Avustralya'nın önde gelen düşünce kuruluşlarından Lowy Enstitüsü, Pazar günü yayımladığı bir raporla Çin'in Avustralya'ya doğrudan füze saldırısı düzenleme kapasitesine sahip olduğunu ve bu tehdidin giderek arttığını ortaya koydu. Rapora göre Pekin yönetimi, Güney Çin Denizi'ndeki ada inşaatlarını hızlandırırken uzun menzilli ve hipersonik silahlarını da sürekli olarak geliştiriyor. Asya-Pasifik'teki güç dengesini değiştirme potansiyeli taşıyan bu gelişme, bölgedeki ittifakları ve savunma stratejilerini yeniden şekillendiriyor.
Raporun detayları: Çin'in askeri kabiliyeti arttı
Lowy Enstitüsü'nün 2024 Asya-Pasifik Güç Dengesi raporu, Çin'in füze cephaneliğindeki nicelik ve nitelik artışına dikkat çekiyor. Buna göre Çin, kıtalararası balistik füzelerinin (ICBM) sayısını son beş yılda iki katına çıkarırken, hipersonik silah sistemlerinde de önemli ilerlemeler kaydetti. Raporda, özellikle DF-41 ve DF-21D gibi gemisavar balistik füzelerin Avustralya için doğrudan tehdit oluşturduğu vurgulanıyor.
Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki yapay ada inşaatları da raporda ayrıntılı olarak ele alınıyor. Bu adalara yerleştirilen radar sistemleri ve füze rampaları sayesinde Pekin'in, bölgedeki deniz ve hava sahasını etkin bir şekilde kontrol edebildiği ifade ediliyor. Rapora göre, bu adalar Çin'e Avustralya'nın kuzey kıyılarına yönelik önleyici bir saldırı başlatma kabiliyeti kazandırıyor.
Raporda ayrıca, Çin'in nükleer caydırıcılık kapasitesinin de büyüdüğü belirtiliyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verileriyle uyumlu olan bu tespit, Çin'in nükleer savaş başlığı sayısını 2023 yılında 410'a çıkardığını ortaya koyuyor. Bu sayının 2021'de 350 olduğu düşünülürse, artış oranı dikkat çekici.
Bölgesel ve küresel boyut
Raporda, Çin'in bu askeri yığınağının sadece Avustralya'yı değil, tüm Asya-Pasifik bölgesini tehdit ettiği belirtiliyor. ABD, Japonya, Hindistan ve Avustralya'dan oluşan Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (Quad) üyelerinin, Çin'in artan saldırganlığına karşı ortak savunma mekanizmalarını güçlendirdiği ifade ediliyor. Özellikle AUKUS paktı kapsamında Avustralya'ya nükleer denizaltı tedarik edilmesi, Çin'in tehdit algısını artıran başlıca unsurlardan biri.
Uzmanlara göre, Çin'in hipersonik füze teknolojisindeki ilerlemeleri, mevcut füze savunma sistemlerini etkisiz hale getirme potansiyeli taşıyor. Bu durum, ABD ve müttefiklerinin savunma stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden oluyor. Pentagon'un 2023 Çin Askeri Gücü raporu da benzer tespitler yaparak, Çin'in 2025 yılına kadar 1.500'den fazla balistik ve seyir füzesi konuşlandırabileceğini öngörüyor.
Çin'in bu hamleleri, Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik iddialarını da pekiştiriyor. Pekin yönetimi, bölgede serbest dolaşım özgürlüğünü kısıtlayan yeni deniz kuralları getirirken, Filipinler ve Vietnam gibi komşu ülkelerle de gerginlik yaşıyor. Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi'nin 2016'da Çin'in iddialarını hukuka aykırı bulmasına rağmen Pekin, bu kararı tanımadığını açıklamıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesine yönelik artan ilgisi bağlamında önem taşıyor. Ankara, son yıllarda Çin ile ticari ilişkilerini derinleştirirken, aynı zamanda ASEAN ülkeleriyle de stratejik ortaklık anlaşmaları imzaladı. Türkiye'nin savunma sanayi ihracatı hedefleri arasında bulunan Avustralya ve Japonya gibi ülkeler, Çin tehdidi nedeniyle savunma harcamalarını artırma eğiliminde. Bu durum, Türk savunma firmaları için potansiyel pazar oluşturuyor. Ancak Çin'in artan saldırganlığı, Türkiye'nin bölgedeki dengeli politikasını zorlayabilir. Ayrıca, Çin'in hipersonik füze teknolojisindeki ilerlemesi, Türkiye'nin kendi füze savunma sistemleri geliştirme çabaları açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme.