Çin, Pazartesi günü Japonya'ya yönelik ihracat kısıtlamalarını önemli ölçüde genişleterek aralarında ülkenin önde gelen savunma araştırma enstitülerinin de bulunduğu kurumları hedef aldı. Pekin yönetimi, Japonya Başbakanı Fumio Kişida'nın geçen hafta Washington'da ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı görüşmelerin ardından gelen bu adımla, dört devlet savunma araştırma enstitüsünü kara listeye eklerken düzinelerce Japon şirketini sıkı ihracat kontrollerine tabi tuttu. Uzmanlara göre bu hamle, iki ülke arasında tırmanan teknoloji ve güvenlik rekabetinin bir yansıması.
Gelişmenin arka planı
Çin Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan genişletilmiş yaptırım listesi, Japonya'nın Savunma Bakanlığı bünyesindeki Teknoloji, Tedarik ve Lojistik Ajansı'na bağlı dört araştırma enstitüsünü içeriyor. Ayrıca, insansız hava araçları (İHA) üreticilerinden nükleer enerji firmalarına kadar birçok Japon şirketi, Çin'e ihracat yapmak için özel lisans almak zorunda kalacak. Listede, Mitsubishi Heavy Industries, Toshiba ve NEC gibi ülkenin en büyük savunma ve teknoloji şirketlerinin yanı sıra drone üreticisi ACSL ve nükleer ekipman tedarikçisi Japan Steel Works de yer alıyor.
Ancak Çinli yetkililer, bu kısıtlamaların doğrudan savunma alanıyla sınırlı olmadığını, çift kullanımlı (hem sivil hem askeri amaçla kullanılabilen) teknolojileri de kapsadığını vurguluyor. Yarı iletken üretim ekipmanları, ileri malzemeler ve hassas işleme makineleri gibi ürünler de kısıtlamalardan etkilenecek. Bu durum, özellikle Japonya'nın küresel yarı iletken tedarik zincirindeki kritik rolü nedeniyle dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin'in bu hamlesi, ABD ve müttefiklerinin Çin'in teknoloji yükselişini sınırlamak için uyguladığı ihracat kontrollerine bir yanıt olarak değerlendiriliyor. Washington yönetimi, özellikle yarı iletken ve yapay zeka alanlarında Çin'e yönelik kısıtlamalarını son yıllarda artırmıştı. Japonya, bu bağlamda ABD'nin en önemli müttefiklerinden biri olarak öne çıkıyor. Tokyo hükümeti, Ekim 2023'te yürürlüğe giren yeni ihracat kontrol düzenlemeleriyle Çin'e yarı iletken üretim ekipmanı satışını kısıtlamıştı.
Pekin'in misillemesi, sadece Japonya'yı değil, aynı anda ABD ve İngiltere'yi de hedef alan daha geniş bir stratejinin parçası. Çin'in bu üç ülkeye yönelik eş zamanlı yaptırımları, küresel ticaret savaşlarının yeni bir evreye girdiğine işaret ediyor. Uzmanlar, bu gelişmenin küresel tedarik zincirlerini daha da karmaşık hale getireceğini ve özellikle teknoloji şirketlerinin Çin pazarına erişimini zorlaştıracağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-Japonya arasındaki bu teknoloji savaşı, Türkiye'yi doğrudan hedef almasa da küresel tedarik zincirlerindeki aksamalar Türkiye ekonomisini etkileyebilir. Türkiye, savunma sanayii başta olmak üzere yüksek teknoloji ürünlerinde dışa bağımlı olduğundan, bu tür kısıtlamalar alternatif tedarik kanalları arayışını hızlandırabilir. Ayrıca, iki ülke arasındaki gerilim Ankara'nın Asya-Pasifik bölgesindeki ticari ve diplomatik manevralarını daha dikkatli yapmasını gerektirebilir. Türkiye, hem Çin hem de Japonya ile dengeli ilişkiler sürdürmeye çalışırken, bu tür küresel rekabetlerin yansımalarını yakından izlemelidir.