik baskıya rağmen yolundan sapmayacağını gösteriyor.
Bu gelişmenin küresel etkileri ise çok boyutlu. Birleşmiş Milletler'in nükleer silahsızlanma hedefleri zarar görebilir, ayrıca Çin'in 'barışçıl kalkınma' söylemiyle eylemleri arasındaki uçurum daha da belirginleşiyor. Öte yandan, ABD Başkanı Joe Biden'ın Asya politikasındaki 'içerme çemberi' stratejisi, Çin'in bu hamlesiyle tepkiyle karşılaşmış durumda. Bölgesel ittifaklar yeniden şekillenirken, Çin-Kuzey Kore ekseni, Rusya-Ukrayna savaşının gölgesinde yeni bir jeopolitik gerilim alanı olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır Kore Yarımadası'ndaki barış sürecine ilgi duymakta ve BM kararları doğrultusunda Kuzey Kore'ye yönelik yaptırımları desteklemektedir. Çin'in bu hamlesi, Ankara'nın bölgedeki dengeleri daha yakından izlemesini gerektirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin NATO üyesi olarak Çin-Rusya-Kuzey Kore eksenine karşı ittifak dayanışması içinde olması, dış politikada yeni açılımları zorunlu kılabilir. Ekonomik açıdan ise, Kuzey Kore'ye yönelik yaptırımların sertleşmesi, Türk firmalarının bölgedeki ticaret fırsatlarını kısıtlayabilir. Ancak, Çin ile ticari ilişkileri de göz önünde bulunduran Ankara, bu süreçte daha temkinli bir denge politikası izleyebilir.